GÜNCEL
Giriş Tarihi : 25-05-2021 23:16   Güncelleme : 30-05-2021 18:03

Pandemi Yerel Basını Da Vurdu!!

10 Mart 2020 tarihinden bu yana Türkiye'de etkisini gösteren Covid-19 salgını sebebiyle yaşanan ekonomik sıkıntılar basın camiasını da etkilemeye devam ediyor.

Pandemi Yerel Basını Da Vurdu!!

 

Tüm dünyayı her alanda etkisi altına alan salgın her alanda olduğu gibi, yazılı, görsel ve dijital medyayı da ciddi oranda etkisi altına aldı. Bu süreçte destek göremedikleri ve reklam alamadıkları için kapanma durumuna gelen yerel medya yetkililerden destek beklediklerini belirtti.

1958 yılında çocuk yaşta gazete satarak başladığı gazetecilik hayatına 50 yılı aşkın bir süredir devam eden Memleketin Gazetesi imtiyaz sahibi Hacı Mehmet Gelir gazeteciliğin dik bir duruş sergilemekle olabileceğini belirtti.

“Amacımız gazetecilik yapmaktır”

Gazetecilik yapmanın onurlu ve ahlaklı bir duruş gerektirdiğini dile getiren Gelir, "Amacımız gazetecilik yapmaktır, gazeteciliğin iki tür tanımı vardır: Birisi gerçektir; yöneten iktidarlarla halk arasında ayakları sağlam, gerçek bir köprü görevini üstlenir, asla mesleğinden ödün vermez, beklenti için girmez asil bir ahlakla gazetecilik yaşamını sürüp giden gazetecilik vardır. Gerçek anlamda gazeteciliğinizi sürdürdüğünüzde karakollara, cezaevlerine, tehditlere, şantajlara muhatap olursunuz. Ama kirli sistemin getirdiği bir gerçekte şu ki; bu ülkede yerelde, yazılı görsel, ulusal basının birçoğu kendini maalesef satmış durumdadır. Çıkar karşılığında o kalemleri kırmış durumdalar. Kirli gazeteciliği sistemin yönetenleriyle birlikte yürütmeye çalışan bir anlayış, bir tarz, bir ahlak dışı bir gazetecilik var. Böyle bir anlayışla yüz yüzeyiz” dedi.

“A’dan Z’ye elimizi neye atsak elimizde kalıyor duruma geldik”

Algının hayatın her alanına çok ciddi etki yaptığını belirten Gelir, “Bir buçuk yıla yakındır dünyanın da bulaştığı ciddi bir salgın döneminden geçiyoruz. Ama şunu iyi görmek lazım: Güçlü devletler halkına daima sahip çıkar halk devletini sever, devlet halkını sever. Devlet derken devletin içindeki ülkeyi yöneten siyasi iktidarlardan bahsediyorum. Bir keyif var ondan sonra 'kapatın' diyorsunuz. Kapatıyorlar kira, elektrik, vergi, çalıştırdığı işçinin ücretini ödeyemez duruma gelmiş. Ülkenin her mahallinde intiharların yaşandığını görüyoruz. Böyle çok vahim, çok zor günlerden geçiyoruz. A'dan Z'ye elimizi neye atsak elimizde kalıyor duruma geldik, bitap düştük nereye kadar gidecek bu anlayış” ifadelerini kullandı.

“Belediye ve valiliklerin yerel basına destek verme hakları var”

Belediye ve valiliklerin meclis kararıyla basına sahip çıkabileceğinin altını çizen Gelir, “Yerel basıda zaten hiç kimsenin işi gücü yok. Kendini adamış gençler var yeni yeni basınla buluşan gençler var. Geleceğini iyi inşa edebilme adına çıraklıktan kalfalığa geçmiş basın mensupları var. Devlet desteği bulamıyor, itilip kalkılıyorlar ve dilenci durumuna getirilmişler. Siz belediyesiniz toplayan toplayım belediye meclis üyelerinizi meclis kararıyla yerel basına destek verme hakkınız var. Sorumluluğunuz var, Valilik için de söylüyorum. Tarafgir olmak ben istediğime istediğimi veririm gibi ahlak dışı anlayışla yerel gazetecileri bölüp parçalayamazsınız. Onların onuruyla oynayamazsınız. Açık ve net söylüyorum: Bu ülkeye yazık oldu, bittik yani basınıyla, çiftçisiyle, eğitimiyle, sağlığıyla” şeklinde konuştu.

