YEREL
Giriş Tarihi : 24-09-2021 01:21   Güncelleme : 10-10-2021 01:30

Bir Döneme Damga Vuran Radyo Programcısıydı….

90’lı yıllarda özel radyoların kurulmasıyla birlikte Adıyaman’da uzun yıllar radyo programcılığı yapan Hacı Ramazan Coşar kalp krizi geçirerek hayata gözlerini yumdu.

Bir Döneme Damga Vuran Radyo Programcısıydı….

 

Hacı Ramazan Coşar’ın cenazesi Adıyaman mezarlık camiinde kılınan cenaze namazı sonrası toprağa verildi. Coşar’ın cenaze namazına radyo programcıları, Adıyamanlı müzisyenler, yakınları ve sevenleri katıldı.

Adıyaman’da uzun yıllar mahalli eserler yayınlayarak kendine has yorumu ile şiirler okuyan Güzel İnsan Ramazan Coşar’ın “Bizim Sazımız Bizim Sözümüz” adlı programını dinleyen dinleyicileri de cenaze namazına katıldı. Duygulu anların yaşandığı Coşar'ın cenaze namazında sevenleri gözyaşlarına hakim olamadı.

Adıyaman’da ilk özel radyoların kuruluş aşamasında yer alarak 25 yılını radyo programcılığına veren Güzel İnsan Ramazan Coşar, meslek hayatında unutamadığı anılarını ve radyo günlerini Adıyaman’da Haber Gazetemize paylaşmıştı.

Yerel eserlere olan sevdasından yola çıkarak radyoculuk serüveniyle 25 yıl boyunca “Bizim Sazımız, Bizim Sözümüz” adlı radyo programıyla dinleyicileriyle buluşan Güzel İnsan Ramazan Coşar, uzun yıllar adından söz ettirmişti.

Yerel albümlerden oluşan arşivini radyo programına taşıyan Ramazan Coşar, ilk radyo programını ve radyoculukla buluşma serüvenini okuyucularımızla paylaşmıştı. Dile kolay gelen 25 yıllık radyoculuk hayatında unutamadığı, sadece bu işe olan sevgisinden dolayı hayatında iz bırakan anılarını okuyucularımıza anlatan Ramazan Coşar’ın vefat etmeden birkaç ay önce gazetemize verdiği özel röportajı.

Radyo programcılığına nasıl başladınız?

Radyoya girmeden önce benim kasetçi dükkanım vardı. İşyerim Adıyaman (Hısn-ı Mansur) Kalesi’nin eteğindeydi. İşyerimde üç işi birden yapıyordum. Hem bakkaldım hem de kasetçilik yapıyordum. Aynı anda çay ocağımda vardı. Tanıdığım bir kişi radyo açacaktı. Bu kişi yanıma gelerek mahalli eserlerden oluşan arşivimi benden isteyerek radyoda çalışmamı istedi. Benim 900’ün üzerinde kaset arşivim vardı. O kasetlerin hepsini Güney Radyo’ya verdim. Kirazınoğlu Memet ile Delikanlı Memet’in bütün arşivleri sadece bende vardı.

Adıyaman halkı özel radyolarla ilk defa nasıl buluştu?

İlimizde ilk radyo programcıları arasında yer almaktayım. Askerden geldikten sonra Adıyaman’da ilk radyolar arasında yer alan Güney FM’in kuruluşunda yer aldım. Radyoda çalıştığım zaman yaşım 26’ydı. Bahsettiği yılda 1994’tür. Radyo istasyonundan ilk yayını vermek için yoğun bir çaba sarf etmiştik. O direği kurarken vücudumda oluşan ağrılar halen omuzumda yer alıyor. Bahsettiğim radyo Güney Radyo’dur. Güney Radyo’dan sonra Radyo Tek’te ve ASR FM’de çalıştım. Daha sonra Radyo Tek’te uzun yıllar programlar yaptım.

Radyo’da ilk yaptığınız programı hatırlıyor musunuz?

Radyoda ilk yaptığım programdan şöyle bahsedeyim. Radyoda ilk patronumuz Ahmet Karaman’dı. Mustafa İnce ile birlikte Güney Radyo’nun sahipleriydiler. Ahmet Karaman ve Mustafa İnce Adıyaman dilini çok güzel konuştuğumu söyleyerek, program yapmam gerektiğini ifade ettiler. İşte o zaman “Bizim Sazımız, Bizim Sözümüz” adlı ilk programım ortaya çıktı. Hatta ilk programımı hiç unutmam. Esensoy Parkı’nın orada 4 katkı bir binada radyomuzun yeri vardı. O binada program yapıyorum. Mevsim yaz olunca havada çok sıcaktı. Mikrofonda uzundu, balkona çıkarak program yaptım. Mikrofonda konuştuğum anda bir kişi karşımda bir evin üst katında oturmuş beni dinliyormuş. Bende o kişinin beni dinlediğini bilmiyordum. Bende program anında “damda beni dinleyenlere bu eser armağanım olsun” dedim. O anonsu duyan adam bir sağına birde soluna baktı. Hemen aşağıya doğru indi. Bu anımı asla unutmam. İlk yaptığım programımda mahalli eserlere yer veriyordum. Programımda mahalli eserlerden başka hiçbir eser yayınlamadım. Program formatım her zaman mahalli yayındı. Mahalli yayının dışında 4 ay boyunca “Geceye Selam” adında bir program yaptım. 1994 yılından itibaren başlamış olduğum radyo programcılığım 2019 yılına kadar sürdü.

