Gül düşsün ömrünüze

Muhammed Şimşek

10-02-2025 09:22

“Gül açar…

Gülün açması için bir nedene gerek yok…

Çünkü gül açar…

Ne kendin gözetir ne de görülmek arzular…” diyor mısralarında bir Fransız şair… Bir gülün edasındaki anlamın şifrelerini dökerken mısralara, semavi bir mesajı da çabucak bırakıveriyor avuçlarımıza…

Aslında Fransız şair nasipsizliğiyle gülün tezahüründen manalara devşirmeye gayret ede dursun onun ifade etmeye çalıştığı mananın özü İslam tasavvurunun inşa ettiği bizim medeniyetimizde saklı. O kadar saklı ki bir sandukanın içinde ışıl ışıl duran mücevherler gibi keşfedilmeyi bekliyor.

Bizim şark edebiyatımızda gül’ün tezahürüne yazılmış binlerce şiir ve Hz. Peygamber’e (sav) atfedilen yönüyle sayısız mersiyelerimiz var. Her bir mısrasında ayrı bir gönül yolculuğu ve o yolculukta bulunacak sırlar, mazisinden ilham alarak yepyeni bir medeniyet inşa edecek olan bu toprağın yürekli evlatlarını bekliyor.

Şimdi gül üzerine yazılıp çizilmiş eserlerden ilham alarak anlatalım öyleyse derdimizi.

Gülün tezahüründen rayihalar devşirmek için dalında açan tomurcuğa dikkat kesilmek yeter de artar bize.

Zira tefekkür eden bir bakış riyadan, kendini birilerine beğendirme çabasından sıyrılmanın insanda gülden bir duruşun tezahürüne kapı aralayabileceğini görebilir istese…

Gülün yapraklarında saklı incelik bir anda gülün kokusundan öte görüntüsünden bize asırlık dersler çıkarır. Öyle ki modern zamanların megaloman tavırlara müptela insanlarına kıymetli mi kıymetli bir reçete de sunar aynı zamanda.

Bu öyle bir reçete ki gülün sadece bir gül olmak için yapraklarını serpiştirirken derinliklerine kök saldığı topraktan mis rayihalar devşirdiğini ve bu sırada etrafına nasıl da tevazu kanatlarını açtığını görmeyi gerektirir.

O tevazuda, kokusuna ve güzelliğine meftun insanların bir anlık haz için dalından kopardığında “of” bile demeyeceğini, kuruyup buruş buruş hale geldikten sonra bir çöpe atılacak dahi olsa her mevsim vefa tomurcuklarıyla yeniden yeşereceğini bilmek gerekir.

Peki ya güldeki dikenlere ne demeli?..

Dikenler ki gülün güzelliğine bir başka değer katar kıymet yolunda… İncitir, kanatır belki ama insanoğluna her güzele giden yolun zorluklarla dolu olduğunu hatırlatır.

Kimi o dikenleri sevgilinin nazına ya da cevrine benzetse de güle yüz sürmenin bir bedeli olduğuna işarettir her biri…

Gülün dalında asılı duran “Her şeyin bir bedeli var” cümlesine harf olmuştur o dikenler…

Gülün bir de aşkına bir türlü karşılık vermediği bülbülü vardır sonra… Yanık nağmelerine kulak asmadığı o haykırdıkça daha da sessizliğe gömüldüğü ve böylece maşukunun yüreğindeki en ücra, en derin noktalara kadar döktüğü sevgi ıtırları vardır.

Bülbülü aşk derdine düşüren, gönül teline mızrabını dokundurdukça söyleten ve muhabbetinden nefessiz bırakıp çatlatan da O’dur.

Gül alırlar gül satarlar

Gülden terazi tutarlar

Gülü gül ile yıkarlar

Dünü günü güldür gül”

mısralarında olduğu gibi bütün bir hayatına girse insanın O gül, kâinat başka bir anlam kazanmaz mı?

Gözlerinde ve yüreğinde kuracağı saraylarda gül kokulu bir hayat yaşamaz mı insan?..

Cevap “Evet” ise yüreğimizdeki temenniyle bitirelim o zaman:

“Gül düşsün ömrünüze emi…”

ms.muhammedsimsek@gmail.com

Not: Yazarın "KARDEŞ PAYI" adlı kitabından alınmıştır.

DİĞER YAZILARI İstanbul'a İlk Adım 01-01-1970 03:00 Memleketimin Gençlerine Mektup-4 01-01-1970 03:00 Memleketimin Gençlerine Mektup-3 01-01-1970 03:00 Memleketimin Gençlerine Mektup-2 01-01-1970 03:00 Memleketimin Gençlerine Mektup-1 01-01-1970 03:00 Adıyaman Umudun Sesi 01-01-1970 03:00 Affet bizi Lüceyn! 01-01-1970 03:00 Uzmanlar uyarıyor… 01-01-1970 03:00 Kerim’dir Mevla… 01-01-1970 03:00 Lâ Tahzen/Üzülme 01-01-1970 03:00 Canımıza değsin 01-01-1970 03:00 Testere ucunda yaşamak 01-01-1970 03:00 Gözyaşı çetesi 01-01-1970 03:00 Küllerinden doğmak 01-01-1970 03:00 Eriyen buz değil… 01-01-1970 03:00 Pamuk ipliğine bağlı hayatlar 01-01-1970 03:00 Hastalık reçetesi 01-01-1970 03:00 Muhacir genç ve annesi 01-01-1970 03:00 Nerede kalmıştık?.. 01-01-1970 03:00 Kudüs seni bekliyor 01-01-1970 03:00 Var ile yok arası 01-01-1970 03:00 Bir kalbin intiharı 01-01-1970 03:00 Sen hazır mısın? 01-01-1970 03:00 Eskiler sözü edeb ile söylerdi 01-01-1970 03:00 İhanet nerede başlar? 01-01-1970 03:00 Çünkü sen bir devsin! 01-01-1970 03:00 Kendimizi kaybetmeden önce 01-01-1970 03:00 Ruh melodimizi yitirdik 01-01-1970 03:00 Paranın kazandığı insanlar 01-01-1970 03:00 Bir âdemin “AÇIZ!” feryadı 01-01-1970 03:00 Yalnızlık kader mi? 01-01-1970 03:00 “İnsanı yaşatmak” 01-01-1970 03:00 Büyüyünce değişti mi dünya? 01-01-1970 03:00 Kardeş payı 01-01-1970 03:00 Büyüklük küçüklük de ne? 01-01-1970 03:00 Üç nokta… 01-01-1970 03:00 Toprağın üstü değil altıdır senin 01-01-1970 03:00 Sözün özü 01-01-1970 03:00 Mir’ât 01-01-1970 03:00 Kâinat senfonisi 01-01-1970 03:00 Yaşamak gibidir yazmak! 01-01-1970 03:00 “Merhamet” sınavı 01-01-1970 03:00 Sükût lehçesinde AŞK 01-01-1970 03:00 Ramazan-ı Kerim’e tutunmak 01-01-1970 03:00 Filistinli Fatıma’yı unutma!.. 01-01-1970 03:00 İnsan ne zaman yetişkin olur? 01-01-1970 03:00 Can baş üstüne!.. 01-01-1970 03:00 Çok sağol ağabey… 01-01-1970 03:00 Sır idrakimize ne oldu? 01-01-1970 03:00 Ah hakikat! 01-01-1970 03:00 Ve insan… 01-01-1970 03:00