Mikrofonun Başında Bir Ömür: Frekanstan Yüreğe Ulaşan Ses

Bülent Özdüzen

06-10-2026 10:44

​Geçenlerde elime 2007-2008 yıllarından kalma eski bir fotoğraf geçti. Stüdyodaki ses sistemlerinin önünde durmuş, gözlerimin içi gülerek bakıyorum kadraja. O kareye her baktığımda, aslında sadece gençlik yıllarımı değil; imkânsızlıklar içinde büyüyen kocaman bir sevdayı görüyorum.

​Radyoculuk serüvenim çocukluğumda Radyo dinlerdim arkası yarın vardı TRT'de de o dönemlerde bazen çocukluk ya hani insanlar o kutunun içerisine nasıl giriyor diye merak ederdim ve hep dinlerdim ve sonrasında özel radyoların açılması ve 1994 yılında amatör bir heyecanla başladmı. Ancak bu tutkumu meslek edinip bu şehrin insanına sesimi aktarmaya başladığım asıl kilometre taşı, 2000 yılının Temmuz ayı oldu. O günden bugüne dek mikrofonun arkasında, bu şehrin ritmini tutmaya devam ediyorum.

​O dönemleri yaşayanlar iyi bilir; teknik imkânların kısıtlı olduğu, yayıncılığı dinleyiciye ulaştırmanın, frekansı ayakta tutmanın binbir güçlükle sağlandığı zamanlardı. Kasetlerin sarıldığı, CD’lerin çizilmemesi için üzerlerine titrendiği, cihazların ısınmasından ötürü çekilen sancıların yaşandığı zorlu ama bir o kadar da büyülü yıllar...

​Peki, bütün bu zorluklara rağmen insanı mikrofon başında tutan şey neydi?

​Cevabı çok basit: İlişkinin en samimi hali. Radyo, bir kentin yalnızlığına ortak olmaktır. Evinde, arabasında, iş yerinde sesinizi duyan ama yüzünüzü görmeyen binlerce insanla aynı hissi paylaşmaktır. Bir istek parçasıyla birinin tebessümü olmak, yayına gelen tek bir mektupla ya da telefonla yüreklere dokunmaktır.

​2000 yılının Temmuz ayından bu yana geçen yıllar bize teknolojinin çok şeyi değiştirdiğini gösterdi ama radyonun o efsunlu havasını asla değiştiremedi. Mikrofona her yaklaştığımda, "Kırmızı canlı yayın ışığı" her yandığında duyduğum o ilk günkü heyecan hâlâ ilk günkü gibi taze.

​Bu şehirde sesiyle iz bırakan, dinleyicisinin dertdaşı ve neşesi olan bir yayıncı olarak diyorum ki: Radyo sadece bir frekans meselesi değil, bir gönül meselesidir. Ve o gönül bağı, 102.9 Radyo Mert FM frekansında sonuna kadar devam edecek.

DİĞER YAZILARI Dijital Dünyanın Yeni Eşiği: 15 Yaş Sınırı ve Ebeveyn Sorumluluğu 01-01-1970 03:00 Adıyaman’ın Kayıp Hamam Kültürü 01-01-1970 03:00 Adıyaman İçin Omuz Omuza: Şimdi Vefa Vakti 01-01-1970 03:00