Oysa her şey çok güzel başlamıştı. Elemeleri geçmiş, Dünya Kupası’na gitmeye hak kazanmıştık. Milli takımda her şey düşünülmüştü. Saçlar bile Dünya Kupası’na göre tasarlanmıştı. Gelin sizlerle bu başarısızlığı, kendimizce herkese düşen hissesi ile analiz edelim.
Öncelikle şunu bilmenizi isterim ki bir erkek, fıtrat itibarıyla özlem, yalnızlık ve hasretlik çektiğinde daha da dirayetli ve başarı için daha da agresifleşebiliyor. Buna en belirgin örneği askerlik olarak verebilirim. Yani bu kupanın anlamı, özlemle daha da büyür futbolcunun ruhunda.
Yani demem o ki futbolcuların ailelerinin ne işi var ABD’de? Üstelik oyuncular birbiriyle konuşup yapacaklarını veya ilk maçta yaptıkları hataları konuşmaları gerekirken ailelerine zaman ayırmak zorunda kaldı. Ortak bir ruh bütünlüğünde hareket etmeleri bu ufak detayla mümkün olmadı.
Üstelik kendilerine sürekli sistemler anlatan, yeri geldiğinde futbolcularına bağıran, an ve an futbolcuların zihnini aktif olarak açık tutacak bir teknik direktör de yoktu. Bu da ilk yenilgiden sonra daha da basit bir yenilgi daha almalarını sağladı. 1 puan almış olsalardı hâlâ şansımız olacaktı. İlk maçı yıllar sonra gidilen bir turnuvanın psikolojik olarak kaldıramadığımıza verelim. Aslında verilmez, hepiniz üst liglerde oynuyorsunuz ama biz yine de verelim.
Yahu demezler mi, siz ilk maçtan sonra ne yaptınız? Hangi hatalarınız üzerinde ortak çalışmalar yaptınız? İlk dakikada o golü yemek ne ya? Daha bir hafta oldu, aynı şekil vurulmak ne?
Madalyonun öbür yüzüne gelince... Kimse saatlerce pas yapıp şut çeken bu takımı bu kadar kolay harcamamalı. Ortada bir kumaş var. Ama sen bu kumaşı pazarda satamıyorsan değerinin hiç önemi yok. Kimse sizin üst liglerde oynamanıza bakmaz. Aldığınız neticeye bakar.
Tabii iyi bir bitirici futbolcuya yıllardır hasretiz. Burak gibi, eskilerden bakacak olursak Aykut, Tanju gibi. Denizin birkaç fırın daha ekmek yemeye ihtiyacı vardı. Liglerimizde özellikle büyük takımlarımız muhakkak milli bir forvet, milli bir orta saha yetiştirmeli. Bu milli bir görevdir. Milyon dolarlık yabancı futbolcularınız milli takıma bir şey katmıyor.
Birçoğunuz üst düzey profesyonel eğitim alarak kulübünüzde hareket ediyorsunuz. Üstelik yıllarca bu turnuvaya hasret kalmış bir halkın duygularına karşı bu kadar profesyonellikten yoksun hareket edilmez. Şimdi anladım ki birçoğunuzun yüreği, bu formayı canla başla savaşacak kadar yeterli seviyede değil.
Ortada ölümüne bir mücadele de yoktu. Futbolcular zihin olarak birbirinden kopuktu. Bilemem ama bazıları diğerlerine göre daha belirgin, kalıtsal hareket ediyor. Milli takım kimsenin babasının mirası değil. Yönetimden tutun teknik direktöre, bu başarısız sonuçlardan hepinizin bir nebze hissesi vardır. Tek masum olan, onlara aşırı inanmış Türk halkıdır.
ismailkocakaplan44@gmail.com