Radyoculuğa ilk başladığınız o günlerle ilgili olarak okuyucularımızla paylaşacağınız anılarınız var mı?

İlk programımızı yaptığımızda kasetlerle yayını sağlıyorduk. Bir eser yayındayken, o eser bitmeden farklı bir sanatçıdan eser hazırlıyorduk. Ön hazırlık kasetlerde ileri ve geri saran cihazlardan olur. Ancak radyomuzda ileri ve geri kaset sarma makinesi olmadığı için elimize aldığımız kalemle kasetleri ileri ve geri sarıyorduk. Göz kararıyla sanatçıların eserlerinin nerede olduğunu buluyorduk. Eserin başını kalemle bularak radyoda yayınlıyorduk. Bugün ise teknolojinin hızla ilerlemesiyle bilgisayarda anında eserler yayına veriliyor. Hatta bilgisayardan günlerce yayın hazırlanır. Radyoculuğa ilk başladığımız dönemlerde teknoloji bu kadar gelişmemişti.

Mahalli olarak yaptığınız ilk yayından sonra dinleyicilerinizden ne gibi dönüşümler aldınız?

Dinleyicilerimiz bizleri tebrik ettikleri vakit çok mutlu oluyorduk. Ayrıca hiçbir yerde olmayan eserleri radyoda yayınlayınca bu eserler dinleyicilerin çok hoşuna gidiyordu. Ama geriye baktığımda maddi olarak radyoculuktan ciddi anlamda paralar kazanmadım. Yaşım şuanda 53 olmuş ne bir sigortam var, nede bir maaşım var. 25 yıl boyunca Adıyaman’a hayat bağladım. Geçmişte radyo programcılığı yaptığım için şikayetçi miyim? Tabii ki değilim. Bunun sebebi memleketime olan sevdamdan kaynaklanıyor.

Radyoculuğa ilk başladığınızda bu mesleğin size maddi bir getirisi oldu mu?

O zamanlarda bu sektörün maddi getirisi vardı. Her programın sponsoru oluyordu. Radyoculuğun ilk yıllarında 10 dakika program yapıyorduk, 20 dakika reklam yayınlıyorduk. Birçok radyo programcısı çok para kazandı. Ama benim o kadar büyük paralar kazandığım olmadı. Çünkü her zaman memleketimi üsttün tuttum. Bu konuda bir anımı okuyucularınızla paylaşmak isterim. Bir gün radyoyu kapatacaklar, baktılar ki anahtar yok. Bende bu durum görünce kapının kolunu belime takarak, “Yarın ben radyoyu açarım” dedim. Memleket sevgimden dolayı bunları yaptım. Radyodan yayın yapmanın çok önemli bir görev olduğunu düşünüyordum. Yayınladığım bütün eserler mahalli eserlerdi. Şimdilerde ise sosyal medyada sevdiğim eserleri yayınlıyorum. Maksat stres atmak olsun.

Adıyaman’da Güney Radyo’dan sonra hangi radyolarda çalıştınız?

1 yıldan az bir süre Güney Radyo’da çalıştıktan sonra Radyo Tek’e geçtim. Radyo Tek’ten sonra ASR FM’de 3 ay çalıştım. Daha sonra tekrardan Radyo Tek’e döndüm. Güney FM benim ilk göz ağrımdır. Radyo Tek’e geçmemin sebebi o tarihlerde Güney FM’de bir takım yönetimsel sorunlar oldu. Daha sonra Güney FM’de el değişimi olunca radyonun yeni sahipleriyle anlaşamadık. Ondan sonra Radyo Tek’e geçtim. O dönemlerde Radyo Tek’te patronumuzun bir kızı önceki tarihlerde Güney FM’de programcıydı. Yani Radyo Tek’le buluşmamı sağlayan o dönemki patronumun kızıdır. Güney FM’de başlatmış olduğum mahalli yayın formatındaki programımı aynı şekilde Radyo Tek’teki programıma taşıdım. Radyoda yapmış olduğum yayının çok geniş bir dinleyici kitle tarafından dinlenildiğinin farkındaydım. Hatta çok fazla fanatik dinleyicilerim vardı. Program sonrası evimin kapısını çalıp, istek eser yayınlamamı isteyen dinleyicilerim bile oluyordu. Çünkü 90’larda herkesin evinde telefon yoktu. Bir gün radyoda programdayım. Kerkişin Köyünde bir dayım var. Halende o köyde yaşıyor. Programda canlı yayında telefonlar alırken bir dinleyiciyle şakalaştım. Dinleyiciye “iki kere iki kaç eder?” diye sorduğumda “dört eder” deyince şaka olsun diye “beş eder” demiştim. O an beni dinleyen dayım beni arayarak; “Hacı iki kere iki dört eder” demişti. Bu anıyı da asla unutamam.

