Sözün Sınırı, Vicdanın Sınavı

Mustafa Ceylan

16-04-2026 14:02

 

Son günlerde, Itamar Ben-Gvir'in bir Türk sanatçısına yönelik kullandığı ifadeler, yalnızca bir polemik konusu değil; Aynı zamanda insanlık onuru, özgürlüğün özgürlüğü ve vicdanın sınandığı bir siyaset olarak karşımızda duruyor.

Görkem Sevindik'in Filistin'de yaşananlara dikkat paylaşımı sonrasında hedef toplama ve “asla baba olamayacaksın” gibi insanlığın dışı bir söylemle karşı karşıya kalması, siyasetin ne kadar sertleştiğini ve dilin nasıl bir silaha dönüştüğünü bir kez daha gözlerin önünde serdi.

Burada asıl Mesele, bir sanatçının ne söylediğinden çok, bir siyasetçinin nasıl konuştuğudur. Çünkü farklı vicdanın sesi olabilir; Ancak siyasetçi, sorumluluğun yöneticisidir. Bir devlet görevlisinin dili, bireysel öfkenin değil; toplumun aklının ve hukuk dili olmak zorundaydı.

Bugün dünyada yaşanan en büyük sorunlardan biri, gücünü elinde bulunduranların dili hoyratça kullanmaktır. Sert, tehditler ve aşağılamalar artık sıradanlaştırılmak isteniyor. Halbuki kelimeler yalnızca seslerden ibaret değildir; Bir toplumun ruhu şekillenir, yaralar ya da gelişir.

Bir sanatçıyı hedef göstermek, kişisel değerleri üzerinden aşağılamak ve tehdit dilini kullanmak ne demokrasiyle ne de insanlıkla bağdaşır. Bu olay bize bir gerçeği yeniden hatırlatıyor: Vicdan susturulamaz. Görkem Sevindik'in verdiği yanıt da aslında bu gerçeğin bulguları çiziyor. Baskıya karşı durmanın bir tercih değil, bir sorumluluğun ifade edilmesi; sanatçının ve sanatçının toplumun en güçlü aynalarından biri olduğunu gösteriyor.

Bugünkü mesele bir sanatçı ya da bir bakan meselesi değil. Mesele, insanın kalabilmesi meselesidir. Kelimelerin zehir mi, yoksa şifa mı dağıtacak karar verecek olan da yine çocuklarımız. Unutulmamalıdır ki; Güçlü olanın değil, haklı olanın sesi anında yankı bulur.

Tarih, insanlığa yalnızca geçmişi anlatmaz; aynı zamanda bugünün öğrenilebilmesi ve yarının öğrenilmesi için bir pusula sunar. Ancak bazı dönemler vardır ki, yaşananlar geçmişin karanlık sayfalarını hatırlatacak kadar ağır ve sarsıcıdır. Bugün dünyanın gözlerinin önünde yaşananlar, ister istemez Adolf Hitler döneminin acı hatıralarını yeniden duyurmayı planlıyor.

Benjamin Netanyahu politikalarında yürütülen politikalar ve özellikle sivillerin hedef alındığına, uluslararası kamuoyunda yükselen ortak eleştirilere, vicdan sahibinin birçok insanın bir sorusunu sormasına neden oluyor: İnsanlık, aynı hatalar yeniden mi yapıyor?

Elbette ki sanal figürleri birebir kıyaslamak kolay değildir ve her dönemin kendi koşulları vardır. Ancak Mesele sadece bir isim ya da bir ülke meselesi değil; Mesele, insana verilen değerin kademeli olarak yapılandırılmasıdır. Çocukların, kadınların, masum sivillerin hayatları kaybettiği tablo, hangi coğrafyada olursa olsun bilimin ortak utancıdır.

Hitler dönemi, sadece bir liderin değil, sessiz kalan yerlerde devam eder. Bugün de benzer şekilde uluslararası toplumun tepkileri çoğu zaman yetersiz kalmakta, strateji açıklamaları gerçek yöneticilerin önüne geçememektedir. Oysa tarih, sessizliğin de bir suçudur. Unutulmamalıdır ki; tarih sadece yazılanlardan değil, yaşananlardan ibarettir. 

ceylaan222@hotmail.com

DİĞER YAZILARI Hemşire Olmak, Bir Hayata Dokunmaktır 01-01-1970 03:00 “Büyüklere Saygı Nereye Gitti?” 01-01-1970 03:00 Bir Meslekten Fazlası: Avukatlık 01-01-1970 03:00 Savaşın Kirli Yüzü: Ölen Çocuklar 01-01-1970 03:00 8 Mart’ın Gerçek Sahipleri: Toprağın ve Emeğin Kadınları 01-01-1970 03:00 Kahtalı Mıçe İsmi Geleceğe Taşınmalı 01-01-1970 03:00 Bir Şehrin Sessiz Çığlığı: Adıyaman İçin Yatırım Zamanı 01-01-1970 03:00 Petrol Var, İş Yoksa Bu Şehir Nasıl Ayağa Kalkacak? 01-01-1970 03:00 Deprem Sonrası Gerçek Kalkınma: Adıyaman İçin Sanayi Zamanı 01-01-1970 03:00 Kıbrıs Barış Harekatı ve Necmettin Erbakan: Sessiz Gücün Tarihe Düşen İmzası 01-01-1970 03:00 Varlığına Alışılan Anne ve Baba, Yokluğu Öğreten En Ağır Ders 01-01-1970 03:00 Bir Ömrün Sessiz Mimarı: Baba 01-01-1970 03:00 Hakikatin Sessiz Nöbeti: 10 Ocak 01-01-1970 03:00 Soğukta Kazanılan Ekmek, Alın Teriyle Isınır 01-01-1970 03:00 2026’ya Girdik… İnsanlık Halen Enkaz Altında 01-01-1970 03:00 Saygının Dumanı mı Tütüyor? 01-01-1970 03:00 Biz Böyle Değildik: Kadına Şiddetin Normalleştiği Bir Toplum Olmak 01-01-1970 03:00 Simit Tepsisinden Hayatın Merdivenlerine: Tepside Simit, Yüreklerinde Azim 01-01-1970 03:00 Yaşlısına Sahip Çıkan Toplum, Vicdanını Kaybetmez 01-01-1970 03:00 Fırsatçılığın En Ağır Hali: Depremden Sonra Fırlayan Kiralar 01-01-1970 03:00 Anne ve Babanın Kıymeti: Kaybolan Değerlerin Sessiz Çığlığı 01-01-1970 03:00 Rüzgarın, Toprağın ve Emanetin Mesleği: Çobanlık 01-01-1970 03:00 Kalbi Büyük Şehir: Adıyaman 01-01-1970 03:00 Tarihin, Doğanın ve Gönül İnsanlarının Şehri 01-01-1970 03:00 Bu Diyardan Bir “Kahtalı Mıçe” Geldi, Göçtü, Gitti 01-01-1970 03:00