Her sabah eşsiz güzellikte doğan güneşin rengini, Fırat’ın serin sularından esen rüzgârın kokusunu içine çekmiş bir şehir Adıyaman.. Doğduğum, büyüdüğüm, hayatımın ilk cümlelerini öğrendiğim topraklar. Toprak ki sadece yer değil; anı, sevda, kahır ve umutla yoğrulmuş yüreklerin barınağı…
6 Şubat’ın acısıyla sarsıldık, yıkıldı binalar, dağıldı sokaklar… Ama ne yıkılabildi, ne de söndürülebildi memleketin bir birine bağlı inceden yüreğini.
Adıyaman, tarih boyunca nice fırtınalar görmüş, nice zorluklar aşmış bir şehir. Kaybettiği her şeyi yavaş yavaş yeniden inşa etmeyi, her kırılan dalından yeniden filiz vermeyi bilir. Bu yönüyle bu deprem, sadece bir felaket değil; aynı zamanda yeniden doğmanın, yeniden umut etmenin de bir hikayesidir. Elbette acı çok derin; kayıplar ve sessiz çığlıklar… Ancak unutmamalıyız ki, acının en koyu olduğu yerde umut da en parlak biçimde yeşerir.
20 yılı aşkın süredir İstanbul’da gazetecilik yapıyorum, nice büyük kentlerin telaşına tanıklık ettim. Ama hiçbir yerin insanı, kendi memleketimin insanı kadar sahici olamadı ve olamaz. Bu şahsi kanaatim… Adıyaman insanı, acıyı paylaşmayı bilir, zor zamanlarda dahi bir arada durmayı başarabilir.
Hiç şüphesiz depremle gelen yıkımın ardından en büyük güç, dayanışmadır. Komşusuna sahip çıkmak, elindeki son lokmayı paylaşmak, en acı zamanda bir tebessüm edebilmek… İşte bu değerler, Adıyaman’ın en güzel yanı. Belki binalar devrildi ama insanlık devrilmedi. Yürekler çarpıyor, eller birleşiyor, umutlar yeniden filizleniyor.
Böyle bir ortamda bu acıyı yaşayan herkesin yüreğine bir nebze olsun su serpmek, kalemimin borcu olduğunu düşünüyorum. Çünkü gazetecilik sadece haber vermek değildir; bazen de yüreklerin sesi olmaktır. Adıyaman, bu sesi duysun, bilsin ki yalnız değildir. Her karanlık gecenin ardından doğan bir şafak vardır. Ve o şafak, Adıyaman’ın ufkunda çok yakında parlayacak.
Gelin, bu zor günlerde birbirimize daha sıkı tutunalım. Unutmayalım ki, hayat kırık dökük de olsa, sevgi ve umutla yeniden kurulabilir. Adıyaman’ın incelikle atan yüreği, depremden çok daha büyük bir güce sahip. O yürek, en derin acıyı bile aşar; yeniden, yeniden ve yeniden ayağa kalkar.
Adıyaman’ın, kaybettiği her şeyi tekrar kazanacağına inanıyorum. Bu toprakların sabrı, direnci ve insanlarının sıcaklığı, her karanlığı aydınlatacak bir ışık olacaktır.
Hal böyleyken bir gazeteci olarak; bu güzel şehrin hikayesini, onun direnişini, onun umudunu zaman zaman Adıyaman’a yaptığım ziyaretlerle İstanbul’dan yazmaya devam edeceğim.
Buradan bütün hemşehrilerime selam ve hürmetlerimi gönderiyorum.
Sağlıcakla kalın…
ms.muhammedsimsek@gmail.com
