Bazı liderler, zorlu dönemlerin ürünüdür.Toplumu peşinden sürükleyen, güçlü hitabetiyle kitleleri harekete geçiren, büyük mücadeleler veren liderler... Onların dönemi geldiğinde toplum tam da böyle bir karakter arar.Fakat hiçbir dönem sonsuza kadar aynı kalmaz.
Yıllar geçtikçe toplumun beklentileri de değişir. Dün cesaret arayanlar, bugün huzur arayabilir. Dün meydanlarda yüksek ses isteyenler, bugün sorunlarını sakin bir dille çözen bir yönetim anlayışını tercih edebilir. İşte siyasetin en ilginç yanı da budur.
Bir dönemin en güçlü liderlik modeli, başka bir dönemin ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanabilir. Çünkü zaman değişir, şartlar değişir, insanlar değişir. Belki de Türkiye yeni bir eşiğe yaklaşıyor.
Kavgadan çok uzlaşmayı, sert söylemlerden çok çözüm üretmeyi, kutuplaşmadan çok ortak aklı önceleyen bir anlayışa ihtiyaç duyulan bir döneme...Böyle dönemlerde öne çıkan isimler, çoğu zaman en çok konuşanlar değil; en çok dinleyenler olur.
Belki bugün bu değişimi fark eden az kişi var.Belki de yarının lideri, bugünün en yüksek sesle konuşanı değil; en sakin, en mütevazı ve en istikrarlı yürüyenidir. Çünkü siyaset yalnızca güçlü olmak değil, zamanı doğru okuyabilmektir.
Asıl soru şu:Türkiye, geçmişin liderlik anlayışını sürdürmek mi istiyor...Yoksa yeni dönemin ihtiyaçlarına cevap verecek farklı bir liderlik modelini mi arıyor? Bu sorunun cevabını ise sandıktan önce, toplumun değişen beklentileri verecek.
ahmetyilmaz0202@hotmail.com