Bir âdemin “AÇIZ!” feryadı

Muhammed Şimşek

28-04-2025 12:11

 

AÇIZ!

Otobüs camından bilinçsiz bir baş kaymasıyla görüldü.

AÇIZ!

Büyük harflerle beyaz bir kâğıda 10 metre öteden okunabilecek şekilde yazılmıştı.

AÇIZ!

Yalın ayak bir adam ve iki çocuğunu avutma derdinde bir anne…

Metropol hayatın kılcal damarlarında yitip giden bir değil tam dört insan hikâyesi aynı karede.

Korna seslerinin egzoz gazlarına karıştığı bir yer altı kavşağında yanlarından geçen binlerce insan da aynı dertte:

“Karnını doyurmak…”

Bunca gürültü patırtı karnını doyurmak için mi yani?

Biraz öyle…

İster bir suiistimalin pençesinde olsun ister acıklı bir hikâyenin orta yerinde dursun bir âdemin elinde tutarak gözümüze soktuğu “AÇIZ!” feryadı bütün insanlığın karnını hüzünle doldurmalı.

Zira o açlık hakikat ise Yaradan’ın rızkına kefil olduğu insan, hayat sınavında dara düşmüş demektir.

Yok değil ise bir aldatmacanın yürek sömürüsünde pusulasını şaşırmıştır da ona eşrefi mahlûkat olduğunu hatırlatmak gerekir.

Meselemizin özeti de esasen yine biraz böyle…

Varoluş ya da yaradılış gayemize uygun olarak hatırlamak, hatırlanmak ve hatırlatmak…

Aksi takdirde milyonlarca insan, bir değirmene düşmüş gibi helezonlar çizerek her sabah ve akşam bir yerlere doğru koşturuyoruz.

Koca koca binaların arasında gidip gelirken unuttuğumuz pek çok şey bir gün gelip karşımıza dikildiğinde acı gerçeklerimizi görmezden gelmenin faydası da yok.

Tam tersine toplum olarak açlığımızı büyütüyoruz.

Açlığımızı doyurmak için daha hızlı hareket etmek istiyor ve erdeme dair birçok şeyi, sırf daha fazla kazanmak pahasına farkında olmadan bir yol kenarına bırakarak ilerliyoruz.

Darda kalmışa yardım etmeyi, vefalı olmayı, hüsn-ü zan ile hareket etmeyi, muhatap olduğu her kişiye iyi niyet besleyerek amiyane tabirle açık kredi bırakmayı “saflık” olarak görmeye başlıyoruz.

Saflık nedir oysa… Temiz, berrak ve ak olan değil mi?

İşte bu basit örnek de olduğu gibi kavram ve tasavvurlarımız yani akıl kodlarımız yer değiştirmeye başlıyor ve değerler yitirilirken iyiyle kötü yer değiştiriyor zihinlerimizde bir bir…

Bir zaman sonra koca bir hiç olduğunu bildiğimiz ama iştahımızı kabarttığı için vazgeçemediğimiz dünyalıklarımız için hızlandırmaya çalıştığımız adımlarımızın bir şeylere takıldığını hissetmeye başlıyoruz.

Acılara…

Hem kendi acılarımıza hem başkalarının acılarına…

Haliyle modern hayat fedaisine dönen insanın açlığına, bu kez acıları ekleniyor.

Ve kara bulutların kapladığı bir şehirde yalnız kalabalıkların yaşadığı kader ağları erdemsizlikten yoksun cadde ve sokaklara dağılıyor.

Geriye dönüp bir yol kenarına bıraktıklarımızı alabiliriz. Bu mümkün.

Fakat onlarsız geçen zaman dilimlerini geri getirmek, yani filmi başa sarmak elde değil.

Hulâsa içinde bulunduğumuz anı yaşarken yavaş adımlarla yürümeyi ve erdemin doldurduğu gönül kâsesini etrafa döküp saçmadan kendimize azık edinmeyi tercih edersek aç kalmadığımız gibi “AÇIZ!” diye feryat edenlerin derdine de deva olabiliriz…

ms.muhammedsimsek@gmail.com

Not: Yazarın "KARDEŞ PAYI" adlı kitabından alınmıştır.

DİĞER YAZILARI Memleketimin Gençlerine Mektup-4 01-01-1970 03:00 Memleketimin Gençlerine Mektup-3 01-01-1970 03:00 Memleketimin Gençlerine Mektup-2 01-01-1970 03:00 Memleketimin Gençlerine Mektup-1 01-01-1970 03:00 Adıyaman Umudun Sesi 01-01-1970 03:00 Affet bizi Lüceyn! 01-01-1970 03:00 Uzmanlar uyarıyor… 01-01-1970 03:00 Kerim’dir Mevla… 01-01-1970 03:00 Lâ Tahzen/Üzülme 01-01-1970 03:00 Canımıza değsin 01-01-1970 03:00 Testere ucunda yaşamak 01-01-1970 03:00 Gözyaşı çetesi 01-01-1970 03:00 Küllerinden doğmak 01-01-1970 03:00 Eriyen buz değil… 01-01-1970 03:00 Pamuk ipliğine bağlı hayatlar 01-01-1970 03:00 Hastalık reçetesi 01-01-1970 03:00 Muhacir genç ve annesi 01-01-1970 03:00 Nerede kalmıştık?.. 01-01-1970 03:00 Kudüs seni bekliyor 01-01-1970 03:00 Var ile yok arası 01-01-1970 03:00 Bir kalbin intiharı 01-01-1970 03:00 Sen hazır mısın? 01-01-1970 03:00 Eskiler sözü edeb ile söylerdi 01-01-1970 03:00 İhanet nerede başlar? 01-01-1970 03:00 Çünkü sen bir devsin! 01-01-1970 03:00 Kendimizi kaybetmeden önce 01-01-1970 03:00 Ruh melodimizi yitirdik 01-01-1970 03:00 Paranın kazandığı insanlar 01-01-1970 03:00 Yalnızlık kader mi? 01-01-1970 03:00 “İnsanı yaşatmak” 01-01-1970 03:00 Büyüyünce değişti mi dünya? 01-01-1970 03:00 Kardeş payı 01-01-1970 03:00 Büyüklük küçüklük de ne? 01-01-1970 03:00 Üç nokta… 01-01-1970 03:00 Toprağın üstü değil altıdır senin 01-01-1970 03:00 Sözün özü 01-01-1970 03:00 Mir’ât 01-01-1970 03:00 Kâinat senfonisi 01-01-1970 03:00 Yaşamak gibidir yazmak! 01-01-1970 03:00 “Merhamet” sınavı 01-01-1970 03:00 Sükût lehçesinde AŞK 01-01-1970 03:00 Ramazan-ı Kerim’e tutunmak 01-01-1970 03:00 Filistinli Fatıma’yı unutma!.. 01-01-1970 03:00 İnsan ne zaman yetişkin olur? 01-01-1970 03:00 Gül düşsün ömrünüze 01-01-1970 03:00 Can baş üstüne!.. 01-01-1970 03:00 Çok sağol ağabey… 01-01-1970 03:00 Sır idrakimize ne oldu? 01-01-1970 03:00 Ah hakikat! 01-01-1970 03:00 Ve insan… 01-01-1970 03:00