17 Ağustos Marmara Depremi’nin 27. Yılında Jeoloji Mühendisleri Odası’ndan Çağrı: “Dirençli Kentler Kamusal Zorunluluktur”

TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası Adıyaman Yönetim Kurulu Başkanı Osman Özdemir, 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nin 27. yıl dönümü dolayısıyla yaptığı açıklamada, afetlere hazırlıklı ve dirençli yerleşimlerin oluşturulmasının bir tercih değil, kamusal bir sorumluluk olduğunu vurguladı.

GÜNCEL - 15-08-2026 14:19

 

17 Ağustos 1999 tarihinde saat 03.02’de Kocaeli merkezli meydana gelen 7,4 büyüklüğündeki Marmara Depremi; Kocaeli, Sakarya, Düzce, İstanbul, Yalova ve Bolu başta olmak üzere geniş bir bölgede ağır yıkıma neden oldu. Resmî rakamlara göre 18 bin 373 kişinin yaşamını yitirdiği, yaklaşık 50 bin kişinin yaralandığı ve 375 bin yapının hasar gördüğü deprem, Türkiye’nin afet gerçeğini bir kez daha gözler önüne serdi.

TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası Adıyaman Yönetim Kurulu Başkanı Osman Özdemir, aradan geçen 27 yıla rağmen Marmara Depremi’nde yaşanan acıların hafızalardaki yerini koruduğunu belirterek, hayatını kaybeden vatandaşları saygı ve özlemle andı.

Özdemir, Marmara Depremi’nin yalnızca bir doğa olayı olmadığını, yanlış yer seçimi, plansız kentleşme, niteliksiz yapılaşma, yetersiz denetim ve bilimsel mühendislik hizmetlerinin ihmal edilmesinin ağır sonuçlarını ortaya koyduğunu ifade etti.

Açıklamada, Türkiye’nin bir deprem ülkesi olduğu vurgulanarak, depremlerin afete dönüşmesinin kaçınılmaz olmadığına dikkat çekildi. Deprem bilincinin yalnızca sarsıntı sırasında yapılması gerekenleri bilmekten ibaret olmadığı belirtilirken, kentlerin jeolojik özelliklerinin, zemin koşullarının ve yapı güvenliğinin önceden belirlenmesinin büyük önem taşıdığı kaydedildi.

“Afet riskleri bilimsel veriler doğrultusunda azaltılmalı”

Afetlere dirençli kentlerin yalnızca sağlam binalardan oluşmadığına dikkat çeken Özdemir, yerleşim alanlarının jeolojik yapısının ortaya konulması ve mikrobölgeleme çalışmalarının tamamlanması gerektiğini belirtti.

Açıklamada; aktif faylar, sıvılaşma, heyelan, kaya düşmesi, taşkın, tsunami ve diğer jeolojik tehlikelerin belirlenmesi, yerleşime uygun alanların bilimsel veriler doğrultusunda ortaya çıkarılması ve imar kararlarının bu çalışmalar esas alınarak alınması gerektiği ifade edildi.

Mevcut yapı stokunun yanı sıra ulaşım sistemleri ve kritik altyapıların da afetlere karşı güvenli hâle getirilmesi gerektiği belirtilirken, merkezi ve yerel yönetimlerin gelecek planlamalarını bilimsel ve jeolojik verilerle uyumlu şekilde yürütmesinin zorunlu olduğu kaydedildi.

Özdemir, jeolojik-jeoteknik etütlerin yalnızca bir prosedür veya formalite olarak görülmemesi gerektiğini belirterek, bu çalışmaların can ve mal güvenliğinin temel unsurlarından biri olduğunu ifade etti.

Kentsel dönüşüm uyarısı

Açıklamada kentsel dönüşüm uygulamalarına da dikkat çekilerek, dönüşümün yalnızca yapıların yenilenmesine indirgenmemesi gerektiği vurgulandı. Deprem tehlikesi, zemin koşulları, yapı güvenliği ve toplumsal ihtiyaçların birlikte değerlendirilmesi gerektiği belirtilirken, riskli yapıların güçlendirilmesi veya yenilenmesinin yanı sıra riskli alanlarda yeni yapılaşmanın önlenmesinin de hayati önem taşıdığı ifade edildi.

TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası olarak taleplerini sıralayan Özdemir, tüm yerleşim alanlarında mikrobölgeleme çalışmalarının tamamlanmasını, mevcut yapı stokunun risk önceliğine göre güvenli hâle getirilmesini, yapı ve zemin denetim sistemlerinin kamusal ve bağımsız bir anlayışla güçlendirilmesini ve afet eğitiminin toplumun tüm kesimlerine yaygınlaştırılmasını istedi.

“Bilim ve mühendisliğin gereklerini yerine getirmek kamusal sorumluluktur”

Deprem sonrasında yaraları sarmaya dayalı anlayıştan, afet meydana gelmeden önce riskleri azaltan bütünleşik bir afet yönetimi anlayışına geçilmesi gerektiğini vurgulayan Özdemir, açıklamasını şu ifadelerle sürdürdü:

“Afetlere dirençli yerleşimler mümkündür ve güvenli yaşam herkesin hakkıdır. Afetlere hazırlıklı ve dirençli yerleşimler bir tercih değil, kamusal bir zorunluluktur.”

Özdemir, 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nde yaşamını yitirenleri bir kez daha saygıyla anarak, başta merkezi ve yerel yönetimler olmak üzere toplumun tüm kesimlerini afet risklerinin azaltılması konusunda bilimsel ve kamusal çözümler geliştirmeye davet etti.

Haber: Celil Kocataş

Günün Diğer Haberleri