https://www.adiyamandahaber.com/files/uploads/user/8396e81a648b3b78745e1f08579e0bb0-28c08f94088dab9f36e0.jpeg
Hüseyin Turhal

Adıyaman’ın Üç Günlük Sessizliği: Bir Hafıza Kaydı

05-02-2026 10:45 383 kez okundu.

 

Takvimler değişiyor, mevsimler dönüyor, şehirlerin silüetleri yeni inşaatlarla başkalaşıyor ama bir tarih var ki, o Adıyamanlılar için sadece bir sayı değil; zamanın yırtıldığı, dünyanın tersine döndüğü bir milattır: 6 Şubat.

Bugün o büyük felaketin üzerinden tam üç yıl geçti. Bin doksan beş koca gün… Ancak Adıyaman için zaman, o karlı pazartesi sabahı saat 04:17’de asılı kaldı. O an, sadece binalar yıkılmadı; o an, binlerce insanın sığındığı sıcak yuvalar birer beton tabuta, koca bir şehir ise karlı bir sessizliğe gömüldü.

Depremin ilk saniyeleri dindiğinde geriye kalan manzara, kıyametin provası gibiydi. Gökyüzünden lapa lapa yağan kar, bu kez bereketi değil, ölümü gizler gibiydi. Adıyaman merkezinde kat kat yükselen binalar, saniyeler içinde un ufak olmuş; ana caddeler, sokaklar, mahalleler tanınmaz hale gelmişti.

İnsanlar pijamalarıyla, yalın ayak kendilerini dışarı attıklarında karşılaştıkları şey sadece enkaz değildi; dondurucu, titreten ve nefes kesen bir soğuktu. Elektrikler kesilmiş, doğal gaz hatları kopmuş, sular akmaz olmuştu. Şehir, zifiri bir karanlığın içinde kendi çığlığıyla baş başa kaldı. Telefonlar çekmiyor, yollar geçit vermiyordu. O gece Adıyaman’da sadece karın hışırtısı ve enkaz altından gelen, insanın ruhunu parçalayan o feryatlar duyuluyordu.

Adıyaman için en büyük yara, sadece depremin şiddeti değil, o ilk 72 saatin bitmek bilmeyen yalnızlığıydı. Şehir merkezi bir savaş alanını andırırken; yardımın gelmediği, seslerin duyulmadığı her saat, umutlar biraz daha dondu. İnsanlar tırnaklarıyla betonları kazıdı, elleri parçalanana kadar sevdiklerine ulaşmaya çalıştı.

Üç gün boyunca ne bir sıcak çorba ne de bir battaniye vardı. İnsanlar enkaz başında, ateş yakacak bir odun parçası bile bulamazken, enkazın altındaki yakınlarına “Dayan, buradayım” diyebilmenin çaresizliğini yaşadı. Adıyaman, sanki haritadan silinmiş, sanki feryadı dağları aşıp da kimseye ulaşamamış gibi bir terk edilmişlik içindeydi. “Sesimi duyan var mı?” sorusu, bu kez sadece kurtarma ekiplerinin değil, koca bir şehrin devlete ve dünyaya olan nidasıydı.

Bugün Adıyaman sokaklarında yürüdüğünüzde, her boş arsada bir ailenin yok oluşunu, her yıkılmış duvarda yarım kalmış bir çocukluk hayalini görürsünüz. Şehir merkezi artık eskisi gibi değil. Karapınar’dan Atatürk Bulvarı’na, Mimar Sinan’dan Alitaşı’na kadar her mahalle, o üç günlük sessizliğin ve sahipsizliğin izlerini taşıyor.

Bizim unutmadığımız sadece giden canlarımız değil. Biz o üç günün soğuğunu, ekmeksizliğini, susuzluğunu ve “Nerede kaldılar?” diye gökyüzüne bakışımızı unutmadık. Adıyaman, acısıyla yoğrulmuş bir halkın, birbirine tutunarak hayatta kaldığı bir kahramanlık hikayesidir aynı zamanda. Komşunun komşuya nefes olduğu, ekmeğin bölüşüldüğü ama en çok da yasın paylaşıldığı bir yerdir artık burası.

Üç yıl geçti… Acı kabuk bağladı sananlar yanılıyor. Adıyamanlı her çocuk rüzgar estiğinde, her anne kar yağdığında o geceyi hatırlar. Bizim görevimiz; o geceyi, o ihmali, o soğuğu ve o yalnızlığı unutturmamaktır. Çünkü unutmak, o karlı gecede “Beni kurtarın” diye bağıran canlara ihanettir.

Adıyaman’ı sadece binalarıyla değil, ruhuyla da ayağa kaldırmak boynumuzun borcudur. Kaybettiğimiz tüm canlara Allah’tan rahmet, bu derin sızıyı kalbinde taşıyan hemşehrilerimize sabır diliyorum. 04:17’yi unutmadık, unutturmayacağız.

huseyin.tur3434@gmail.com

Neler Söylendi?

DİĞER YAZILARI Bir Şehrin 1 Mayıs Portresi Şiddet Kıskacındaki Gençlik: Okul Baskınları ve Toplumsal Çürüme Kitap Okumak: Zamanın Değerini Hatırlatan Alışkanlık Nerede O Eski Bayramlar: Bir Özlemin ve Samimiyetin Hikayesi Sarsılan Sadece Şehir Değil “Bir Gün Değil, Her Gün: Gazetecilik” Ferdi Baba Esnafın Omzundaki Kira Yükü Ekranların Gölgesinde Kaybolan Nesil Adıyaman’ın 71 Yıllık Sessiz Çığlığı Kemal Sunal ve Öğretmenlerin Fedakarlık Hikayesi 10 Kasım: Bir Milletin Hafızasında Sonsuz İz Taziye Sofraları: Bir Hayır Geleneği mi, Yoksa Ağır Bir Yük mü? Adıyaman’ın Yeşil Altın İmtihanı: Tütün, Bir Geçim Kapısından Fazlası Bir Şehrin Hafızası Olmadan Olmaz: Adıyaman’a Kütüphane Şart Adıyaman’da Gazetecilik Gazze’de Soykırım Var Dayanışma Kültürümüzün Göstergesi: Kurban Bayramı Deprem Bölgesinde Hüzünlü Bayram Depremin Acı Yüzü ve Hatıraları Asrın Felaketi Unutulmaz Acılar Bıraktı Kiracılar Dertli! Ev ve İşyeri Kiraları Durmadan Yükseliyor Görünenin Ötesinde: “Deprem Bizi Nasıl Etkiledi?” Deprem Bölgesinde Yardım ve Umutla Hayatta Kalmak Deprem Hayatımızın Gerçeği Depremin Geride Bıraktığı Acılar… Metin Göktepe Adıyaman-Çelikhan-Malatya Yolu Yılan Hikayesine Döndü Vatandaşın Sesini Duyan Var Mı? Üst Geçit Değil Sanki Çile Geçidi!!! Bakalım Vatandaşın Sesini Duyacaklar Mı? Bakalım Vatandaşın Sesini Duyacaklar Mı? Panorama ve Arkeoloji Müzesi Projesi Ne Zaman Hayata Geçecek? Bu Projeyi Duyan Çok Şaşırıyor!
Marka Flower Çiçekçi