Deprem sonrası yeniden yapılanma süreci, sadece konutları ve altyapıyı değil; ticaret hayatını da derinden etkiledi. Özellikle küçük esnaf için tablo giderek ağırlaşıyor. Yıkılan iş yerlerinin yerine kurulan geçici alanlar yeterli gelmeyince, sağlam kalan dükkânlara olan talep arttı. Bu da doğal olarak kiraları fahiş seviyelere taşıdı.
Bugün birçok esnaf, aylık kazancının neredeyse yarısını kiraya vermek zorunda kalıyor. Sattığı ürünün maliyetine yetişemeyen, elektriğinden vergisine kadar yükü artan işletmeler, bir de kiralardaki bu ani yükselişle adeta nefes alamaz hale geldi. Kimi esnaf, yıllardır aynı yerde tuttuğu dükkânı boşaltmak zorunda kalırken; kimi ise iş yerini küçültüp ayakta kalmaya çalışıyor.
Yılbaşı yaklaşıyor. Normalde çarşı-pazarda hareketliliğin arttığı bu dönem, bu yıl beklenenden sessiz. Birçok esnaf, “Yılbaşında biraz toparlarız” umudunu bile artık taşıyamıyor. Maliyetler yüksek, alım gücü düşük… Öyle ki yeni yılı umutla karşılayacaklarına, yılın son günlerinde bile “Bu dükkanı nasıl döndüreceğim?” kaygısı öne çıkıyor.
Kısacası deprem bölgesinde ticaret, sadece ekonomik değil; psikolojik bir dayanıklılık sınavı da veriyor. Esnaf, bir yandan kendi yaralarını sarmaya çalışıyor, diğer yandan artan kiralar ve düşen satışlar arasında tutunmaya çabalıyor. Yaklaşan yılbaşı ise bir kutlamadan çok, belirsizliklerin gölgesinde beklenen bir döneme dönüşmüş durumda.
Depremle birlikte kiraların daha sıkı denetlenmesi artık bir zorunluluk haline geldi. Aksi halde fırsatçılık yapan mülk sahipleri, esnafın zaten zayıflayan direncini tamamen kırıyor. Devletin özellikle deprem bölgesinde kira artışlarına üst sınır getirmesi hem piyasanın dengelenmesini sağlar hem de esnafın ayakta kalma mücadelesine nefes olur. Böyle bir denetim mekanizması kurulmadığı sürece, ticaret hayatı her geçen gün daha da daralacak.
Eskiden kira bu kadar pahalı değilken insanlar bu kadar “kira derdine” düşmüyordu. Özellikle 90’lı yıllarda kiralar, bugünkü kadar ağır bir yük oluşturmuyordu. O dönemlerde ekonomik koşullar elbette zordu, enflasyon yüksekti; ancak kira, esnafın belini büken temel giderlerden biri değildi.
90’lı yılların çarşılarını hatırlayanlar bilir: Esnaf dükkanını açtığında kiranın değil, sattığı malın kalitesinin ve müşteri memnuniyetinin derdine düşerdi. Kiralar, gelir-gider dengesini bozan bir unsur olmaktan çok, işletmenin sürdürülebilir masraflarından biri olarak görülürdü. Üstelik mülk sahipleri de bugünkü gibi fahiş artışlara yönelmez, kiracı–ev sahibi ilişkisi daha makul bir zeminde ilerlerdi.
Bugün ise deprem sonrası yaşanan kaos, sınırlı dükkan arzı ve kontrolsüz piyasa koşulları, kiraları akıl almaz seviyelere taşıdı. 90’lı yıllarda kimsenin aklına gelmeyecek rakamlar artık sıradan hale geldi. Bu durumda esnaf, “işimi nasıl büyütürüm?” yerine “bu kirayı nasıl öderim?” sorusunu aklına getiriyor.
huseyin.tur3434@gmail.com
