GÜNCEL
Giriş Tarihi : 19-12-2020 01:26   Güncelleme : 25-12-2020 02:22

Geçmişe Yolculuk Yaptıran Araştırma

1970 yılında Adıyaman merkeze bağlı olan Kayatepe (Rezip) Köyü’ne bir araştırma üzerine gelen araştırmacıların köyün gelenek, görenek ve yaşam koşullarını ele aldıkları çalışma yıllar sonra ortaya çıktı.

Geçmişe Yolculuk Yaptıran Araştırma

Köyün yaşlılarından alınan bilgiler yıllar sonra gün yüzüne çıkarken, köyde fotoğraf çekimi yapıldıktan sonra köy halkı ile alınan notlar şu şekilde aktarılıyor.

Rezip (Kayatepe) Köyü Adıyaman merkez ilçesi Kuyucak bucağına bağlı olan bir köydür.

Temecük tepesinin güneyine bakan eteğinde, yaklaşık 350 yıl önce kurulduğu tahmin ediliyor. “Rez” = “Bağ”, “Rezip” = “Bağlık yer” anlamına geliyormuş.

Bir yerleşim birimi olması, köyde anlatılan Hasan Çelebi söylencesiyle örtüşüyor. Suriye’de kurak bir yerleşim yerinde Çelebikköyü’nde hayvancılıkla uğraşan Hasan Çelebi ve onun etrafında örülen söylencesi, köyün kuruluşunu anlatıyor; “Kuraklık ve susuzluk neticesinde göç eden Hasan Çelebi ve ailesinin yolu, önce Kuyucak civarına düşer. Oradan Bağdat'a... Bağdat'tan tekrar Kuyucak yöresine dönen Hasan Çelebi, orada yeniden evlenir ve yeni eşinden beş çocuğu olur. Ailesiyle, bağlık bir yer olan Rezip köyünü kurar.”

Kışları soğuk olan köy; Kır, Koda, Ömeran, Sıla ve Pir, Mumka, Cuma ve İrık mahallelerinden oluşuyor. Sıcakpınar tepesinin eteğinde arada toprak kayması meydana geliyor.

Dağlık alandaki köy yerleşiminde evler, eski konutlar dışında genelde iki katlı. Konutlar ya bir arada, bitişik ya da tek tek; ilk kat ahır, ikinci kat oturulacak alan şeklinde kullanılıyor. Rezip Köyü'nün evlerinin dış duvarları tamamen taştan, iç duvarları kerpiçten yapılmış, yapılıyor. Tek katlı olarak inşa edilmiş eski konutlar, tek odalı ve penceresiz. Pencere yerine bırakılmış iki veya üç delik, pencerenin işlevini görüyor.

Ocak odanın ortasında bulunuyor ve bacada tabii ki, damın ortasında. Yavaş yavaş bu konutlar terkedilmeye başlanmış. Zahire ve araç-gerecin konulduğu yerler haline dönüştürülmüş. İki katlı evlerde demir kafeslerle örülmüş pencereler var. İkinci kat genelde iki odalı yapılmış. Onun yanı sıra üç, dört odalı evler de göze çarpıyor. Konutların içinde hela nadiren görülüyor. Konuta bitişik bahçede helâ yer alıyor.1955 yılından itibaren toprağın bölünmesi, kan davası gibi nedenlerle ova köylerine, Adıyaman, Adana ve Mersin'e göç veren köyün halkı rençberlikle yaşamını devam ettiriyor.

Köyde ekime elverişli 350 dönüm toprak bulunuyor. Köy, Adıyaman yöresinde tütüncülüğü ile de anılıyor. Geniş aile tipi köyde yaygın olmakla birlikte, çekirdek aile de gelişimini sürdürüyor. Anne -baba ve evlenmemiş çocuklar genelde bir odada barınıyor. Evelenen erkek çocuk için ya konuta yeni bir oda ekleniyor veya ayrı bir ev yapılıyor. Köy halkı biraraya gelerek 1949'da camisini inşa etmiş. Konutlara ve onların içinde yaşayan hane halkına “nazar değmesin” diye, odaların duvarlarına üzerlikle süslemiş. Yılan ve akrep gibi hayvanların girmesini önlemek için de dualı kağıtlar, muskalar yazılmış ve üzerlik gibi duvarlara asılmış.

Konut inşa edilirken, temel için ilk kazmayı ev sahibinin vurması adettenmiş. Temel kazılırken yılan çıkarsa uğuruna; akrep ve kırkayağa rastlanırsa uğursuzluğuna inanılırmış. Temele ilk taş konulurken keçi, horoz, koyun gibi hayvanlardan kurban kesilir; kurbanın kanı mutlak surette temele akıtılırmış. Kurbanın başı da demir, gümüş eşya, muska, yatır taşı gibi mutlaka dualar eşliğinde temele konurmuş. Eşikte “şeytan”, “cin” gibi şeylerin bulunduğu düşünülür; eşiğe oturmak eşikte durmak bunun için iyi sayılmazmış. Eşiğe sağ ayakla basılır, bu arada besmele çekilirmiş.

Damda birkaç kez baykuşun ötmesi, uğursuzluk kabul edilir; oradan birinin öleceğine inanılırmış. Ölüsü olan konutun kapısı birkaç gün açık bırakılır; konutun her tarafı iyice temizlenir; ölü defnedildikten sonra köy halkı evlerini süpürerek tozları kapı dışarı edermiş.

Askere giden birinin kısmeti evde kalsın diye, tuz ve ekmeğin bir parçası askere gidene yedirilir; diğer kalan parçası da beze sarılarak evde saklanırmış. Köye kara sis çökerse, hayvanlar ahırlara ve mağaralara saklanır; aksi halde hayvanların öleceğine inanılırmış.

Kaynak: https://ismail-engin.blogspot.com & Fotoğraflar Havva & İsmail Engin koleksiyonu