Anne ve Babanın Kıymeti: Kaybolan Değerlerin Sessiz Çığlığı

Mustafa Ceylan

28-11-2025 10:36

 

Zaman değişiyor… Teknoloji gelişiyor, hayat hızlanıyor, dünya küçülüyor ama bazı değerler var ki zamanın akışına kapılıp gidiyor. En acı olanı da kıymeti ömür boyu bilinmesi gereken anne ve babanın, yeni neslin gözünde giderek sıradanlaşması.

Bugünün gençliği için hayat daha kolay, imkânlar daha geniş, fırsatlar daha ulaşılabilir. Fakat bu bolluk içinde en çok harcanan, en çok tüketilen şey ne yazık ki aile içindeki saygı, minnet ve vefa duygusu.

Eskiden “anne sözü”, “baba nasihati” denilince akan sular dururdu. Bugün ise aynı sözler çoğu zaman kulak ardı edilen, hatta zaman zaman alay edilen cümlelere dönüştü. Oysa anne ve baba, sadece birer ebeveyn değil; hayatın pusulası, geleceğin sigortası, duası karşılıksız kabul olan iki büyük nimettir.

Bugün gençlerin çoğu, kendi imkânlarının varlığını bile anne ve babasının fedakârlıkları sayesinde yaşadığını unutuyor. Telefon ekranlarına, sosyal medyaya, geçici heveslere gösterilen ilginin onda biri anne ve babaya gösterilmiyor.

Gelinen noktada; “har vurup harman savuran”, elindekinin kıymetini bilmeyen, sorumluluk duygusu zayıflayan bir nesil manzarası ile karşı karşıyayız. Oysa unutulmamalı: Anne ve baba bir gün gider ama pişmanlık hep kalır.

Onların yokluğunda ne bir evin sıcaklığı kalır ne de bir sofranın bereketi. Kıymet bilmek zor değil. Bir telefon açmak, bir hâl hatır sormak, bir çay demleyip dizlerinin dibine oturmak… Bazen bir gülümseme bile yeter. Çünkü anne ve baba, evlatlarından büyük jestler istemez; sadece gönüllerinin hatırlanmasını ister.

Anne ve baba hayattayken sıradan sandığımız bir sesleri, bir kokuları, bir “dikkat et evladım” deyişleri bile onlar öldükten sonra içimizi yakan en büyük boşluğa dönüşür. Varlıklarıyla fark etmediğimiz fedakârlıkları, yokluklarında insanın yüreğine çöken ağır bir pişmanlığa, telafisi olmayan bir geç kalmışlığa dönüşür.

İnsanın en derin yarası ise, kıymetini geç anladığı anne ve babasının artık geri gelmeyecek olan sessizliğidir; o sessizlik bir ömür boyunca kalpte çınlar. Bugünün gençliğinin anlaması gereken gerçek şudur: Para kazanılır, makam değiştirilir, hayat yeniden kurulur ama anne ve baba yeniden bulunmaz.

Kıymet bilmek için geç olmadan… Kapılar kapanmadan, sözler yarım kalmadan…Ve en önemlisi, hayat pişmanlıkla dolup taşmadan…Anne ve babanın duasını almak, bir ömrün en büyük servetidir. Bu serveti tüketen değil, koruyan bir nesil olmak dileğiyle…

ceylaan222@hotmail.com

DİĞER YAZILARI Hemşire Olmak, Bir Hayata Dokunmaktır 01-01-1970 03:00 “Büyüklere Saygı Nereye Gitti?” 01-01-1970 03:00 Sözün Sınırı, Vicdanın Sınavı 01-01-1970 03:00 Bir Meslekten Fazlası: Avukatlık 01-01-1970 03:00 Savaşın Kirli Yüzü: Ölen Çocuklar 01-01-1970 03:00 8 Mart’ın Gerçek Sahipleri: Toprağın ve Emeğin Kadınları 01-01-1970 03:00 Kahtalı Mıçe İsmi Geleceğe Taşınmalı 01-01-1970 03:00 Bir Şehrin Sessiz Çığlığı: Adıyaman İçin Yatırım Zamanı 01-01-1970 03:00 Petrol Var, İş Yoksa Bu Şehir Nasıl Ayağa Kalkacak? 01-01-1970 03:00 Deprem Sonrası Gerçek Kalkınma: Adıyaman İçin Sanayi Zamanı 01-01-1970 03:00 Kıbrıs Barış Harekatı ve Necmettin Erbakan: Sessiz Gücün Tarihe Düşen İmzası 01-01-1970 03:00 Varlığına Alışılan Anne ve Baba, Yokluğu Öğreten En Ağır Ders 01-01-1970 03:00 Bir Ömrün Sessiz Mimarı: Baba 01-01-1970 03:00 Hakikatin Sessiz Nöbeti: 10 Ocak 01-01-1970 03:00 Soğukta Kazanılan Ekmek, Alın Teriyle Isınır 01-01-1970 03:00 2026’ya Girdik… İnsanlık Halen Enkaz Altında 01-01-1970 03:00 Saygının Dumanı mı Tütüyor? 01-01-1970 03:00 Biz Böyle Değildik: Kadına Şiddetin Normalleştiği Bir Toplum Olmak 01-01-1970 03:00 Simit Tepsisinden Hayatın Merdivenlerine: Tepside Simit, Yüreklerinde Azim 01-01-1970 03:00 Yaşlısına Sahip Çıkan Toplum, Vicdanını Kaybetmez 01-01-1970 03:00 Fırsatçılığın En Ağır Hali: Depremden Sonra Fırlayan Kiralar 01-01-1970 03:00 Rüzgarın, Toprağın ve Emanetin Mesleği: Çobanlık 01-01-1970 03:00 Kalbi Büyük Şehir: Adıyaman 01-01-1970 03:00 Tarihin, Doğanın ve Gönül İnsanlarının Şehri 01-01-1970 03:00 Bu Diyardan Bir “Kahtalı Mıçe” Geldi, Göçtü, Gitti 01-01-1970 03:00