Programınızda mahalli yayının içerisinde şiir de okurdunuz? Bu şiirler sizlere mi aitti?

Programımda okumuş olduğum şiirlerin üç ayrı kaynağı var. Bu şiirlerin kaynağı Sabri Erkut, Mehmet İmir ve benden oluşmaktadır. Ayrıca bu şiirler onlara ve bana aittir. Çocuk yaşta iken hiç şiir okumazdım. Bir tarihte radyo patronumla birlikte bir taziyede Kur’an-ı Kerim’i aşır okumaya gittim. Hocaömer taziye evinde mikrofonsuz aşır okudum. Taziye evinden çıktıktan sonra patronum bana, “Ramazan abi mikrofonsuz aşır okumana rağmen sanki elinde mikrofon varmış gibi aşır okudun. Ne kadar gür bir sesin var” demişti. Şiir okumamın ve sesimin gür olmasının sebebi şiveden kaynaklıdır.

Uzun yıllara rağmen dinleyici kitlenizi kaybetmemenizin nedeni neydi?

Benim radyoda dinleyici kitlemi kaybetmem için şivemi ve şiir okuma yönünü kaybetmem gerekirdi. Yaptığım işe saygı duyduğum için formatımı korumam gerekirdi. Mesela programlarımda Tarkan’ın, Ferdi Tayfur’un eserlerini de yayınlayabilirdim. Benim radyoda yaptığım programın tarzı hiçbir zaman değişmedi. Bunun sebebi Adıyaman’a olan sevdamdan kaynaklıdır. Bir tarihte Kahtalı Hamido’yu dinlemeye gitmiştik. Bahsettiğim tarihte ilk albümünü yapmıştı. Kahtalı Hamido beni görünce kendisine, “Adıyamanlıyı kim konuşuyor? Mahalli eserleri kim yayınlıyor?” deyince “Sen” dedi. Bende Kahtalı Hamido’ya; “Hani, kaset albümün nerede?” demiştim. Bahsettiğim dönemlerde Adıyaman’da beş yerel radyo vardı. Benim sözümün üzerine Kahtalı Hamido sabah bana bir albümünü getirdi. Bu albümdeki eserlere programımda sürekli olarak yer verdim. Rahmetlik Hasan Duymaz abi beni arayarak; “Radyoda Kahtalı Hamido’nun eserlerini yayınladığın için kaset satamıyorum, kaset” demişti. Besnili Haydar ilk albümünü yaptığında yanıma gelerek eserlerini programımda yayınlamamı istemişti. Benim adım Hacı Ramazan Coşar, babamın lakabı kantarcı Hacı Mustafa’dır. Güzel İnsan Ramazan Coşar olarak uzun yıllar programlarımla memleketime hizmet ettim.

Peki programlarda “Güzel İnsan” unvanıyla programa çıkmamızın hikayesi nedir?

Radyoculuğa ilk başladığım ilk günden son güne kadar hiçbir dinleyicimin isteklerini geri çevirmedim. Arşivimde olan eserlere yer vermeye çalıştım. Bir gün radyoda bir bay ve bayan sunucumuz istekleri okurken bende tonmaysterlik yapıyordum. Dinleyicilerimden biri bana eser armağan ederek, “Güzel İnsan” şeklinde not düşmüş. Bunun sebebi de hiçbir dinleyicimi kırmayarak istedikleri eserleri yayınlamamdan kaynaklanıyor. Bahsettiğim programdan sonra “Güzel İnsan Ramazan Coşar” olarak anıldım. Bu unvanı bana layık gören dinleyicilerime çok teşekkür ederim.

Son olarak neler söylemek istersiniz?

Radyo programcılığı konusunda hiç keşkelerim olmadı. Çünkü her programın en iyisini yaptım. Mahalli yayının yanında “Geceye Selam” adlı bir program yaptım. Radyo programcılığım bitti. 2019 yılında annem vefat ettikten sonra radyo programcılığını bıraktım. Herkese selam ve saygılarımı sunuyorum. Bizleri unutmayan herkesten Allah razı olsun.

Röportaj: Ömer Karakuş