Adıyaman’ın Kayıp Hamam Kültürü

Bülent Özdüzen

01-02-2026 14:55

 

Adıyaman bugün yeniden ayağa kalkmaya çalışırken, vinçlerin gökyüzünü kapladığı, beton blokların birbiri ardına yükseldiği bu dönemde asıl sorulması gereken soru şudur: Biz bu şehri gerçekten yeniden mi kuruyoruz, yoksa yalnızca üst üste konutlar inşa ederek ruhunu biraz daha mı yitiriyoruz? Çünkü şehir dediğimiz şey, yalnızca barınma ihtiyacını karşılayan yapılardan değil; insanın gündelik hayatını anlamlandıran, ona aidiyet hissi veren, geçmişle bugün arasında görünmez köprüler kuran sosyal ve kültürel alanlardan oluşur.

Adıyaman, tarih boyunca sadece taşın, toprağın değil; geleneğin, paylaşımın ve birlikte yaşama kültürünün şehri olmuştur. Bu kültürün en önemli taşıyıcılarından biri ise bugün neredeyse tamamen unutulmaya terk edilen hamam geleneğidir. Bir zamanlar Paşa Hamamı’nda, Belediye Hamamı’nda, Sıratut’ta Meram Sineması’nın yanı başındaki Yeni Hamam’da sadece bedenler değil, dertler de yıkanır, insanlar buharın içinde gündelik hayatın yükünden arınırdı. O mekanlar, sessizce akan sıcak suyun eşliğinde komşuluğun, sohbetin, dayanışmanın yaşandığı sosyal merkezlerdi.

2000’li yıllarda Serdaroğlu Oteli’nin altındaki işletmeyle bu gelenek bir süre daha yaşatılmaya çalışıldı; ardından Gölebatmaz taraflarında yapılan girişimler umut verse de kalıcı olamadı. Bugün gelinen noktada ise, koca Adıyaman merkezinde halkın rahatlıkla gidebileceği, düzenli, erişilebilir ve kamusal bir hamamın olmaması, aslında sadece bir mekân eksikliği değil, şehrin belleğinde açılmış derin bir boşluğun göstergesidir.

Üstelik bu durum, “artık kimse hamama gitmiyor” gibi kolaycı gerekçelerle açıklanamayacak kadar ciddi bir meseledir. Gaziantep’te onlarca hamam halen dolup taşarken, Şanlıurfa’da tarihi hamamlar modern anlayışla yaşatılırken, Besni’de Çat Hamamı hem geçmişi hem bugünü bir arada sunarken; Adıyaman’ın bu kültürden mahrum bırakılması, plansızlığın ve kültürel ihtiyaçların göz ardı edilmesinin açık bir sonucudur.

6 Şubat depreminin ardından Adıyaman için “yeniden inşa” kavramı sıkça kullanılıyor. Ancak yeniden inşa, yalnızca ev yapmak, sokak açmak, altyapı döşemek değildir. Yeniden inşa, aynı zamanda insanın sosyal hayatını, alışkanlıklarını ve günlük yaşam ritüellerini de ayağa kaldırmaktır. Aksi halde ortaya çıkan şey, içinde yaşayanların kendini yabancı hissettiği soğuk yerleşim alanlarından öteye geçemez.

Tam da bu noktada yeniden düşünülmelidir. Hamam ihtiyacı, tamamen yatırımcının kar hesabına bırakılacak bir alan değildir; bu doğrudan kamunun sorumluluğundadır. Hijyenik, modern, erişilebilir ve uygun fiyatlı hamamlar, özellikle dar gelirli vatandaşlar, yaşlılar ve kalabalık aileler için bir lüks değil, temel bir ihtiyaçtır.

Bu şehrin yüzyıllardır taşıdığı hamam geleneğinin projelerin hiçbir yerinde kendine yer bulamaması, üzerinde ciddi şekilde düşünülmesi gereken bir eksikliktir. Çünkü şehirler, yalnızca bugünün ihtiyaçlarına göre değil, geçmişten devraldıkları değerler yaşatılarak ayakta kalır.

Adıyaman’ı yeniden kurarken, sadece betonun yükselmesine odaklanmak yetmez; bu şehrin suyunu soğutmadan, buharını dağıtmadan, kültürünü ve hafızasını da birlikte ayağa kaldırmak gerekir. Aksi halde, komşu illere hamama gitmek zorunda kalan Adıyamanlılar, kendi şehirlerinde yaşarken bile bu kente yabancı kalmaya devam edecektir.

Formun Üstü

 

Formun Altı

 

DİĞER YAZILARI Dijital Dünyanın Yeni Eşiği: 15 Yaş Sınırı ve Ebeveyn Sorumluluğu 01-01-1970 03:00 Adıyaman İçin Omuz Omuza: Şimdi Vefa Vakti 01-01-1970 03:00