Pamuk ipliğine bağlı hayatlar

Muhammed Şimşek

15-10-2025 13:17

 

“Pamuk ipliğine bağlı hayatlar yaşıyoruz” dedi birisi…

Derin derin düşünmeye başladı diğeri…

Doğru ya! Zamanın görünmez eli örüyor etrafımızda tuğladan kemerleri.

Göz görmeden mahkûm oluyor insan, etrafında her ne varsa, hepsi kendi tercihleri.

Yıkık mısın? Mağrur mu? Delikanlı mısın? Yoksa üçkâğıtçı mı?

Hepsi senin tercihin…

Fakat tercih etmediğin tek şey var belki de şu hayatta. O da üç kuruşa talim etmek zorunda olmak. Yani fakirlik…

**

Adam usulca girdi kapıdan içeri… Gözleri hep görmeye alışkın olduğu masadaki evrakların üzerinde gezindi ilkin…

Ne yapsın işte, yine geldi? Yüreğinde derdi, elemiyle geldi ama belli etmedi.

Gülümsemeye çabaladı her zaman yapmaya çalıştığı gibi ve döktü içinde tuttuğu kederi, masadaki evrakların üstüne…

Islanmadı evraklar… Bilakis alev alır gibi oldu ama muhasebecinin ağzından çıkan sözler söndürdü birden masayı tutuşturmak üzere olan efkâr yangınını…

“Hallederiz inşallah abi” dedi yaşına hürmeten…

“Eyvallah” diye bir ses geldi müsterih olmuş bir gönülden…

**

Her ay yaşanan manzaraydı bu… Aylık geliri belliydi ve yetiremiyordu asgari ihtiyaçlarına bile… Para dışarıda gani… Yapılacak bir ton iş de var sorsan… Fakat öyle değil kazın ayağı…

Ne iş yaparsa yapsın, sebat etmeliydi… Yaptığı işin ilmine vakıf olduysa ve emek veriyorsa yılmadan usanmadan rızkına kefildi Yaradan…

Şu üç günlük dünyada tek meselesi daha fazla para kazanmak hatta çok para kazanmak olamazdı, olmamalıydı.

Bu uğurda adamlığını, vefasını, insaniyetini, hakkaniyetini ve her türden aidiyetlerini bir çırpıda kenara atamazdı ve atmamalıydı.

Meselesi çok para kazanmak ise bir insanın, ondan geriye ne kalırdı?

İşte cevabı zor soru…

Durup önünde yana yakıla düşünülecek bir soruydu bu, çok paranın yakıp yıktığı viranelere dönmeden önce…

**

 Yorgundu ama ümitsiz değil…

Bazen kendini köşeye sıkışmış gibi hissediyordu sadece, herkes kadar.

Peki ya, nefessiz kaldığı demler neydi o zaman… Olmadık zamanlarda bir titreme gibi kendisini tutan çilelenmeler neyin nesiydi?..

Zira kalbi bir çilehane gibiydi.

Kimselerin sesini duymadığı vakitlerde O’nu, alnından seccadesi öperdi.

Sessiz sedasız bir köşede semâya açılan ellerine konanlar, sonsuzluğun bahçesinden kanatlanan güvercinlerdi.

Kendisi değil beton duvarlarının soğuğuna kırgın olduğu şehir kimsesizdi.

Bir birinin acılarını görmezden gelen, bir birinin sevincine haset nazarıyla bakan insanların yüreğindeki yetimlikten öte bir acı olmazdı zira…

Umut fakirin ekmeğiydi.

Şimdi söyleyin bana o zaman, umut nerede? Fakir kim? Ekmek kimin?

**

Kulakları delen bir fırtına kopuyor derinden ama duyan hiç kimseler yok kendi telaşesinden.

Kimi yaşanan acılara banıyor ekmeğini, kimi süte yulaf katıp bir hışımla bitirmeye çalışıyor sofrasındaki ballı çöreğini…

Oysa acı eğitimdir, adamı insan eder. Zevkü sefaya düçar olursa kişi, kendini uçurumlara sürer.

Şimdi söyle Ey Dost, bal mı acıdan tatlı, yoksa acı mı baldan?..

 

ms.muhammedsimsek@gmail.com

Not: Yazarın "KARDEŞ PAYI" adlı kitabından alınmıştır.

DİĞER YAZILARI Memleketimin Gençlerine Mektup-4 01-01-1970 03:00 Memleketimin Gençlerine Mektup-3 01-01-1970 03:00 Memleketimin Gençlerine Mektup-2 01-01-1970 03:00 Memleketimin Gençlerine Mektup-1 01-01-1970 03:00 Adıyaman Umudun Sesi 01-01-1970 03:00 Affet bizi Lüceyn! 01-01-1970 03:00 Uzmanlar uyarıyor… 01-01-1970 03:00 Kerim’dir Mevla… 01-01-1970 03:00 Lâ Tahzen/Üzülme 01-01-1970 03:00 Canımıza değsin 01-01-1970 03:00 Testere ucunda yaşamak 01-01-1970 03:00 Gözyaşı çetesi 01-01-1970 03:00 Küllerinden doğmak 01-01-1970 03:00 Eriyen buz değil… 01-01-1970 03:00 Hastalık reçetesi 01-01-1970 03:00 Muhacir genç ve annesi 01-01-1970 03:00 Nerede kalmıştık?.. 01-01-1970 03:00 Kudüs seni bekliyor 01-01-1970 03:00 Var ile yok arası 01-01-1970 03:00 Bir kalbin intiharı 01-01-1970 03:00 Sen hazır mısın? 01-01-1970 03:00 Eskiler sözü edeb ile söylerdi 01-01-1970 03:00 İhanet nerede başlar? 01-01-1970 03:00 Çünkü sen bir devsin! 01-01-1970 03:00 Kendimizi kaybetmeden önce 01-01-1970 03:00 Ruh melodimizi yitirdik 01-01-1970 03:00 Paranın kazandığı insanlar 01-01-1970 03:00 Bir âdemin “AÇIZ!” feryadı 01-01-1970 03:00 Yalnızlık kader mi? 01-01-1970 03:00 “İnsanı yaşatmak” 01-01-1970 03:00 Büyüyünce değişti mi dünya? 01-01-1970 03:00 Kardeş payı 01-01-1970 03:00 Büyüklük küçüklük de ne? 01-01-1970 03:00 Üç nokta… 01-01-1970 03:00 Toprağın üstü değil altıdır senin 01-01-1970 03:00 Sözün özü 01-01-1970 03:00 Mir’ât 01-01-1970 03:00 Kâinat senfonisi 01-01-1970 03:00 Yaşamak gibidir yazmak! 01-01-1970 03:00 “Merhamet” sınavı 01-01-1970 03:00 Sükût lehçesinde AŞK 01-01-1970 03:00 Ramazan-ı Kerim’e tutunmak 01-01-1970 03:00 Filistinli Fatıma’yı unutma!.. 01-01-1970 03:00 İnsan ne zaman yetişkin olur? 01-01-1970 03:00 Gül düşsün ömrünüze 01-01-1970 03:00 Can baş üstüne!.. 01-01-1970 03:00 Çok sağol ağabey… 01-01-1970 03:00 Sır idrakimize ne oldu? 01-01-1970 03:00 Ah hakikat! 01-01-1970 03:00 Ve insan… 01-01-1970 03:00