Mir’ât

Muhammed Şimşek

13-03-2025 09:18

 

Hikâye bu ya… Geçmiş zamanların birinde Rumî ressamlarla Japon ressamlar en güzel resmi kendilerinin çizdiği konusunda iddiaya tutuşur.

Her iki tarafın sanatkârlıktaki iddiası kızışınca padişah bir müsabaka tertip eder. Yalnız Rumî ressamların bir şartı vardır. O da resimlerin karşılıklı yapılacağı iki duvar arasına bir perde çekilmesidir. Bu şart kabul edilir.

Ardından her iki taraf arada perde olmak suretiyle işe koyulur. Padişah bir aylık süre ve diledikleri her şeyi temin etme hakkı tanımıştır. Derken Japon ressamlar yüzlerce çeşit boya ister ve akla hayale gelmeyecek birbirinden güzel desenler çizmeye başlar. İşin enteresan tarafı Rumî ressamlar hiçbir şekilde ne renk renk boya ne bir fırça talep eder. Onların istediği sadece zımpara kâğıdıdır.

Ara ara durumu teftişe gelen padişah Japon ressamların yaptıklarına bakınca gözleri kamaşır ve içinden de yarışmayı kimin kazanacağına önceden kanaat getirir adeta. Zira günler geçmesine rağmen Rumî ressamlar ne bir fırça oynatmıştır ne bir renk düşürmüştür kendi taraflarındaki duvara. Yapıp ettikleri tek şey ellerindeki kağıt zımparaları durmadan duvara sürtmekten ibarettir.

Günler günleri kovalarken Japonların daha önce eşine menendine rastlanmamış desenleri gözleri kamaştıran bir renk cümbüşü içinde şekillenir. Rumîlerin tarafında ise ne bir renk ne bir desen sadece zımparanın alabildiğine berrak ve şeffaf hale getirdiği bomboş bir duvar vardır.

En nihayetinde ressamlara tanınan süre sona erer ve müsabakayı kimin kazandığına karar verme anı gelir. Padişahın görevlendirdiği jüri önce Japonların resmini inceler. Jürideki ressamlar akıl almaz üstünlükteki desenleri ve estetikte zirve fırça darbelerini görünce hayran kalır.

Tabi kendilerini bekleyen sürprizden habersizdirler.

Sıra perdenin arkasında duran hemen karşı duvardaki resmi incelemeye gelir. Fakat Rumî ressamların son bir şartı daha vardır. O da aradaki perdenin kaldırılması. Jüri bu şartı kabul eder ve perde aradan kaldırılırken Japon ressamların olağanüstü desenleri ve sıra dışı renkleri, Rumî sanatkârların günlerce zımparalayarak parlattıkları duvarda daha bir göz kamaştırıcı ve daha bir ışıltılı şekilde boy gösterir. Rumî ressamların duvarındaki manzara kesinlikle paha biçilemez güzelliktedir. Hem padişah hem jüri için artık müsabakanın galibi de bellidir.

Yüzyıllar öncesinden gönüllere kazınan bir Hz. Mevlana hikâyesidir bu. Rumî ressamlar sûfiliği temsil eder. Dünya hırsından, cimrilikten, öfkeden, kinden, nefretten, boş heva ve heveslerden sıyrılmanın insanda güzelliklerin tezahürüne nasıl yol açacağını anlatır.

Zaten meselemiz tecelligâh-ı ilahi olan gönül aynasını saf ve berrak tutabilmek değil midir?

Kaldı ki bunun için yüzlerce külfetin altına girmeye de gerek yoktur.

Rumî ressamların yaptığı gibi bir zımpara hükmündeki ezkâra tutunmak yeterlidir. Ezkâr ki dilini kalbine indirmeyi gerektirir sadece. Yalan sona erer orada. Samimiyetin terennümü başlar.

Dostluklar buram buram mertlik kokar.

Zaten insana en güzel dost ayna olan değil midir?

Nasipse devamı haftaya…

ms.muhammedsimsek@gmail.com

Not: Yazarın "KARDEŞ PAYI" adlı kitabından alınmıştır.

 

DİĞER YAZILARI Memleketimin Gençlerine Mektup-4 01-01-1970 03:00 Memleketimin Gençlerine Mektup-3 01-01-1970 03:00 Memleketimin Gençlerine Mektup-2 01-01-1970 03:00 Memleketimin Gençlerine Mektup-1 01-01-1970 03:00 Adıyaman Umudun Sesi 01-01-1970 03:00 Affet bizi Lüceyn! 01-01-1970 03:00 Uzmanlar uyarıyor… 01-01-1970 03:00 Kerim’dir Mevla… 01-01-1970 03:00 Lâ Tahzen/Üzülme 01-01-1970 03:00 Canımıza değsin 01-01-1970 03:00 Testere ucunda yaşamak 01-01-1970 03:00 Gözyaşı çetesi 01-01-1970 03:00 Küllerinden doğmak 01-01-1970 03:00 Eriyen buz değil… 01-01-1970 03:00 Pamuk ipliğine bağlı hayatlar 01-01-1970 03:00 Hastalık reçetesi 01-01-1970 03:00 Muhacir genç ve annesi 01-01-1970 03:00 Nerede kalmıştık?.. 01-01-1970 03:00 Kudüs seni bekliyor 01-01-1970 03:00 Var ile yok arası 01-01-1970 03:00 Bir kalbin intiharı 01-01-1970 03:00 Sen hazır mısın? 01-01-1970 03:00 Eskiler sözü edeb ile söylerdi 01-01-1970 03:00 İhanet nerede başlar? 01-01-1970 03:00 Çünkü sen bir devsin! 01-01-1970 03:00 Kendimizi kaybetmeden önce 01-01-1970 03:00 Ruh melodimizi yitirdik 01-01-1970 03:00 Paranın kazandığı insanlar 01-01-1970 03:00 Bir âdemin “AÇIZ!” feryadı 01-01-1970 03:00 Yalnızlık kader mi? 01-01-1970 03:00 “İnsanı yaşatmak” 01-01-1970 03:00 Büyüyünce değişti mi dünya? 01-01-1970 03:00 Kardeş payı 01-01-1970 03:00 Büyüklük küçüklük de ne? 01-01-1970 03:00 Üç nokta… 01-01-1970 03:00 Toprağın üstü değil altıdır senin 01-01-1970 03:00 Sözün özü 01-01-1970 03:00 Kâinat senfonisi 01-01-1970 03:00 Yaşamak gibidir yazmak! 01-01-1970 03:00 “Merhamet” sınavı 01-01-1970 03:00 Sükût lehçesinde AŞK 01-01-1970 03:00 Ramazan-ı Kerim’e tutunmak 01-01-1970 03:00 Filistinli Fatıma’yı unutma!.. 01-01-1970 03:00 İnsan ne zaman yetişkin olur? 01-01-1970 03:00 Gül düşsün ömrünüze 01-01-1970 03:00 Can baş üstüne!.. 01-01-1970 03:00 Çok sağol ağabey… 01-01-1970 03:00 Sır idrakimize ne oldu? 01-01-1970 03:00 Ah hakikat! 01-01-1970 03:00 Ve insan… 01-01-1970 03:00