DOLAR 0,0000
EURO 0,0000
STERLIN 0,0000
ALTIN 000,00
BİST 00.000
Doç.Dr.Fevzi Rençber
Doç.Dr.Fevzi Rençber
Giriş Tarihi : 21-07-2021 19:00

İslam Birliği İnşasında Bir Engel Olarak Mezhep-Cemaat Taassubu ve Çözüm Yolları-1

 

Taassub “yakalamak, kuşatmak, sarmak, bağlamak” anlamındaki asb kökünden türeyen ve “kendi soyuna yardım etmek, apaçık delillerden sonra bile gerçeği kabullenmeme körü körüne bağlanmak” manasına gelmektedir. Taassub, İslam’ın ilk dönemlerinde genellikle asabiyetle eş anlamlı kullanılır. Günümüzde taassup kavramı: fanatizm, bağnazlık, gerçeği kabul etmeme, yanlış bir inancı inatla sürdürme, başkalarının inanç ve düşüncelerini aşağılayıp baskı yoluyla yok etmeye çalışma, taklit etme, taklitçilik anlamlarında kullanılmaktadır. Taassub kavramına mezhepler tarihi açısından baktığımızda kişinin bağlı olduğu kendi fırka mezhep, düşünce ve fikirlerinde bütün yönleriyle mutlak surette ısrar etmesi ve doğruluğundan emin olması anlamında kullanılır.

 “İslam dünyasında fırka-i naciye anlayışı üzerine bina edilen mezhep algısı çerçevesinde gerek Şiiler gerek Sünniler, mezhepsel aidiyetlerini üst kimlikleri olarak algılamışlar, kitleler hakkındaki kanaatlerin, onların müspet veya menfiliklerini liyakatlere göre değil, bağlı oldukları mezheplere göre ifade etmişlerdir.” Bunun doğal sonucu olarak geçmişten günümüze Müslümanlar yüzyıllarca kendilerini her anlamda meşgul edecek bir mezhep kavgasının içinde kendilerini bulmuşlardır. Müslümanlar öteki kavramını kendi İslam milleti içinde mezhebe bağlı kalınarak, önyargılı bir şekilde, öteki saydığı din kardeşinin düşünceleri salih-fâsit; hak-batıl olarak değerlendirmiştir.

Dini anlama ve yorum farklılığına bağlı olarak teşekkül eden hizipleşme ve fırkalaşmaların neticesinde İslam dünyasının içinde bulunduğu kötü koşullar ve mevcut mezhep taassubu, günümüz ihtiyaçlarını göz önünde bulundurarak tarihi yeniden okumamızı, geçmişi günümüze taşmamızı ve mezheplerin nasıl ortaya çıkışını iyi bilmemizi gerekir. Müslümanlar arasındaki huzurun inşa edilmesi öncelikli olarak Şiilik ve Sünniliğin vb. fırkaların ne olduklarının bilimsel çalışmaların konusu olması ve tarihi boyunca var olan yanlış mezhep algılarının değiştirilmesiyle mümkündür. Tarihî bir gerçekliktir ki daha güçlü ve kalıcı bir medeniyet inşa edebilmek için kullanılması gereken enerji, insanların birbirileriyle yaptıkları anlamsız mezhepsel kavga, çekişme, çatışma ve sürtüşme sonucunda yok olup tükenmeye yüz tutmuştur.

Müslümanlar, Hz. Muhammed (S.A.V) hayatta iken dini vb. konularda ihtilafa düştüklerinde Hz. Peygamber’e başvurarak problemlerine çözüm bulurlardı.  Peygamberimizin vefatıyla birlikte bazı hadiseler Müslümanlar arasında görüş ayrılıklarına neden olmuştur. Bu olaylar: Kırtas Hadisesi, Üsame ordusunun gönderilmesi, peygamberimizin vefatı, peygamberimizin defin yerinin tespiti, imamet meselesi, zekât vermek istemeyenlerin durumu, Kur’an’ın toplanması ve çoğaltılması, Fedek arazisi, Hz. Ebubekir’in Hz. Ömer’i halifelik için görevlendirmesi, Hz. Osman ile Hz. Ali dönemi ve sonrasında meydana gelen hadiselerdir. Bu görüş ayrılıkları, İslam ümmeti içinde siyasî ve itikadî mezheplerin doğmasına neden olmuştur. Bu olaylar neticesinde İslam ümmeti siyasî fırka ve gruplara ayrılmıştır. Yaşanan bu tatsız hadiseler geçmişte olduğu gibi günümüzde de halen farklı platformlarda tartışılmaya devam edilmektedir. Siyasi arenada yapılan rekabet ve itikadî konulardaki ihtilaflar üzerine yapılan tartışmaların daha sonra iman esasları gibi kabul edilmelerinden dolayı Müslümanların içine düştükleri bölünme ve karışıklıklara değinmek daha anlamlı olur diye düşünüyoruz.  

Mezheplerin veya fırkaların siyasî ve itikadî tartışmalarından dolayı tezahür eden görüş ayrılıkları, zaman içinde bir bakıma dinin yanlışlığı ve tartışılması mümkün olmayan skolastik doğrular haline gelmiştir. Kendi görüşlerinin doğru olduğunu kabul eden Mezhep kurucuları veya mezhep taraftarları zaman içinde kendi doğrularının mutaassıbı haline gelmişlerdir. Bu sığ düşüncenin neticesinde karşıt mezhep ve bu mezheplere bağlı olarak teşekkül eden düşünceleri yok saymaya ve birbirlerini küfürle itham etmeye varacak seviyeye gelmiştir. Günümüzde, İslam’ın ilk dönemlerinde yaşanılan bu vakalar ve bunlara bağlı olarak şekillenen siyâsî ve itikadî doktrinler, dinin ya da imanın bir rüknü olarak değerlendirmenin yanlışlığı göz ardı edilemeyecek kadar önemli bir esas kabul edilmelidir.  Geçmişte yaşanan acı tecrübelerden kaynaklanan siyasi ve itikadî ekoller, günümüz Müslümanlarını içinde bulunduğu buhranlı dönemden kurtaramayacaktır. Günümüzde Afganistan, Suriye, Libya, Mısır, Tunus, Irak, Bahreyn, Yemen, Pakistan, Çeçenistan, Lübnan, Ürdün vb. ülkelerde Müslümanlar birbirilerinin kanlarını Allah adına oluk oluk akıtmakta ve birçok İslam ülkesi tahrip edilmektedir.

fevzirencber@hotmail.com

NELER SÖYLENDİ?
@
NAMAZ VAKİTLERİ
PUAN DURUMU
  • Süper LigOP
  • 1Beşiktaş513
  • 2Trabzonspor513
  • 3Konyaspor511
  • 4Hatayspor510
  • 5Fatih Karagümrük510
  • 6Fenerbahçe510
  • 7Altay59
  • 8Alanyaspor59
  • 9Galatasaray58
  • 10Kayserispor57
  • 11Yeni Malatyaspor56
  • 12Göztepe55
  • 13Gaziantep FK55
  • 14Kasımpaşa55
  • 15Adana Demirspor55
  • 16Antalyaspor54
  • 17Sivasspor53
  • 18Başakşehir FK53
  • 19Giresunspor51
  • 20Çaykur Rizespor51
Gazete Manşetleri
Yol Durumu
E-GAZETE
ANKET OYLAMA TÜMÜ
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA