https://www.adiyamandahaber.com/files/uploads/user/611a80e9562b4c0738021647c910846f-0352ca933a88b96c8619.jpg
Mehmet Emin Danış

Kadınlar Günü Mesajları ve Samimiyet

31-03-2026 09:59 371 kez okundu.

 

8 Mart mesajlarıyla gündeme gelen politikacıların açıklamaları, kadınların hayatın her alanındaki gerçek sorunlarıyla ne kadar örtüşüyor?

8 Mart Dünya Kadınlar Günü vesilesiyle haber olmak isteyen başta tüm politikacılar ve gelecekte bir yerlere gelmek için her fırsatı değerlendiren zevat birkaç gündür medyada boy gösteriyor. Ortak ifadelerine baktığımızda “hayatın her alanında emekleriyle, fedakârlıklarıyla ve başarılarıyla topluma değer katan tüm kadınlarımızın Kadınlar Günü’nü kutluyoruz” şeklinde özetleyebiliriz.

Elbette bu sözlerin söylenmesi güzel; ancak mesele yalnızca yılda bir gün hatırlamakla ve birkaç süslü cümle kurmakla bitmiyor. Çünkü toplum artık söz ile icraat arasındaki farkı çok daha net görüyor. Kadınların emeğinden ve fedakârlığından bahsedenlerin yılın geri kalanında bu sözlerin gereğini ne kadar yerine getirdiği sorusu ister istemez akıllara geliyor. İşte tam da bu noktada merhum Necmettin Erbakan’ın yıllar önce siyaset sahnesinde sarf ettiği o meşhur söz kulaklarda çınlıyor: “Sizi gidi yalancılar!”

Evet, ben de bir erkeğim ve tarafsız bir gözlemci olarak yapılan açıklamalara baktığımda bu ifadeleri kullananların önemli bir kısmında samimiyet görmekte zorlanıyorum. Çünkü eğer gerçekten samimi olunsaydı, kadınların tarih boyunca kendilerini ispatlamak gibi bir mücadelesi olmazdı. Eğer gerçekten samimi bir yaklaşım olsaydı, parti yönetimlerinde, sivil toplum kuruluşlarında, kamu kurumlarında ya da özel sektörün yönetim kurullarında yer alan az sayıdaki kadını “başarısından dolayı” özellikle vurgulayan haberler yapma ihtiyacı da duyulmazdı.

Kadınların yöneticiliği, tıpkı herhangi bir erkeğin yöneticiliği kadar doğal ve sıradan bir gelişme olarak görülürdü. Yöneticilik yarışı cinsiyete göre değil başarıya göre değerlendirilirdi. Olumlu bir gelişme takdir görür, olumsuz bir gelişme ise aynı kararlılıkla eleştirilirdi.

Bugün ise çoğu zaman bunun tam tersini görüyoruz. Neredeyse her gün haberlerde karşılaştığımız ve artık ayrı bir başlık hâline gelen “kadın cinayetleri” ifadesi aslında hepimiz için utanç verici bir tabloyu ortaya koyuyor. Dünyanın herhangi bir yerinde bir insanın öldürülmesi başlı başına bir trajedidir. Ancak toplum olarak bu tür olayları hâlâ “kadın cinayeti” başlığı altında konuşmak zorunda kalıyorsak, burada ciddi bir toplumsal çelişki olduğunu kabul etmemiz gerekir.

Üstelik bu acı tablo yalnızca bireysel şiddet vakalarıyla sınırlı değil. Yıllardır toplumun kanayan yaralarından biri olan töre cinayetleri de hâlâ zaman zaman gündeme geliyor ve insanlık adına utanç verici manzaralar ortaya çıkarıyor. Töre adı altında işlenen bu cinayetler, aslında ne töreyle ne de insanlıkla bağdaşan bir anlayışın ürünüdür. Bir insanın hayatını, sözde geleneklerin ya da yanlış yorumlanmış değerlerin arkasına saklanarak sona erdirmek, hiçbir şekilde kabul edilemez.

Seçim dönemlerinde partilerin listelerine birkaç kadın ismi eklemek, ardından da “yönetimlerimizde şu kadar kadın kontenjanı ayırdık” şeklinde açıklamalar yapmak da samimiyetten çok siyasi hesap görüntüsü veriyor. Oysa gerçekten toplumsal fayda üreten politikaların anlatılması çok daha anlamlı olmaz mıydı?

Açık konuşmak gerekirse “Dünya Kadınlar Günü’nü kutlamak” ifadesi bile bazen insana tuhaf geliyor. Çünkü kadınlara hayatı zorlaştıran zihniyetin sahipleri çoğu zaman yine biz erkekler değil miyiz? Eğer gerçekten samimi olsaydık, bu günü bir kutlama vesilesinden çok toplumsal bir muhasebe günü olarak görmemiz gerekirdi.

Kısacası mesele birkaç güzel cümle kurmak değil; hayatın her alanında doğal bir saygı ve adalet kültürünü gerçekten yaşayabilmektir. Samimiyet olsaydı, birçok şey zaten kendiliğinden olması gerektiği gibi gelişirdi. Belki o zaman toplumun enerjisi sembolik tartışmalara değil, akran zorbalığına, uyuşturucuya, teröre ve mafyaya karşı daha güçlü bir mücadeleye yönelirdi.

Kadınlara verilecek en büyük değer, yılda bir gün hatırlamak değil; hayatın her gününde adil ve saygılı bir düzen kurabilmektir.

 

m.emindanis@hotmail.com

Neler Söylendi?

