Kalbi Büyük Şehir: Adıyaman

Mustafa Ceylan

05-11-2025 13:44

 

Türkiye’nin farklı şehirlerini dolaşmış, farklı coğrafyaların insanını tanımış biri olarak en çok dikkatimi çeken şeylerden biri şudur: Her şehir kendine has bir karakter taşır. Ama bazı şehirler vardır ki, sadece coğrafyasıyla değil, insanının gönül zenginliğiyle iz bırakır. Adıyaman da işte böyle bir şehir.

Burada tanıştığınız bir insan, sizi yıllardır tanıyormuş gibi kucaklar. Bir evin kapısını çaldığınızda, önce buyur edilir, sonra su ikram edilir ve ardından çay demlenir. Çay gelir ama sohbet bitmez; ekmek bölüştükçe muhabbet ağırlaşır, sözler derinleşir. Adıyaman’ın insanı, kendini anlatma derdinde değildir; ama yaşarken size anlatır kim olduğunu.

Deprem sonrası yaşanan büyük acı, bu şehrin insanının kalbinin ne kadar geniş olduğunu bir kez daha gösterdi. Kendi yarası kanarken, aynı sofrada komşusuna yer açtı. Kendi evsiz kaldığı günlerde bile, dışarıdan gelen gönüllüleri “misafir” diye ağırladı. Çünkü Adıyaman’da misafirperverlik bir davranış biçimi değil, kültürün mayasıdır. Bir gelen asla yalnız bırakılmaz; bir yabancı, yabancı gibi kalmaz.

Bu şehirde insan ilişkilerinde hesap yoktur. Sevgi samimidir, tokalaşma sıcaktır. Bir düğün davetiyesi çoğu zaman sözle olur; “Gelirsin değil mi?” cümlesi, resmi bir davet kadar geçerlidir. Taziye evlerine bakın; yüzlerce kilometre uzaktan gelip başsağlığı dilemek, burada sıradan bir insani görevdir, alışkanlıktır, adettir.

Adıyamanlı sabrını yoğurur. Çünkü bilir ki sabreden kaybetmez, gönül kıran kazanmaz. Bu şehirde kibir hoş karşılanmaz; insan, insan olduğu için değerlidir. Bir şehri şehir yapan da zaten en çok budur: Gönül yüksekliği. Bugün dışarıdan biri Adıyaman’a geldiğinde hala aynı sıcaklığı bulabiliyorsa, bu tesadüf değildir. Yüzyılların gelenek, inanç ve ahlak dokusu, burada hâlâ insanın ruhunda yaşamaya devam ediyor.

Adıyaman’ın insanı, kendi gibi sade, kendi gibi temiz ve kendi gibi dürüsttür. Ve bu şehir, ne kadar yara almış olursa olsun, insanının iyi kalpliliği ile yeniden ayağa kalkacaktır. Çünkü bazı şehirler iyilikle kuruludur. Adıyaman, işte tam olarak o şehirlerden biridir.

ceylaan222@hotmail.com

DİĞER YAZILARI Hemşire Olmak, Bir Hayata Dokunmaktır 01-01-1970 03:00 “Büyüklere Saygı Nereye Gitti?” 01-01-1970 03:00 Sözün Sınırı, Vicdanın Sınavı 01-01-1970 03:00 Bir Meslekten Fazlası: Avukatlık 01-01-1970 03:00 Savaşın Kirli Yüzü: Ölen Çocuklar 01-01-1970 03:00 8 Mart’ın Gerçek Sahipleri: Toprağın ve Emeğin Kadınları 01-01-1970 03:00 Kahtalı Mıçe İsmi Geleceğe Taşınmalı 01-01-1970 03:00 Bir Şehrin Sessiz Çığlığı: Adıyaman İçin Yatırım Zamanı 01-01-1970 03:00 Petrol Var, İş Yoksa Bu Şehir Nasıl Ayağa Kalkacak? 01-01-1970 03:00 Deprem Sonrası Gerçek Kalkınma: Adıyaman İçin Sanayi Zamanı 01-01-1970 03:00 Kıbrıs Barış Harekatı ve Necmettin Erbakan: Sessiz Gücün Tarihe Düşen İmzası 01-01-1970 03:00 Varlığına Alışılan Anne ve Baba, Yokluğu Öğreten En Ağır Ders 01-01-1970 03:00 Bir Ömrün Sessiz Mimarı: Baba 01-01-1970 03:00 Hakikatin Sessiz Nöbeti: 10 Ocak 01-01-1970 03:00 Soğukta Kazanılan Ekmek, Alın Teriyle Isınır 01-01-1970 03:00 2026’ya Girdik… İnsanlık Halen Enkaz Altında 01-01-1970 03:00 Saygının Dumanı mı Tütüyor? 01-01-1970 03:00 Biz Böyle Değildik: Kadına Şiddetin Normalleştiği Bir Toplum Olmak 01-01-1970 03:00 Simit Tepsisinden Hayatın Merdivenlerine: Tepside Simit, Yüreklerinde Azim 01-01-1970 03:00 Yaşlısına Sahip Çıkan Toplum, Vicdanını Kaybetmez 01-01-1970 03:00 Fırsatçılığın En Ağır Hali: Depremden Sonra Fırlayan Kiralar 01-01-1970 03:00 Anne ve Babanın Kıymeti: Kaybolan Değerlerin Sessiz Çığlığı 01-01-1970 03:00 Rüzgarın, Toprağın ve Emanetin Mesleği: Çobanlık 01-01-1970 03:00 Tarihin, Doğanın ve Gönül İnsanlarının Şehri 01-01-1970 03:00 Bu Diyardan Bir “Kahtalı Mıçe” Geldi, Göçtü, Gitti 01-01-1970 03:00