Yaşamak gibidir yazmak!

Muhammed Şimşek

05-03-2025 14:19

 

Yaşamak gibidir yazmak. Ya kelimelerin içine doğarsınız ya da kelimler içinize doğar ansızın. Taşıyamaz olduğunuzda imdadınıza ya kelam ya kalem yetişir. Kelam etmek her dem mümkün olmadığından zaman ilerledikçe kalem ile dost olursunuz. Çünkü ne zaman içinizi tabir yerinde ise doğum sancıları kaplasa o sancıyı dindirecek yegâne şefkati kalemde bulursunuz.

Evet, yaşamak gibidir yazmak. Düz bir yol değildir yürüdüğünüz. İnişleri çıkışları olan dereler tepeler aşmayı gerektiren yazıyla kışıyla dört mevsimi bir arada yaşatan bazen ağlatan bazen güldüren yürüdükçe düşündüren bir yolculuğun serencamında, eskilerin deyimiyle temaşa edersiniz hayatı.

Hayır, hayır… Yazmak hayatı sadece temaşa etmek değil, bir fiil zamanın raksı üzerinde harf harf yaşamaktır. Bu öyle bir yaşamaktır ki her harfi alınan bir değil belki binlerce nefes işler kalbin aynasına. Harfler orada kor ateşte dövülen demir gibi şekillenir ve anlam kazanır. Hele elif deyip de geçip gidemez hiç kimseler. Yüzyıllar boyu doğruluğun ve aşka düşmüş bir kalbi düz tutmanın sembolüdür zira… İnsanlığın ruh dünyasını gökyüzüne işleyen bir medeniyetin serlevhası olmuştur tek başına.

Harfler yan yana geldiğinde kelime denilen mücevher çıkar ortaya. Kelime olur her neyse anlatamadıklarımız ve kelime odur hayata dair bütün anladıklarımız. Kelimenin sandukalarından taşar mananın zülüfleri de kendine ram eder ferzan ehlini. Yani ilim ve hikmetle tutuşur her dem kelimenin şule verdikleri.

Kelimeler bir araya geldiğinde ise kimi zaman sevgilinin gerdanına layık inci kolyeye kimi zaman anneden yadigâr renk renk nakış işlemeli bir seccadeye kimi zaman ise babadan miras sözün edebiyle yüklü lügate döner.

Yaşadıklarından yürek devşirmektir yazmak. Aşkını, kulluğunu ve edep içre ruhunun kılavuzluğunu gözetir/gözetmelidir insan… Öteki türlü kendine akis bulamaz hiçbir harf, harfin dudağında kelime ve kelimenin kalbinde cümle…

Yazmak ile yalnızlık kardeştir sanki… İnsan sadece yalnızken kendiyle baş başa kalabilir ve doğruluğun ne olduğunu sezebilir. Bundan öte fırtına sonrası bir gölün durgun suları gibi ortalık durulduğunda anlamaya başlar insan. Anladıkça semadaki yıldız tarlalarını dolaşır fütursuz. Toprakta biten tohumun meyveye duracağı zamanı hayal eder neşeyle. Buğday başaklarının arasında gezinir ayakları ve boy verir o güne kadar ekip biçtiği her his ve düşünce.

Nereden gelip nereye gittiğinin resmini çizer ilkin ve ardından içinde biriktirdiği soylu cümleler kurmaya başlar. Kurduğu her cümlenin şanlı bir mazisi olsun ister ama buna çok da gerek yoktur aslında. Ayna tutmak yeterlidir mucizelerle dolu insana ve kâinata. Mucizelerin aynadaki sureti kelimenin ihtişamına yeter de artar. Önemli olan aynayı mümkün olduğunca ak ve pak tutabilmekte.