“Mesleği icra ederken bazı sorunlarla karşılaşıyoruz”

20 yıldır gazetecilik yaptığını belirten Gazete Yaman imtiyaz sahibi Yılmaz Çoban, “Bu Mesleği yürütürken tabi ki nazı sorun ve sıkıntılarla yüzleşiyoruz. Ama özellikle salgınla birlikte gazeteciler daha çok sıkıntı yaşamaya başladı. Yaşadığımız salgın ekonomik anlamda ütün halkı sıkıntıya koyduğu gibi biz basın mensuplarını da sıkıntı içerisine koydu. Çünkü esnaf kapalı insanlar sıkıntı yaşıyor ve reklam gelirleri tamamen düştü. Bizlerde haftalık gazeteler olduğumuz için günlük gazeteler gibi devletten ilan almıyoruz, ilan almadığımız içinde ayakta kalma güçlüğü tamamen çekiyoruz. Adıyaman'da gündemi belirleyen de en çok haftalık gazetelerdir. Çünkü bizler hem renkli çıkıyoruz hem de ulusal boyda yayınlarımızı yapıyoruz” dedi.

“Basını virüs değil ekonomi bitirmiş olacak”

Basının bir memleketin sesi olduğunu ve bu anlamda ayakta kalabilmesinin çok önemli olduğuna değinen Çoban, “Bu anlamda ayakta kalabilmemiz ve kamuoyunun da sesi olabilmemiz adına Adıyaman basınına destek verilmesi gerekiyor. Bu boyutta çok önemli değerlerimiz var. Sayın Valimiz, Beledi Başkanımız diğer STK ve Ticaret Odası Başkanımız ve bunun gibi diğer kuruluşlarda basına destek verebilirler. Basın ayakta kalırsa onlarda ayakta kalır ve onlarında yapmış olduğu çalışmalar ve işler kamuoyunun gözü önünde görünmüş olur. Ama böyle olmasa insanlarda basın mensuplarına destek veremiyor zaten basın mensupları da tamamen ölmüş olacak. Yani basını virüs değil ekonomi bitirmiş olacak. Maalesef böyle bir problem var. Aslında bu sadece salgınla alakalı bir durum değil daha öneki yıllarda da basın mensuplarının sıkıntıları devam ediyordu” ifadelerini kullandı.

“Cemiyetler basına sahip çıkmalı”

Gazete cemiyetlerinin basın mensuplarının yanında yer alması gerektiğini dile getiren Çoban, "Adıyaman'da dört gazeteci cemiyeti var. Bu cemiyet mensupları da basın mensuplarımıza destek vermeli, onlara sahip çıkmalı yanlarında olmalıdır. Üyelerine ve üyesi olmayan insanlara da destekleri olmalıdır mutlaka cemiyet başkanlığı bunu gerektiriyor. Bunun dışında biz yöneticilerden de ciddi manada ayakta kalabilme adına destek bekliyoruz." şeklinde konuştu.

“Haftalık ve aylık çıkan gazetelerde ekonomik sıkıntı var”

Gazetemiz Yazı İşleri Müdürü Ömer Karakuş yerel basının ekonomik anlamda bittiğine değinerek, “Bir yılı aşkın bir süredir Covid-19 süreci devam ediyor ve bu süreçten en çok etkilenenler arasında haliyle gazeteciler bulunmaktadır. Günlük gazeteler devletten resmi ilan aldıkları için pek sıkıntı yaşamıyorlar. Ama haftalık ve aylık çıkan gazetelerde en çok yaşanan sıkıntılar, baskı ücreti, SSK ve BAĞ-KUR giderleridir, bu giderler ödenemiyor. Son bir buçuk yıldır bir gazeteci arkadaşlarımız bir kenarda bıraktığı veya yatırım olarak sakladığı paraları gazetesini yaşatmak için harcayıp devam ediyor. Ne yazık ki bir buçuk yıl sonra gazetecilerin ayakta kalacakları bir durum da kalmadı. Bu gazetelerin tamamı giderlerini kendileri karşılıyor” dedi.

“Yerel yönetimin mutlaka yerel basına sahip çıkması gerekiyor”

Yerel basının destek göremediğinin altını çizen Karakuş, “Bu sürçten sonra hiçbir gazetecinin ne bir BAĞ- KUR ne de çalışanlarının SSK'sını yatırabilmesi söz konusu değildir. Bu konuda devletin bir iyileştirme yapması gerekiyor. Avrupa'da görüştüğümüz meslektaşlarımız devlet halkına, esnafa birçok kalemde yardım ettiği gibi özellikle basın yayın organlarına da birçok kalemde yardım etmektedir. Adıyaman'a baktığımız zaman en çok koşturan meslek dallarından olan gazeteci büyüklerimiz gazetelerini yaşatmak istiyor. Bunun için belki de emekli maaşlarını buraya harcıyorlar. Ama artık ayakta kalacak güçlerinin kalmadıklarını görüyoruz. Bu noktada hükümetin, yerel yönetimin mutlaka yerel basına sahip çıkması gerekiyor. Şunun çok iyi bilinesi gerekiyor bir ilde basın olmadığı zaman halkın sesi çıkmaz, sorunlar dile getirilemez. Adıyaman'da bugün birçok yatırım yapılmışsa bunun mimarı basındır. Budan dolayı yerel yönetim, iş dünyasının ve devletin destek vermesi gerekiyor. Ama bu destek maalesef gözükmüyor” şeklinde konuştu. (İLKHA)