Gözyaşı çetesi

Muhammed Şimşek

21-10-2025 15:42

 

Hiç düşündünüz mü?

Hakikat mi bize yabancı yoksa biz mi uzağındayız gerçeğin bilgisinden.

Dünya küresel enformasyon çağını yaşarken bu kadar kafası karışık insanın yaşadığı bir yere dönüşeceğini kestiremezdi hiç kimse. Herkesin düşünce dünyasında yankılanan her bir “bilgi” gerçeğin kıyısına yanaşmıyor oysa. Hepsinden acı olan kutsallaştırılan “bilgi” yaşanılan bir hikmet pırıltısına dönüşmediği için aklın ve kalbin duvarlarında asılı kalıyor. Peki, ne işe mi yarıyor dersiniz. Başkalarına “caka” satmanın ve “ben bilirim” demenin sermayesine dönüşüyor. Ortaya ise ruhsuz ve riyakâr kişilikler çıkıyor.

**

Farkında olmalı insan…

Bir gün mutlaka lazım olur düşüncesiyle azık heybemize aldıklarımız şu kısacık hayatı ve ruhumuzu yüceltmiyorsa yük olmaktan öteye geçemez. Bir okyanusun orta yerinde ne yöne gideceğini bilmeyen bir yelkenli gibi kala kalırız sonra. Bize bir istikamet lazım. Elimizden düşürmediğimiz oyuncaklarımız telefon, tablet ve bilgisayarların gözleri bozan mavi ışıklı ekranlarından ve zihnimize hücum eden enformasyon ağından tefekküre çıkarmalıyız saatlerimizi. Aksi halde çürüttüğümüz zaman madenin medeniyet inşa eden bir tasavvurun aracına dönüşmesi mümkün görünmüyor. Teknolojiye düşman değiliz ama kendimizi bulmaya ve kendimiz olmaya da mecburuz.

**

Kusursuz dünya ve kusursuz insan yoktur. Herkes her konuda haklı olamaz. Hakkın teslim edilmesi gereken anlar vardır. Ego ya da nefsin tazyikini bir kenara atıp hakikatin peşi sıra gidilmesi gereken anlar… Peki ya bu tahammülsüzlüğümüz niye?!. Her şey istediğimiz gibi olmuyor diye ortalığı velveleye vermenin getirdiği buhranlı ruh halleri. Yoksa birileri bize “her şey istediğiniz gibi olacak” yalanını mı yutturdu. Hayatlarımız, bırakalım hikmet ve bilgi kırıntılarını, bir yalanın cenderesinde yangın yerine mi döndü acaba. Bir birimize tahammülün sınırları boğazımıza düğümleniyor, neden?

**

Bizi esir alan her şeye inat (ki bu salgın gibi bir hastalık süreci de olabilir) bizi diri ve ayakta tutacak bir morale ihtiyacımız var. Kırık dökük motivasyonlarımızı ayakta tutacak dertlisi olduğumuz meselelere… “Ben de varım” diye atılıp dört bir koldan imanın filizlendiğini seyre daldıracak harekete ihtiyacımız var. Her birimiz köhnemiş hayat köşelerinde darmadağınık yalnızlıklar içinde acı çekiyoruz sadece. Bizi bizden alı koyan her şeye rağmen gerekirse acılarımızı birleştirip belki de bir çocuk ruhuyla “gözyaşı çetesi” kurmaya ne dersiniz? Merhametin ve diğerkâmlığın kaybolduğu bu günlerde yürek yüreğe verip birlikte ağlarız. Elimize tutuşturulan acı reçeteye bakıp bakıp bu süslü ve içi eğlence dolu dünyaya gülümsemek zorunda değiliz. Ya da “kurtuluşu yok bu gidişten” diyerek karamsarlığın, bedbinliğin dibine vurup bir kuytuda isimsiz gözyaşları dökmek zorunda da kalmayız.

Ne dersiniz.. Kuralım mı bir gözyaşı çetesi?!

ms.muhammedsimsek@gmail.com

Not: Yazarın "KARDEŞ PAYI" adlı kitabından alınmıştır.

 

 

DİĞER YAZILARI Memleketimin Gençlerine Mektup-4 01-01-1970 03:00 Memleketimin Gençlerine Mektup-3 01-01-1970 03:00 Memleketimin Gençlerine Mektup-2 01-01-1970 03:00 Memleketimin Gençlerine Mektup-1 01-01-1970 03:00 Adıyaman Umudun Sesi 01-01-1970 03:00 Affet bizi Lüceyn! 01-01-1970 03:00 Uzmanlar uyarıyor… 01-01-1970 03:00 Kerim’dir Mevla… 01-01-1970 03:00 Lâ Tahzen/Üzülme 01-01-1970 03:00 Canımıza değsin 01-01-1970 03:00 Testere ucunda yaşamak 01-01-1970 03:00 Küllerinden doğmak 01-01-1970 03:00 Eriyen buz değil… 01-01-1970 03:00 Pamuk ipliğine bağlı hayatlar 01-01-1970 03:00 Hastalık reçetesi 01-01-1970 03:00 Muhacir genç ve annesi 01-01-1970 03:00 Nerede kalmıştık?.. 01-01-1970 03:00 Kudüs seni bekliyor 01-01-1970 03:00 Var ile yok arası 01-01-1970 03:00 Bir kalbin intiharı 01-01-1970 03:00 Sen hazır mısın? 01-01-1970 03:00 Eskiler sözü edeb ile söylerdi 01-01-1970 03:00 İhanet nerede başlar? 01-01-1970 03:00 Çünkü sen bir devsin! 01-01-1970 03:00 Kendimizi kaybetmeden önce 01-01-1970 03:00 Ruh melodimizi yitirdik 01-01-1970 03:00 Paranın kazandığı insanlar 01-01-1970 03:00 Bir âdemin “AÇIZ!” feryadı 01-01-1970 03:00 Yalnızlık kader mi? 01-01-1970 03:00 “İnsanı yaşatmak” 01-01-1970 03:00 Büyüyünce değişti mi dünya? 01-01-1970 03:00 Kardeş payı 01-01-1970 03:00 Büyüklük küçüklük de ne? 01-01-1970 03:00 Üç nokta… 01-01-1970 03:00 Toprağın üstü değil altıdır senin 01-01-1970 03:00 Sözün özü 01-01-1970 03:00 Mir’ât 01-01-1970 03:00 Kâinat senfonisi 01-01-1970 03:00 Yaşamak gibidir yazmak! 01-01-1970 03:00 “Merhamet” sınavı 01-01-1970 03:00 Sükût lehçesinde AŞK 01-01-1970 03:00 Ramazan-ı Kerim’e tutunmak 01-01-1970 03:00 Filistinli Fatıma’yı unutma!.. 01-01-1970 03:00 İnsan ne zaman yetişkin olur? 01-01-1970 03:00 Gül düşsün ömrünüze 01-01-1970 03:00 Can baş üstüne!.. 01-01-1970 03:00 Çok sağol ağabey… 01-01-1970 03:00 Sır idrakimize ne oldu? 01-01-1970 03:00 Ah hakikat! 01-01-1970 03:00 Ve insan… 01-01-1970 03:00