Nerede kalmıştık?..

Muhammed Şimşek

30-09-2025 14:43

 

Hayat bir mücadeleyle sınarken kalbimizi aldığımız nefesi yarıda bırakmak elimizde mi?

Değil elbette…

O zaman buyurun gönül hanenize…

Ekmek gibi azîz bildiğimiz sözümüz olsun ve muhabbeti katık yapalım bir göz alımı dahi olsa sohbetimize.

Nefes alır gibi koşuyoruz, koşar gibi nefes alıyoruz. Yaşadığımız hayatın hızına yetişebilene aşk olsun. Sevinç ve hüzünlerimiz bir yana doğrularımız ve yanlışlarımız, çok doğru ve çok yanlışlarımız ile az doğru ve az yanlışlarımız, boşluklarda asılı kalırken günleri ipe diziyoruz. Çoğu zaman hesabını yapamadan yaşadığımız günlerin durmadan aşağı çektiği ipin sıratımız olacağını unutuyoruz.

Şimdi durun ve nefeslenin biraz.

Kalbinizin aynasına bakın usulca. Gözünüze takılan karaltılar olmadan bir zamanların safiyet ve masum bakışları içinde etrafı seyreden kendi öz varlığınızı görebiliyorsanız sorun yok. Değilse üst başınıza bulaşan her ne varsa ondan kurtulmak için aldığınız nefesi hesaba çekme vakti. Ruhunuzun yeni bir başlangıca ihtiyacı var belki de.

Sürekli bir devri daim içinde her an yenilenen kâinata ayak uydurarak kendini yenileyebildiği ölçüde insan, varlığının sırrına ererek yükselir. Bunun içindir ki insanın, bir değil ömrü hayatı boyunca milyon kere milyon taze başlangıçlara ihtiyacı vardır.  

Şimdi aynadaki suretimize dönüp yeniden bakalım. Yorgun muyuz? Yoksa telaşlı mı? Çok mu işimiz var? Kırgın mıyız hayata? Hata bizde mi yoksa hep başkaları mı itti bizi çukura?

Bu sorulara cevap vermek zor geldiği için bakamıyoruz aynaya… Ama yüzleşmeliyiz her şeyden önce kendimizle. Çünkü ruhumuzun bize ihtiyacı var. İnce düşünüşlerden uzak tercihlerimizin ve kendimizi özden terk edişlerimizin bizi getirdiği noktanın sonu karanlık…

Arzuladığımız şifa sokaklara düşmüş aydınlıklarda değil, gönle düşen nurda saklı. Kime yandığı belli olmayan sokak lambalarının hükmü ancak gün aydınlanıncaya kadardır. Oysa gönle düşen kutsi bir ışıltı, göğüs kafeslerimizin arasındaki yumruk büyüklüğündeki et parçasına aklın sınırlarını yerle bir eden bir sonsuzluk yerleştirir. Hazinelere değişmeyeceğiniz kadar büyük bir zenginliktir bu.

İnsan, her şeyden önce acziyetinin farkında olduğu ölçüde bu zenginliğe ulaşabilir. Kanının son damlasına kadar savaşır gibi pür nefes peşinden gittiği gündelik telaşelerin gözlerine indirdiği perde yanı başında duran hazinelere bir bakış bakmasına müsaade etmez.

Nedir o hazine?

Kapitalist hesapların pençesinden kurtularak kendine adalet ve paylaşmanın onuru içinde yol bulan akıldır mesela… Pozitivist akımların maddede körleşmiş ve adına bilim denilmiş bilgide boğulmadan, bir tek ariflerin gözlerinde ışıldayan ilimdir sonra… Hırs ve sürekli kazanmanın saldırgan içgüdüsüyle her şeyden önce ruhunu kaybederek pespayeleşmiş modern prensiplerin tam karşısında duran ve bütün bir hayatı kuşatan kutsî ahlak ölçüleridir ayrıca…

İşte kaldığımız nokta…

ms.muhammedsimsek@gmail.com

Not: Yazarın "KARDEŞ PAYI" adlı kitabından alınmıştır.

DİĞER YAZILARI Memleketimin Gençlerine Mektup-4 01-01-1970 03:00 Memleketimin Gençlerine Mektup-3 01-01-1970 03:00 Memleketimin Gençlerine Mektup-2 01-01-1970 03:00 Memleketimin Gençlerine Mektup-1 01-01-1970 03:00 Adıyaman Umudun Sesi 01-01-1970 03:00 Affet bizi Lüceyn! 01-01-1970 03:00 Uzmanlar uyarıyor… 01-01-1970 03:00 Kerim’dir Mevla… 01-01-1970 03:00 Lâ Tahzen/Üzülme 01-01-1970 03:00 Canımıza değsin 01-01-1970 03:00 Testere ucunda yaşamak 01-01-1970 03:00 Gözyaşı çetesi 01-01-1970 03:00 Küllerinden doğmak 01-01-1970 03:00 Eriyen buz değil… 01-01-1970 03:00 Pamuk ipliğine bağlı hayatlar 01-01-1970 03:00 Hastalık reçetesi 01-01-1970 03:00 Muhacir genç ve annesi 01-01-1970 03:00 Kudüs seni bekliyor 01-01-1970 03:00 Var ile yok arası 01-01-1970 03:00 Bir kalbin intiharı 01-01-1970 03:00 Sen hazır mısın? 01-01-1970 03:00 Eskiler sözü edeb ile söylerdi 01-01-1970 03:00 İhanet nerede başlar? 01-01-1970 03:00 Çünkü sen bir devsin! 01-01-1970 03:00 Kendimizi kaybetmeden önce 01-01-1970 03:00 Ruh melodimizi yitirdik 01-01-1970 03:00 Paranın kazandığı insanlar 01-01-1970 03:00 Bir âdemin “AÇIZ!” feryadı 01-01-1970 03:00 Yalnızlık kader mi? 01-01-1970 03:00 “İnsanı yaşatmak” 01-01-1970 03:00 Büyüyünce değişti mi dünya? 01-01-1970 03:00 Kardeş payı 01-01-1970 03:00 Büyüklük küçüklük de ne? 01-01-1970 03:00 Üç nokta… 01-01-1970 03:00 Toprağın üstü değil altıdır senin 01-01-1970 03:00 Sözün özü 01-01-1970 03:00 Mir’ât 01-01-1970 03:00 Kâinat senfonisi 01-01-1970 03:00 Yaşamak gibidir yazmak! 01-01-1970 03:00 “Merhamet” sınavı 01-01-1970 03:00 Sükût lehçesinde AŞK 01-01-1970 03:00 Ramazan-ı Kerim’e tutunmak 01-01-1970 03:00 Filistinli Fatıma’yı unutma!.. 01-01-1970 03:00 İnsan ne zaman yetişkin olur? 01-01-1970 03:00 Gül düşsün ömrünüze 01-01-1970 03:00 Can baş üstüne!.. 01-01-1970 03:00 Çok sağol ağabey… 01-01-1970 03:00 Sır idrakimize ne oldu? 01-01-1970 03:00 Ah hakikat! 01-01-1970 03:00 Ve insan… 01-01-1970 03:00