Yazmak şerh düşmektir zamana… Aynadaki yansımanın kayıtlara geçtiği ve içinde asırlık notlar taşıyan cam şişenin kime ulaşacağını bilmeden okyanusun sularına bırakılmasıdır adeta…

Yazmak tozlu rafları devirdikten sonra isyan büyüten bir kalbin aşkın gönül dağına tırmandığı yolculuğun adıdır ayrıca… Zirvede kendisini ne beklediğini bilmeden yücelerin yücesine doğru arayışını sürdürmenin ve gerekirse kutlu bir hayalin peşinde ömür tüketmenin de ta kendisidir.

Yazmak üzerine daha birçok şey söylemek mümkün elbette… Fakat sözün özü filhakika yaşamak gibidir yazmak!..

ms.muhammedsimsek@gmail.com

Not: Yazarın "KARDEŞ PAYI" adlı kitabından alınmıştır.

 

DİĞER YAZILARI Memleketimin Gençlerine Mektup-4 01-01-1970 03:00 Memleketimin Gençlerine Mektup-3 01-01-1970 03:00 Memleketimin Gençlerine Mektup-2 01-01-1970 03:00 Memleketimin Gençlerine Mektup-1 01-01-1970 03:00 Adıyaman Umudun Sesi 01-01-1970 03:00 Affet bizi Lüceyn! 01-01-1970 03:00 Uzmanlar uyarıyor… 01-01-1970 03:00 Kerim’dir Mevla… 01-01-1970 03:00 Lâ Tahzen/Üzülme 01-01-1970 03:00 Canımıza değsin 01-01-1970 03:00 Testere ucunda yaşamak 01-01-1970 03:00 Gözyaşı çetesi 01-01-1970 03:00 Küllerinden doğmak 01-01-1970 03:00 Eriyen buz değil… 01-01-1970 03:00 Pamuk ipliğine bağlı hayatlar 01-01-1970 03:00 Hastalık reçetesi 01-01-1970 03:00 Muhacir genç ve annesi 01-01-1970 03:00 Nerede kalmıştık?.. 01-01-1970 03:00 Kudüs seni bekliyor 01-01-1970 03:00 Var ile yok arası 01-01-1970 03:00 Bir kalbin intiharı 01-01-1970 03:00 Sen hazır mısın? 01-01-1970 03:00 Eskiler sözü edeb ile söylerdi 01-01-1970 03:00 İhanet nerede başlar? 01-01-1970 03:00 Çünkü sen bir devsin! 01-01-1970 03:00 Kendimizi kaybetmeden önce 01-01-1970 03:00 Ruh melodimizi yitirdik 01-01-1970 03:00 Paranın kazandığı insanlar 01-01-1970 03:00 Bir âdemin “AÇIZ!” feryadı 01-01-1970 03:00 Yalnızlık kader mi? 01-01-1970 03:00 “İnsanı yaşatmak” 01-01-1970 03:00 Büyüyünce değişti mi dünya? 01-01-1970 03:00 Kardeş payı 01-01-1970 03:00 Büyüklük küçüklük de ne? 01-01-1970 03:00 Üç nokta… 01-01-1970 03:00 Toprağın üstü değil altıdır senin 01-01-1970 03:00 Sözün özü 01-01-1970 03:00 Mir’ât 01-01-1970 03:00 Kâinat senfonisi 01-01-1970 03:00 “Merhamet” sınavı 01-01-1970 03:00 Sükût lehçesinde AŞK 01-01-1970 03:00 Ramazan-ı Kerim’e tutunmak 01-01-1970 03:00 Filistinli Fatıma’yı unutma!.. 01-01-1970 03:00 İnsan ne zaman yetişkin olur? 01-01-1970 03:00 Gül düşsün ömrünüze 01-01-1970 03:00 Can baş üstüne!.. 01-01-1970 03:00 Çok sağol ağabey… 01-01-1970 03:00 Sır idrakimize ne oldu? 01-01-1970 03:00 Ah hakikat! 01-01-1970 03:00 Ve insan… 01-01-1970 03:00