Eskiden büyüklerimiz şöyle derdi: "Çalış çalış nereye kadar? Sonu iki metre kefen." Bizim neslin bu sözde bile güncellemesi var artık: "Çalış çalış nereye kadar? Sonu elektrik, su, doğalgaz faturası!" Çünkü bu ülkede hayat artık geçim derdi değil, fatura ödeme mücadelesi... Kış geldi mi doğalgazla sınanıyoruz... Yaz geldi mi elektrik faturasıyla terliyoruz...
Ev sahibi olmayı geçtim, araba hayalini unuttuk. Şimdi tek hedefimiz; kombiyi açabilmek, klimayı çalıştırabilmek, faturayı zamanında yatırabilmek.
Ben bir elektrik mühendisiyim. İşin tekniğini de az çok biliyorum, vatandaştaki yansımasını da. Şunu net söyleyeyim: Faturalarda yazan rakam, sizin tüketiminizden çok daha fazlası... Enerji bedelinin üstüne eklenen onlarca kalemle, aslında sistemin yükünü vatandaşa yüklüyoruz.
Bir de her ay karşımıza çıkan o meşhur kalemler:
• Enerji Bedeli
• Dağıtım Bedeli
• Vergi
• Fon
• Kayıp/Kaçak Bedeli
Bunların her biri, tek başına önemsiz gibi görünse de birleşince büyük bir yük oluşturuyor. Vatandaş sadece kullandığı elektriği değil, sistemin tüm açıklarını da ödüyor. Hal böyleyken, tasarrufun da sınırları kalmıyor.
Bugün bir memurun, bir emeklinin, bir asgari ücretlinin hayatı şu düzene dönmüş durumda: Sabah işe git → Akşam eve gel → Ay sonunu bekle → Fatura öde → Yeniden başa sar.
Hayat dediğimiz şey artık bu döngüden ibaret oldu. Çalışıyorsun, emek veriyorsun, karşılığında aldığın maaşla ancak faturaları denkleştirebiliyorsun. Eline kalan? Birkaç kuruş… O da markette zaten eriyip gidiyor.
Eskiden insanlar ev kredisi öderdi, araba taksiti öderdi... Biz bugün kombi taksiti, klima taksiti öder gibi yaşıyoruz.
Halbuki enerji dediğin şey hayatı kolaylaştırmalıydı, lüks değil ihtiyaçtı. Ama geldiğimiz noktada enerji, hayat standardı değil; hayatın yükü oldu.
Elektriğe, doğalgaza yapılan zamlar sadece cebimizi yakmıyor; hayallerimizi, planlarımızı, huzurumuzu da yakıyor.
Tasarruf elbette önemli. Enerji verimliliği elbette şart. Ama bu halk zaten tasarrufun kitabını yazdı. Faturayı görünce ışıkları kapatan, kombiyi kısan, klimayı açmaya korkan bir millet olduk.
Bizim tasarrufumuz tamam...
Ama artık bu yükün hafiflemesi için dağıtım şirketlerinin özelden kamuya geçmesi gerekiyor.
Enerji, bir lüks değil, temel bir ihtiyaçtır ve bu ihtiyacın herkese eşit şekilde ulaşması sağlanmalı.
ahmetcan.gunes@outlook.com.tr