Kalemiyle Vicdanlara Dokundu: Celil Kocataş’a Gazetecilik Başarı Ödülü

Adıyaman’da Haber Gazetesi ve adiyamanadahaber.com köşe yazarı Celil Kocataş, Doğu Anadolu Gazeteciler Cemiyeti (DAGC) ile Doğu Anadolu Gazeteciler Federasyonu tarafından düzenlenen 2025 Yılı Gazetecilik Başarı Ödülleri Yarışması’nda önemli bir başarıya imza attı.

GÜNCEL - 22-06-2026 12:38 56 kez okundu.

Kalemiyle Vicdanlara Dokundu: Celil Kocataş’a Gazetecilik Başarı Ödülü

 

Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde görev yapan basın mensuplarının eserlerinin değerlendirildiği yarışmanın sonuçları açıklanırken, toplam 25 farklı kategoride başarılı gazeteciler ödüle layık görüldü. Bu yıl merhum DAGC Onursal Başkanı Feridun Fazıl Özsoy anısına düzenlenen yarışmada, “Köşe Yazısı” kategorisinde Adıyaman’da Haber Gazetesi ve adiyamanadahaber.com yazarı Celil Kocataş ödül kazanan isimler arasında yer aldı.

Celil Kocataş, toplumsal hafızayı, insan yaşamını ve günlük hayatın ayrıntılarını etkileyici bir anlatımla ele aldığı “Bir Sabah Yürüyüşünden…” başlıklı köşe yazısıyla jüri üyelerinin beğenisini kazanarak ödüle layık görüldü.

Bölgedeki gazetecilik çalışmalarını teşvik etmek ve başarılı eserleri ödüllendirmek amacıyla geleneksel olarak düzenlenen yarışma, bu yıl da basın camiasında büyük ilgi gördü. Çok sayıda gazetecinin katıldığı organizasyonda ödül alan eserler, alanında uzman jüri üyeleri tarafından titizlikle değerlendirildi.

Gazetecilik mesleğine katkı sunan başarılı isimlerin ödüllendirileceği törenin önümüzdeki günlerde geniş katılımlı bir organizasyonla gerçekleştirilmesi beklenirken, Celil Kocataş’ın elde ettiği bu başarı basın camiasında memnuniyetle karşılandı.

Ödül Alan Köşe Yazısı: “Bir Sabah Yürüyüşünden…”

Çoğu insan için sabah yürüyüşü; temiz hava almak, güne zinde başlamak demektir. Oysa bazen yürüdüğünüz bir sokak, girdiğiniz bir fırın kuyruğu; ülkenin sosyolojik röntgenini çekmeye yeter de artar. Geçtiğimiz sabah yalnızca ekmek almak için çıktığım o kısa yürüyüşte, aslında toplumun görünmez yaralarıyla, derinleşen uçurumlarıyla ve sessiz çığlıklarıyla yüzleştim.

Fırının önünde bekleyen Mehmet Amca’yla karşılaştığımda, zihnimdeki “emeklilik huzuru” tablosu yerle bir oldu. Raflarda taze ekmekler dururken neden beklediğini sorduğumda aldığı cevap boğazımda düğüm oldu: “Ekmek dağıtımından dönecek fırıncıyı bekliyorum, bakkallardan dönen bayat ekmekleri getirecek…”

Bu sözler sadece bir yoksulluk itirafı değildi. Aynı zamanda “askıda ekmek” kültürünün, yaşlılara yönelik bakım ve sosyal destek vaatlerinin sokaktaki gerçekle ne kadar örtüşmediğinin de acı bir göstergesiydi. Yardım etme isteğimi fark ettiği anda benden uzaklaşan o yaşlı adamın vakarı, modern toplumun kaybettiği en büyük değerlerden birini hatırlattı bana: Onur.

Bizler sokak hayvanlarının refahını uzun uzun tartışırken, bir köşede onuruyla bayat ekmek bekleyen insanımızı görmezden gelmenin ağırlığı omuzlarımızda duruyor.

Son on yılda sokaklardaki sahipsiz köpek sayısındaki kontrolsüz artış, ülkemize gelen yabancı turistlerin bile dikkatini çekiyor. “Avrupa şehirlerinde sokak köpeği göremezsiniz ama sizin ülkenizde her yerde var” cümlesi, sadece bir gözlem değil; üzerinde düşünülmesi gereken bir gerçeği işaret ediyor.

Ancak madalyonun bir de diğer yüzü var. Akşam vakti pazarlarda, meyve artıkları biraz daha ucuza düşsün diye bekleyen insanlar varken; her meseleyi tek başına hayvan sevgisi ekseninde tartışmak, asıl sorunu görmezden gelmek anlamına geliyor.

Toplum olarak içine sürüklendiğimiz bu adaletsizlik sarmalı rakamlarla değil, sahnelerle anlatılabilir: Bir yanda milyonlarca liralık kol saatleri, diğer yanda akşam pazarından artık toplayanlar. Bir yanda milyonluk makam araçları, elli bin liralık ayakkabılar, diğer yanda okula yırtık ayakkabıyla giden çocuklar.

Gazete sayfalarında sıradanlaşan iş kazaları, kadın cinayetleri, uyuşturucu bataklığı… İnsan hayatının ucuzladığı, tedbirin “maliyet” sayıldığı bir iklimde vicdanlar giderek sağırlaşıyor. Düşünceler arasında kaybolup evimin sokağını iki sokak geçtiğimi fark ettiğimde, aslında zihnimin de bu karmaşanın içinde kaybolduğunu anladım. Televizyon karşısında ya da internet ekranlarında “Neler oluyor bu ülkede?” diye iç geçirmek artık çözüm üretmiyor.

Yaşananlar birer haber başlığı değil; hayatın tam kalbindeki sızılardır. Çözüm yalnızca bir sonraki seçimde sandığa gitmek değil; sokağa, komşuya, yaşlıya ve adalete karşı kaybettiğimiz o kolektif sorumluluk bilincini yeniden inşa etmektir.

Aksi takdirde daha çok Mehmet Amca, bayat ekmek kuyruklarında onuruyla sınanacak; bizler ise sadece izlemekle yetineceğiz. Sizce biz nerede hata yaptık? Komşusu açken tok yatanlardan mı olduk, yoksa adaleti sadece sandığa mı bıraktık?

Haber: Ömer Karakuş

Neler Söylendi?
DİĞER HABERLER
Mahmut Tekin’den Çarpıcı Tütün Analizi

Mahmut Tekin’den Çarpıcı Tütün Analizi

22-06-2026 - GÜNCEL

Adıyaman Çarşısında Müşteri Azaldı, Kiralar Tartışma Konusu Oldu

Adıyaman Çarşısında Müşteri Azaldı, Kiralar Tartışma Konusu Oldu

22-06-2026 - GÜNCEL

Marka Flower Çiçekçi