DİĞER YAZILARI 17 Değil, 170 Yıl da Geçse "Bekleyeceğiz!" Görmezden Gelinen İyilik: Bir Fidan Meselesi İğne Kendimize, Çuvaldız Topluma… Farkında mısınız depremden gazeteciler de etkilendi! Besni’de “Çınarlara Vefa” Projesi Gönülleri Isıttı Biz'in anlamını bilenler; Sıra bize gelmedi mi? Artık, Savaş Değil Sağduyu Kazanmalı!.. Bebeğine Aptamil ve Bebelac Veren Anneler Dikkat! Artık, Savaş Değil Sağduyu Kazanmalı!.. Deprem Konutu Almayan Yerinde Dönüşümcüler Ne Olacak? Allah Ali Yerlikaya ve Ekibinden Razı Olsun! Acıları Hatırlayalım Ama Acımızı Deşmeyelim Şiir Severler İçin Bir Deneme: ÖZLEM Depremin Etkisi Psikolojimizi Bozdu; Tedavi olmalıyız! Bir Uğruna Onlara Karıştık, Onlardan Olduk! Bakalım Sayın Erdoğan'a Taleplerimiz İletilecek Mi? Adıyaman Tarımda Deneme Pilot Bölgesi Haline Geldi! Vay, Besni Sana Ne Olmuş? LAY LAY LOM... GÖZÜMÜ YOL ÇEKİYOR... BURAK (NESİMİ) BİNZET... Bir Süre Yazmayacağım... Batsın Gastronomi Turizminden Adıyaman'ın Beklentileri Üzerine... Lider tamam da, ya kadro? AGSD'nin Çalıştayında Biz Bize Konuştuk... Hesabım Cennete Kaldı Mesele Parayla Alakalı Değil... Görülen Köy Yakındır... Benim Bir Fidanım Var... Değiştirilmiş Fıkra... Ziyaret Programlı Adaylık… Bölge Müdürünün Vedası Kullanılmış Düşünceler Kimse Kimsenin Gazeteciliğini Yargılamasın... İyiliğin ve Kötülüğün Ölçüsü Tekrar; Samsat'ın Su Bekleyen Tarlaları... Miras... Uyarı-Yorum... Şu Projenin Güzelliğine Bakın! Dündü... Vazgeçmek İstiyorum... Duydum ki sebep arıyormuşsunuz… Sayınlarımız, Sizi Katipleriniz Yok Ediyor Zararlı Alışkanlıklarla Mücadeleye Siz de Katılın... Fatma Şahin ve Hilmi Güler nasıl yapıyor? Doğamızı Korumak İnsanlık Görevimizdir!.. Ve Kuraklık Kapımıza Dayandı! Aklımızla Oynuyorlar Göbeklitepe'yi Kimler Kurdu? Memleket Dediğin Doğaüstü Bir Olay Olayların Zaman Kipiyle Yorumu... Hesap Çay Adıyamanlıların Bankalarda 48 Milyar Lira Faizli Parası Varmış... Kadir Abim Gibi... İnsanlığı Uygarca Katlediyorlar! Bilenleri kıskanıyorum... Elimizdekilerin Kıymetini Bilmek Gerek İnsanlar Niye Böyle Açgözlü Davranıyor? Bugün Endişeliyim!... Dönmeyeceğinizi Mi Sandınız? Karadeniz-Akdeniz Yolunun Önemi.. Gelmeyin Le Gelmeyin... Patpatla Trafiğe Çıkılmaz! Tıkladığımız Yerden Tıklanıyoruz.. Neden Fındığı Biz Üretirken, Parayı Başkası Kazanıyor? Gelmeyin Le, Gelmeyin!.. Adıyaman’da İntihar Girişimleri Yine Artmaya Başladı! Efsanelerin Krallığı, Nemrut.. Sokak Köpekleri Neden Saldırganlaştı? Nerede Hata Yaptık Diyen Hocama... Afet Durumunda Sakin Olunmalı! Tüm Valiliklere Açık Dilekçe... Yolcu, Güle Güle (Kahtalı Mıçe) Vakıf Deniz Suyunun Çekilmesinin Depremle İlişkisi... Yolcu, Güle Güle! (Kahtalı Mıçe) Ünye, Dünkü Çocuklarını Andı... Adıyamanın Tadı-Tuzu Gitti! Karadeniz’deki Küçük Kuş Türlerini Kaybettik Kruvaziyer Gemiler Ordu’dan Vaz Mı Geçti? Ezdirmemek Bu Mu? 6 Şubat'ı Anmak Başka Depremleri Önlemez! Birlikte Kazanılan Unvan: Spor Şehri Ordu! Şen Olasın Demekle Şenlenecekse.. Ordu’nun Kaç Milletvekili Var? Geleceğin Başkanı Emir Sina Argan… Suç Mu? “Dinden Beslenen Şah ve Şeyh/Sultanlar” Bir Gün Çıktım Sokağa Uygularsanız Formül Basit Bazı Fidanlar Geç Büyür Ama Meyvesi Tatlı Olur… Nemrut Dağı Turizmine Zam Konusunda... Öyle Bir Zaman Ki, Düşman Başına... İş Ahlakında Geldiğimiz Duruma Bakın! Belediyeler Milli Kalkınmanın Temeli Olmalıdır! Sumak Tadında Adıyaman’da Biz Hep Uzağa Bakarız Kobilerimizi Ortak Projelerde Birleştirelim 2023 Seçiminin Bir Başka Önemi...
Marka Flower Çiçekçi