Geç Olmadan… Ertelenmeden… Bahane Üretilmeden…
Konuya duyarlı tüm dernek, sendika ve sivil toplum örgütlerine büyük bir sorumluluk düşmektedir. Milletimizin din ve vicdan özgürlüğü kapsamında temel inanç değerlerinden biri olan başörtüsünün sadece geçici pansuman yönetmeliklerle geçiştirilmesi kabul edilemez. Bu çağrıya duyarsız kalınmamalıdır.
Başörtüsü hiçbir siyasi partinin, derneğin veya sendikanın ideolojik argümanı veya sembolü değildir. Başörtüsü hem İslami hem imani hem de insani bir haktır. Her kadının fikri hür, vicdanı hür iradesiyle başını örtme hakkı vardır. Bu hak anayasal güvence altına alınmalıdır ve kimse başını açmaya zorlanamaz.
Bugün Azerbaycan’daki çağ dışı yobaz laikçi diktanın dayattığı başörtü yasağı kabul edilemez. Öyle vitrinlere çıkıp eline Kur’an alıp öperek peşi sıra Kur’an’ın emri olan tesettürün bir usulü olan başörtüsünü yasaklamakla İslam’a saygı olmaz. Kur’an’a saygı duyduğunu iddia edenler, Allah’ın Kur’an’da emrettiği başörtüsüne de saygı duymak zorundadır.
Başörtüsünü yasaklayanlar, temel okuma ve çalışma hakları ellerinden alınan mazlumların döktüğü gözyaşlarının hesabını Rûz-i Mahşer’de, o Mahkeme-i Kübra’da çok geçmeden vereceklerdir. Milleti böyle ucube yasaklarla paranoyak bir toplum hâline getirmeye çalışanlar, umarız ki er geç yanlışlarının farkına varırlar. Vicdan sahibi insanların sessiz çığlığı yankı bulacaktır.
Laiklik kisvesi altında Müslümanların ensesinde boza pişiren Sabetaycı, darbe sevdalısı Jakobenleri unutmadık. Özellikle tesettürlü, başörtülü kadınlar, çalışanlar ve öğrenciler üzerinde psikolojik baskı ve kamusal alanlardan tecrit maksatlı cunta meraklısı 28 Şubatçıları da unutmadık, unutmayacağız.
Temel inanç değerlerimizden ve yaşam hürriyetimizin nişanelerinden olan “başörtüsü” anayasal güvence altına alınmalıdır.
Darbelerden ve 28 Şubat baskılarından yorulmuş, tank paletleriyle, irtica bahaneleriyle İslami değerlerimize balans ayarı verilmeye çalışılmış milletimiz bunlardan çok çekti.
Geçmiş acı olaylarından ibret almayıp tedbir almayanlar, aynı acı ve ıstırapları yaşamaya mahkûmdurlar.
nihatagir002@gmail.com