https://www.adiyamandahaber.com/files/uploads/user/07d832b156de608a6cbc98197ff070cf-0cff8097508f1cb87eaf.jpg
Mehmet Akar

Çare Müspet Bilimdir

18-11-2025 10:02 678 kez okundu.

 

İnsanlar gelişmeler karşısında çaresiz kalınca, çareyi mucizelerde ararlar. Ürün mevsiminde kuraklık olunca yağmur duasından, tedavisi mümkün olmayan hastalıklara çare bulmak gayesiyle muska ya da bir evliyanın yatırını ziyaret ederek çare ararlar.

Benzeri ritüelleri çoğaltmak mümkündür. Üniversite sınavında “başarılı olsun” diye ağaçlara bez bağlamaktan tutun da “zengin olsun” diye evliyalara adanan adaklara kadar birçok ritüeli sayabiliriz. Maalesef, ülkemiz insanının engin kültüründe en iyi bildiği şey de bunlardır. En ummadık insanların dahi olumsuzlukları yaşamamak için bir yerlere başvurma ritüeli ne kadar komik?

Çağımızın insanı, sorunlarına çözüm bulma adına bu yöntemlere başvurmayı geride bırakmış olmalıydı. Bilimin gelişmişliğine rağmen halen insanların büyük bir çoğunluğu çaresizlikler karşısında bunalınca bu tür yollara başvurduğu da gözlenmektedir. Yaşamındaki yetersizliği, geleceğe dair umutsuzluğu, insanları, başka insanlardan medet umma noktasına getirir. Son zamanlarda ülkenin her köşesinden pıtrak gibi yeşeren kendinden menkul insanların, çaresiz insanlara umut gibi ortalıkta görülmesi! Bu hal bir mühendislik çalışması değilse, toplumun geldiği nokta düşünüldüğünde durum daha da elimdir olmaktadır.

Çağımızın insanı sorunlar karşısında çaresiz değildir. Müspet bilim, insanların önüne çözüm yollarını koymaktadır. Sorunların çözümünün en sonuç alıcı çaresi bilimdir. İnsanlık en az elli bin yıldan beri düşe kalka hayatını kolaylaştırmak, etrafında olup bitenlerin nedenlerini bulma arayışı içindedir. İnsanlık son elli yıl içinde attığı muazzam adımlarla elli bin yılın semeresini almış görünüyor. Yaşam daha kolay yaşanır oldu. Sorunlara daha erken çözüm bulma imkanına sahip oldu.

Toplumumuzda var olan bu kaderci anlayış, ülkenin ekonomisine, siyasetine de yansımaktadır. Pozitif düşünce sistematiği yerine kaderci ve tevekkül kültürü toplumun iliklerine kadar sinmiştir. Tabi toplumun eğitim seviyesi ortalama üç beş yıllık eğitime denk gelince, olaylara bakış ve çözüm gücü de bilim dışı yöntemlerin ilerisine gitmemektedir.

Bilimsellikten uzak eğitim sistemini tercih eden idarecilerin, sorgulamayan, araştırmayan, biat eden bir nesil yaratmayı amaçladıkları anlaşılmaktadır. Zira böyle bir toplumu yönetmek çok daha kolaydır.

Ülkemizin siyaset sistematiği de toplumun geleneksel düşünce alışkanlık ve kimi hurafeleri rehberi edinmekten gitmiyor. Geçmişte ve günümüzde birçok siyasi liderin siyasette başarılı olması için kimi kendinden menkul, kendine dini kişilik süsü vermiş kişilerin kapısını aşındırdığını unutmadık. Birçok bürokratın, askerlerin mevkilerinde terfii almak üzere bu cemaat önderlerinin elini öpmek için sıraya girdikleri de unutulmadı.

Ortaçağ skolâstik eğitiminden geçirilen Avrupa insanı, Papalığın İsa adına verdiği vaazların etkisi ile yüzlerce yıl hakimiyeti nasıl ki, Avrupa’nın yüz yıllarca karanlıklarda kalmasına neden olduysa, bugün de ülkemizde, ülkemiz insanının yüz yıllarca karanlıklarda kalmasını ve bu karanlıklar üzerinden saltanat sürmeye hevesli yeni Papalar olabileceğini unutmayalım.

Çare, ülkemin insanının kendi geleceğine el koymasıdır. Hedef bilimin ışığında demokratik bir yönetim olmalıdır. Öyle temsili falan da değil, doğrudan demokrasi. Evet, çare tam demokrasi ve müspet bilimdir.

mehmetsemsur@gmail.com

Not: 4.10.2020 tarihli Adıyaman'da Haber Gazetesi'nde yayımlanan köşe yazımdır.

 

Neler Söylendi?
Marka Flower Çiçekçi