6 Şubat’ta sadece binalar yıkılmadı; hayatlar yıkıldı, düzenler dağıldı, gelecek planları enkaz altında kaldı. Adıyaman büyük bir acı yaşadı. Devletimiz hızlıca harekete geçti; yeni konut projeleri başlatıldı, ödeme planları açıklandı, hak sahipliği süreçleri netleşti. Peki ya o evlerin içinde yaşayan fakat tapusu olmadığı için hak sahibi sayılmayan binlerce kiracı?
Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde yürütülen yeniden inşa süreci deprem bölgesine umut oldu. Ancak bu umut tablosunun içinde eksik bir satır var: sessiz, görünmeyen ve bekleyen bir kesim… kiracılar.
Tapusu olan mı mağdur, yoksa başını soktuğu tek evi yıkılan ama tapusu olmadığı için “hak sahibi” sayılmayan mı? Ev sahiplerinin ödeyeceği bedel belli oldu. Peki o evlerin içinde yaşayan, yıllarca o mahallede komşuluk yapan, çocuk büyüten ve hayat kuran kiracılar ne olacak?
Bugün Adıyaman’da binlerce kiracı aile hâlâ konteynerlerde yaşam mücadelesi veriyor. Yazın kavurucu sıcağında metal duvarların arasında, kışın ayazında ince yalıtımların içinde… Dar alanlarda büyüyen çocuklar, belirsizlik içinde geleceğini planlayamayan gençler ve “Ne zaman kalıcı bir yuvamız olacak?” sorusunu her gece fısıldayan aileler… Onların kaybı sadece bir daire değildi; düzenleriydi, mahalleleriydi, hatıralarıydı, gelecekleriydi.
Konut politikaları yalnızca mülkiyet üzerinden şekillendirildiğinde sosyal adalet yara alır. Çünkü deprem bir “mülk krizi” değil, bir insan krizidir. Deprem betonla insanı ayırmadı, acı tapuya bakmadı. Sosyal devlet anlayışı yalnızca tapu sahiplerini değil, o tapunun içinde yaşayan herkesi kapsamalıdır. Aksi hâlde yeniden yapılanma fiziksel olur, toplumsal olmaz.
Kiracılar bu şehrin yükünü birlikte taşıdı. Vergisini verdi, esnaflık yaptı, memur oldu, işçi oldu, öğretmen oldu, sağlıkçı oldu. Adıyaman’ın ekonomisine, kültürüne ve sosyal dokusuna katkı sundu. Şimdi ise yeniden yapılanma sürecinde görünmez olma riskiyle karşı karşıyalar. Bu adil midir?
Sayın Cumhurbaşkanımızın sıkça vurguladığı “hiçbir vatandaşımızı mağdur etmeme” ilkesi bugün kiracılar için de güçlü biçimde hayata geçirilmelidir. Çünkü sosyal devlet yalnızca mülkiyeti koruyan değil, insanı önceleyen devlettir.
Kiracılar ayrıcalık istemiyor, lüks istemiyor; adil bir başlangıç istiyor. Uzun vadeli ve uygun ödeme planlarıyla konut edinme imkânı, öncelikli yerleştirme hakkı ve kalıcı, güvenli barınma güvencesi talep ediyorlar. Konteyner geçici olabilir ama hayat geçici değildir. Çocukların eğitimi beklemez, ailelerin psikolojisi ertelenemez, gençlerin umudu belirsizliğe mahkûm edilemez.
Eğer kiracılar sistemin dışında bırakılırsa şehir fiziken toparlansa bile sosyal olarak eksik kalır. Kiracıları görmezden gelen bir yeniden yapılanma yarım bir iyileşmedir. Gerçek toparlanma en zayıf halkayı güçlendirmekle mümkündür. Adıyaman yeniden kurulacaksa bu şehir kiracılarıyla birlikte kurulmalıdır.
Adıyaman’ın yeniden diriliş hikâyesi, kiracıları da kapsayan güçlü bir sosyal konut vizyonuyla tamamlanmalıdır. Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde yürütülen bu büyük yeniden yapılanma sürecinde kiracılar da hak temelli bir düzenlemeyle sisteme dâhil edilmelidir. Çünkü bu şehir yalnızca tapu sahiplerinin değil; acıyı birlikte yaşayan, enkazın tozunu birlikte yutan ve gözyaşını birlikte akıtan herkesindir. Adıyaman ancak o zaman gerçekten ayağa kalkacaktır.
Ayrıca dikkat edilmesi gereken önemli bir diğer husus da şudur: 6 Şubat depremlerinin ardından devletin hak sahiplerine uygun koşullarla sunduğu konutları yine devletten uygun bedelle alıp kısa sürede fahiş fiyatlarla piyasaya süren fırsatçılar karşısında acil ve caydırıcı önlemler alınmalıdır. Afetin yaralarını sarmak için kamu kaynaklarıyla inşa edilen bu daireler ticari kazanç kapısı değil, sosyal adaletin ve dayanışmanın somut tezahürüdür. Depremzedenin barınma hakkı üzerinden rant devşirmek yalnızca ahlaki bir zaaf değil, toplumsal vicdanı yaralayan ciddi bir sorundur. Devlet; satışa süre kısıtı, sıkı denetim, ağır yaptırım ve gerekirse geri alma mekanizmalarıyla bu istismarın önüne geçmeli, kamu imkânlarının gerçek ihtiyaç sahipleri için korunduğunu açık biçimde göstermelidir.
Not: Deprem bölgesinde konteynerlerde hayat mücadelesi veren, ev sahibi olmayan, hak sahipliği verilmeyen ve bu konuda devletten müjde bekleyen kiracılara ithaf edilmiştir.
fevzirencber@gmail.com