Hemşire…Bir hastane koridorunda sabaha karşı yankılanan ayak sesi, yoğun bakımın kapısında umutla bekleyen bir annenin tesellisi, acının en ağır anında uzanan şefkatli bir eldir aslında. Çoğu zaman beyaz önlüklerinin ardına sakladıkları yorgunlukları görünmez olur. Çünkü onlar, kendi acılarını geri plana itip başkalarının hayatına dokunmayı görev bilen insanların adıdır.
Hemşireler Haftası, yalnızca bir kutlama değil; fedakârlığın, sabrın ve insanüstü emeğin hatırlanması gereken önemli bir zaman dilimidir. Çünkü hemşirelik, sadece bir meslek değildir. Gecesini gündüzüne katan, bayramını ailesinden uzakta geçiren, kimi zaman bir hastanın son nefesine tanıklık eden ağır bir sorumluluğun adıdır.
Bir düşünün…Herkesin evine çekildiği gecelerde onlar nöbettedir. Şehir uyurken onlar serum değiştirir, tansiyon ölçer, acil müdahaleye koşar. Yorulurlar ama belli etmezler. Ağlarlar ama çoğu zaman sessizce ağlarlar. Çünkü karşılarındaki insanın umuda ihtiyacı vardır. İşte hemşirelik tam da budur; kendi yorgunluğunu unutup başkasının yaşamına güç olabilmek…
Pandemi döneminde bunu tüm dünya bir kez daha gördü. İnsanların birbirinden kaçtığı günlerde hemşireler hastaların en yakını oldu. Kimi evlatlarından uzak kaldı, kimi anne-babasına sarılamadı. Günlerce koruyucu ekipmanların içinde nefes almakta zorlandılar ama görevlerinden vazgeçmediler. O günlerde alkışlarla anıldılar; fakat aslında onların emeği birkaç gün değil, her gün hatırlanmayı hak ediyor.
Bir hastanın “iyi oldum” diyebilmesinde, bir annenin bebeğini sağlıklı kucağına almasında, yaşlı bir insanın yeniden ayağa kalkabilmesinde hemşirelerin görünmeyen emeği vardır. Doktorun yazdığı tedaviyi uygulayan sadece bir sağlık çalışanı değil; aynı zamanda moral veren, umut aşılayan, bazen bir evlat gibi yaklaşan bir vicdandır onlar.
Ne yazık ki çoğu zaman en fazla yükü taşıyanlar yine hemşireler oluyor. Uzun çalışma saatleri, ağır nöbetler, tükenmişlik hissi, şiddet olayları ve yetersiz şartlar içinde görev yapmaya çalışıyorlar. Buna rağmen görevlerini aksatmadan sürdürmeleri, aslında ne kadar büyük bir özveriyle çalıştıklarının en açık göstergesidir.
Bir hastane odasında saatlerce baş ucunda bekleyen o insanın da bir hayatı olduğunu çoğu zaman unutuyoruz. Onların da çocukları var, aileleri var, özledikleri insanlar var. Ama bir hastanın ateşi düştüğünde, bir çocuğun gözlerindeki korku kaybolduğunda bütün yorgunluklarını bir kenara bırakabiliyorlar.
Bugün modern sağlık sisteminin ayakta kalmasında hemşirelerin payı tartışılmazdır. Sağlık ordusunun görünmeyen kahramanlarıdır onlar. Bir iğnenin ucunda şifa, bir tebessümün içinde moral taşırlar. Belki isimleri çok bilinmez, belki başarı hikâyeleri manşetlere çıkmaz ama her iyileşen hastanın hikâyesinde mutlaka bir hemşirenin emeği vardır.
Hemşireler Haftası vesilesiyle yalnızca teşekkür etmek yetmez. Onların çalışma koşullarını iyileştirmek, hak ettikleri değeri görmek ve sağlıkta şiddetin tamamen sona ermesi için toplumsal bir bilinç oluşturmak gerekiyor. Çünkü şefkatin ve emeğin böylesine büyük olduğu bir meslek, sadece sözle değil gerçek destekle de karşılık bulmalıdır.
Bu vesileyle; gecesini gündüzüne katan, insan hayatı için kendi hayatından fedakârlık eden, bir tebessümle umut dağıtan tüm hemşirelerimizin Hemşireler Haftası’nı yürekten kutluyorum. İyi ki varsınız… Çünkü bazı insanlar sadece işini yapmaz, insanlığa umut olur.
ceylaan222@hotmail.com
























