Üç nokta…

Muhammed Şimşek

05-04-2025 23:23

 

Rüyalarımızı kaybettik her şeyden önce.

Gözlerimiz gezindi durdu eşyanın üzerinde ama akis bulamadı kendine.

Kulaklarımız son baharın rüzgârlarında savrulan yaprakların hışırtısına ilişemeden sağır kesildi.

Harflerimiz sustu ve göç etti kafatasımızın içindeki düşünce.

Sorular bir boşlukta yetim kaldı öylece.

Botokslu cümleler kurduk özgürce (!) Yaşadığımız hayatın ne bir ünlemi kaldı ne de bizi sonsuzluğa çeken üç noktası…

Oysa aldığımız her nefesin sonunda bizi bekliyor, arkası doldurulacak milyonla iki nokta üst üste.

Soru sormadan yaşayamaz insan…

Nereden başlamalı o zaman?

Başladın bile farkında olmadan…

Hıh…

Peki, bir hayali olmadan yaşayabilir mi ki insan?

Coğrafyaları aşarak kâinatın varoluş maksadında gizli kendi hakikatini nasıl bulabilir?

Biri kolay diğeri zor iki soru…

Doğru soruları sormaya başladın mı bir kere yola çıkmışsın demektir. Artık yapılması gereken cevapların hayalini kurmakta… Çünkü hayaldir sınırları kaldıran ve insana kendini varoluşun mucizesi içindeki evrenin başköşesinde bulduran.

Her günün penceremizden içeri giren ilk ışıkları kusursuz bir yaradılışın melek kanatlarıyla bizi sarıp sarmalıyor.

365 günün her saat, dakika ve salisesi içinde yeryüzündeki bütün mühendislik hesaplarını sınır tanımayan mesafeler boyunca geride bırakan ve her hesabı kuşatan devasa bir sistem içinde her şey ama her şey üzerine düşeni harfiyen yapıyor.

Peki ya Sen?*

Sana ne oluyor da yaradılıştaki mucizeyi gör diye senin için kurulan bu sistemi saray bildin ve köleliğine soyunuyorsun hiç düşünmeden.

Mücevher sanarak eteğine doldurduğun ışıltılı taşları kaybetmekten korkuyorsun.

Ya da ellerimde niye hiç ışıltılı taş yok diye eyvahlar ediyorsun.

Yarınına ümit bırakmadan ağlıyorsun.

Belki senin saray bildiğin yer, iki kapılı bir handır.

Geceyle gündüzü ömür gergefine işleyen bir imtihandır.

Ateşinde elem kaynattığın kazandır. Günahı sevaba katandır. Seni senden alıp boş hülyalara salandır.

Ne kadar da az düşünüyorsun…

İltica et kalbine ki sana asıl korku ve ümit arası yaşamanın ne demek olduğunu anlatsın.

Oturun birlikte ağlaşın.

Gözyaşın kalbine, kalbin hayatına abdest aldırsın.

Ve yıkılsın senlik, benlik davası.

Hiç olmazsa dostluğumuzu belli edelim bir birimize. Can çekişmekte olan dünyanın sınırlarına hapsolmadan yani maske takmadan gelelim yüz yüze…

Yürüdüğümüz yolu bilelim, durduğumuz noktayı.

Zaman ve mekânın bize emanet olduğu bir evrende birer toz paresiyiz hepimiz. Fakat okyanusun dibindeki bir taşın göbeğine sığınan kurdun ağzındaki tut yaprağının bize söylediği gerçek: her şeyi gözeten biri var.

Bir unutuşun pençesinde ölüm kalım savaşı veriyorsa da insanlık, unutulmuyor asla aldığı her bir nefes…

O zaman son sözümüz şöyle olsun:

“Ah!” diye başlayarak kurduğumuz cümlelerle ızdırabını çektiğimiz dertlerimiz asırlara iz, gerçek aşka süs olsun…

Üç nokta…*

*Sen=İnsan

*Kıymetli okuyucu üç noktadan sonrasına kuracağınız cümlelere bir sonraki yazımda adınızla birlikte yer vereceğim. Selam ve dua ile…

ms.muhammedsimsek@gmail.com

Not: Yazarın "KARDEŞ PAYI" adlı kitabından alınmıştır.

DİĞER YAZILARI Memleketimin Gençlerine Mektup-4 01-01-1970 03:00 Memleketimin Gençlerine Mektup-3 01-01-1970 03:00 Memleketimin Gençlerine Mektup-2 01-01-1970 03:00 Memleketimin Gençlerine Mektup-1 01-01-1970 03:00 Adıyaman Umudun Sesi 01-01-1970 03:00 Affet bizi Lüceyn! 01-01-1970 03:00 Uzmanlar uyarıyor… 01-01-1970 03:00 Kerim’dir Mevla… 01-01-1970 03:00 Lâ Tahzen/Üzülme 01-01-1970 03:00 Canımıza değsin 01-01-1970 03:00 Testere ucunda yaşamak 01-01-1970 03:00 Gözyaşı çetesi 01-01-1970 03:00 Küllerinden doğmak 01-01-1970 03:00 Eriyen buz değil… 01-01-1970 03:00 Pamuk ipliğine bağlı hayatlar 01-01-1970 03:00 Hastalık reçetesi 01-01-1970 03:00 Muhacir genç ve annesi 01-01-1970 03:00 Nerede kalmıştık?.. 01-01-1970 03:00 Kudüs seni bekliyor 01-01-1970 03:00 Var ile yok arası 01-01-1970 03:00 Bir kalbin intiharı 01-01-1970 03:00 Sen hazır mısın? 01-01-1970 03:00 Eskiler sözü edeb ile söylerdi 01-01-1970 03:00 İhanet nerede başlar? 01-01-1970 03:00 Çünkü sen bir devsin! 01-01-1970 03:00 Kendimizi kaybetmeden önce 01-01-1970 03:00 Ruh melodimizi yitirdik 01-01-1970 03:00 Paranın kazandığı insanlar 01-01-1970 03:00 Bir âdemin “AÇIZ!” feryadı 01-01-1970 03:00 Yalnızlık kader mi? 01-01-1970 03:00 “İnsanı yaşatmak” 01-01-1970 03:00 Büyüyünce değişti mi dünya? 01-01-1970 03:00 Kardeş payı 01-01-1970 03:00 Büyüklük küçüklük de ne? 01-01-1970 03:00 Toprağın üstü değil altıdır senin 01-01-1970 03:00 Sözün özü 01-01-1970 03:00 Mir’ât 01-01-1970 03:00 Kâinat senfonisi 01-01-1970 03:00 Yaşamak gibidir yazmak! 01-01-1970 03:00 “Merhamet” sınavı 01-01-1970 03:00 Sükût lehçesinde AŞK 01-01-1970 03:00 Ramazan-ı Kerim’e tutunmak 01-01-1970 03:00 Filistinli Fatıma’yı unutma!.. 01-01-1970 03:00 İnsan ne zaman yetişkin olur? 01-01-1970 03:00 Gül düşsün ömrünüze 01-01-1970 03:00 Can baş üstüne!.. 01-01-1970 03:00 Çok sağol ağabey… 01-01-1970 03:00 Sır idrakimize ne oldu? 01-01-1970 03:00 Ah hakikat! 01-01-1970 03:00 Ve insan… 01-01-1970 03:00