https://www.adiyamandahaber.com/files/uploads/user/26c42f726e3259b1b85146ba29ea29f5-b0d17d9bf492a6643546.jpeg
Tevfik Karakuş

Huzurun Kaynağı İbadettir

26-01-2026 09:47 329 kez okundu.

 

Allah katında bütün canlılar arasında en güzel şekilde yaratılan insanoğlu, kendisine bunca özellikleri veren Yaratıcısına karşı sorumlu tutulmuştur. Bu sorumluluklarını da ancak ibadetle yerine getirebilir.

İbadet: Allah’a saygı gösterip emirlerine itaat ederek kulluk etmektir. Diğer bir ifadeyle Allah’ın “yapın” dediklerini yapmak, “yapmayın” dediklerinden de uzaklaşmaktır. Kısaca ibadet, Allah’a karşı kulluk ve şükran borcumuzu ödemektir. Tarifinden de anlaşılacağı gibi Allah’ın rızası gözetilerek yapılan her güzel iş ibadettir. İbadet, yaratılanın Yaratıcısına şükrünü arz etmesi, kendisini yaratanı anarak kalbini ve ruhunu temizlemesidir.

Allah’ın kelamı olan Kur’an-ı Kerim’e göre insanın kalbini temizlemesi ve bütün kötülüklerden koruması ancak ibadetle mümkündür. Nitekim Ankebut Suresi, ayet 45’te: “Namaz insanları her türlü kötülüklerden, her türlü fenalıklardan uzak tutar. Allah’ı anmak olan (namaz) elbette en büyük ibadettir.” buyurur. Mensubu olmakla gurur duyduğumuz İslam dini, insanın manevi duygularının yükselişi için namazı emreder. Bu manevi yükselişin asıl amacı ise Allah’ın rızasına kavuşmak ve O’na şükran borcumuzu ödemektir.

Allah Teâlâ, Zâriyât Suresi 56. ayette: “Ben cinleri ve insanları ancak bana kulluk etsinler, ibadet etsinler diye yarattım.” buyurarak boş yere yaratılmadığımızı, bir gaye ve amaç üzerine yaratıldığımızı, bu yaratılış gayemizin de ibadet olduğunu mesajını verir. “İman ettim” demekle imanın merkezine oturmuş oluruz; ancak bununla kalıp tembellik ederek ibadetlerden uzaklaşırsak sorumluluklarımızı yerine getirmemiş oluruz. Yerine getirilmeyen her sorumluluğun da karşılığı kıyamet gününde mutlaka olacaktır.

Bu sebepledir ki hadîs-i şerifte belirtildiği gibi İslam beş esas üzerine bina edilmiştir: “Allah’tan başka ilah olmadığına ve Peygamber Efendimizin Allah’ın Resulü olduğuna şehadet etmek, namaz kılmak, zekât vermek, Ramazan orucunu tutmak ve hacca gitmektir.” Bu ibadetleri ifa etmek şükrümüzün gereğidir.

Hz. Âişe (r.a.) şöyle buyuruyor: Peygamber (s.a.v.) geceleri ayakları şişinceye kadar ibadet ederdi. Kendisine, “Ey Allah’ın Resulü! Geçmiş ve gelecek günahlarını Allah bağışladığı hâlde niçin bu kadar yoruluyorsun?” diye sorulunca Allah Resulü buyurdu: “Allah’a şükreden bir kul olmayayım mı?” Derken Peygamber dahi Allah katında günahlarının affedildiğini bildiği hâlde ibadet edilmesi gerektiğini, yapılan ibadetin ise samimiyet ve içtenlikle yapılması gerektiği mesajını verir. Kul olarak bize düşen, Allah’ın emrettiği, Peygamber’in tavsiye ettiği şekilde ibadet etmektir. Bu ibadet az da olsa devamlı olan ve ölüm gelinceye kadar süren ibadettir.

Bu sebepledir ki ibadetin özü: Korku, ümit ve sevgidir. Korku ile insan haramlardan uzaklaşır. Ümit ile insanoğlu ibadetlere yoğunlaşır. Aşk ve sevgiyle de Yaratan’a yönelir. Böylelikle Yaratan’ına karşı kulluk görevini yerine getirmiş olur.

Sonuç olarak, gerçek manada ibadet ederek şükrünü eda eden kul; kibirden, riyadan, gösterişten uzak, doğru, dürüst, güvenilir, sözüne itibar edilen bir insan olarak hayatını yaşar. Kendisine verilen hayatın ve bedenin emanet olduğunu bilir; bu bilinçle yaşar ve kıyamet gününde ise mükâfatını tastamam alır. İşin özü; Allah için nefsiyle mücadele et ve ibadet edenlerden ol. Lokman Hekim’in ifadesiyle: Rabbine ne kadar muhtaç isen, Rabbine o kadar ibadet et.

karakus.famili07@hotmail.com

Neler Söylendi?
Marka Flower Çiçekçi