8 Mart’ın Gerçek Sahipleri: Toprağın ve Emeğin Kadınları

Mustafa Ceylan

09-03-2026 10:21

 

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü denildiğinde çoğu zaman aklımıza şehirlerde verilen mücadeleler, iş hayatındaki başarı hikayeleri ya da kürsülerden yapılan konuşmalar gelir. Oysa bugünün gerçek sahiplerinden bazıları, çoğu zaman görünmeyen, sesi pek duyulmayan köylerin fedakâr anneleridir.

Köyde büyüyen herkes bilir… Sabah ezanıyla uyanan, daha gün doğmadan ocağı yakan, hayvanların yemini veren, tarlaya giden, eve dönüp çocuklarının karnını doyuran anneleri. Onların günü hiçbir zaman sekiz saatlik mesaiyle sınırlı olmadı. Gün doğumundan gece yarısına kadar süren bir emek, sabır ve fedakârlık vardı hayatlarında.

Bir yandan tarlada çalışır, bir yandan sırtında odun taşır, bir yandan da çocuklarını büyütürlerdi. Çamurlu yollarda yürüyerek bizi okula gönderir, kendi yorgunluklarını ise hiçbir zaman dile getirmezlerdi. Ellerindeki nasırlar, yüzlerindeki çizgiler aslında yılların emeğinin sessiz tanıklarıydı.

Köy anneleri yalnızca bir evin değil, aslında bir hayatın yükünü taşırdı. Hayvanlara bakmak, ekmek yapmak, tarla sürmek, su taşımak, kış için hazırlık yapmak… Hepsi onların omuzlarındaydı. Ama buna rağmen yüzlerinde çoğu zaman şikâyet değil, sabır ve merhamet vardı.

Bugün bizler hayatta bir yere gelebildiysek, bunda en büyük pay o görünmeyen emeğin sahibidir. Bizi zor şartlarda büyüten, kendi hayallerinden vazgeçip çocuklarının geleceğini düşünen o güçlü kadınlardır.

Belki büyük salonlarda konuşma yapmadılar, belki isimleri gazetelere manşet olmadı. Ama hayatın gerçek kahramanları çoğu zaman zaten sessiz olanlardır.

Bu yüzden 8 Mart’ı en çok hak edenler, köyde sabahın ilk ışığında çalışmaya başlayan, elleri emek kokan annelerimizdir. Bugün onların günü.

Başta köylerde bizleri yokluk içinde ama sevgiyle büyüten annelerimiz olmak üzere; emeğiyle hayatı güzelleştiren tüm kadınların 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü kutlu olsun.

ceylaan222@hotmail.com

DİĞER YAZILARI Hemşire Olmak, Bir Hayata Dokunmaktır 01-01-1970 03:00 “Büyüklere Saygı Nereye Gitti?” 01-01-1970 03:00 Sözün Sınırı, Vicdanın Sınavı 01-01-1970 03:00 Bir Meslekten Fazlası: Avukatlık 01-01-1970 03:00 Savaşın Kirli Yüzü: Ölen Çocuklar 01-01-1970 03:00 Kahtalı Mıçe İsmi Geleceğe Taşınmalı 01-01-1970 03:00 Bir Şehrin Sessiz Çığlığı: Adıyaman İçin Yatırım Zamanı 01-01-1970 03:00 Petrol Var, İş Yoksa Bu Şehir Nasıl Ayağa Kalkacak? 01-01-1970 03:00 Deprem Sonrası Gerçek Kalkınma: Adıyaman İçin Sanayi Zamanı 01-01-1970 03:00 Kıbrıs Barış Harekatı ve Necmettin Erbakan: Sessiz Gücün Tarihe Düşen İmzası 01-01-1970 03:00 Varlığına Alışılan Anne ve Baba, Yokluğu Öğreten En Ağır Ders 01-01-1970 03:00 Bir Ömrün Sessiz Mimarı: Baba 01-01-1970 03:00 Hakikatin Sessiz Nöbeti: 10 Ocak 01-01-1970 03:00 Soğukta Kazanılan Ekmek, Alın Teriyle Isınır 01-01-1970 03:00 2026’ya Girdik… İnsanlık Halen Enkaz Altında 01-01-1970 03:00 Saygının Dumanı mı Tütüyor? 01-01-1970 03:00 Biz Böyle Değildik: Kadına Şiddetin Normalleştiği Bir Toplum Olmak 01-01-1970 03:00 Simit Tepsisinden Hayatın Merdivenlerine: Tepside Simit, Yüreklerinde Azim 01-01-1970 03:00 Yaşlısına Sahip Çıkan Toplum, Vicdanını Kaybetmez 01-01-1970 03:00 Fırsatçılığın En Ağır Hali: Depremden Sonra Fırlayan Kiralar 01-01-1970 03:00 Anne ve Babanın Kıymeti: Kaybolan Değerlerin Sessiz Çığlığı 01-01-1970 03:00 Rüzgarın, Toprağın ve Emanetin Mesleği: Çobanlık 01-01-1970 03:00 Kalbi Büyük Şehir: Adıyaman 01-01-1970 03:00 Tarihin, Doğanın ve Gönül İnsanlarının Şehri 01-01-1970 03:00 Bu Diyardan Bir “Kahtalı Mıçe” Geldi, Göçtü, Gitti 01-01-1970 03:00