Öncelikle kendini bilen, onurlu, haysiyetli tüm kadınlarımızı tenzih ederek sözlerime başlıyorum. Geçtiğimiz gün Bahçelievler’de yaşanan bir olay hepimizin malumu: Çıplaklığıyla övünerek dolaşan genç bir kız ile ona tepki gösteren daha olgun bir kadının tartışması ve ardından gelen şiddet. Burada şunu açıkça ifade etmek gerekir: Ne sebeple olursa olsun şiddet kabul edilemez. Ancak bu olay vesilesiyle bir toplumsal gerçeği de konuşmak zorundayız.
Toplum Değerleri Erozyona Uğruyor
Bir toplum, kendi değerlerinden uzaklaşmaya başladığında çürüme sessizce yayılır. Bugün bazı çevreler, “özgürlük” adı altında her türlü ahlâksızlığı meşrulaştırma çabasında. Oysa çıplaklık özgürlük değildir. Ne bedene saygıdır ne de topluma. Mahremiyet sınırları; insanı insan yapan, topluma karşı sorumluluk duygusunun temelidir. Mahremiyet Bireysel Değil Toplumsal Bir Meseledir Kadın ya da erkek fark etmeksizin; sokak ortasında mahremiyet sınırlarını yok sayan davranışların, “kişisel tercih” arkasına saklanması doğru değildir. Çünkü toplumsal yaşam; ortak saygı, ortak ölçü ve ortak edep ile sürdürülebilir. “Herkes istediğini yapar” mantığıyla yaşarsak; yarın huzur da gider, güven de gider, saygı da gider.
Gerçek Özgürlük; Onuru Korumaktır
Gerçek özgürlük, insanın kendisinin ve başkasının haysiyetine zarar vermeden yaşayabilmesidir. Haya insanın süsüdür. Haya giderse; geriye sadece nefsaniyet kalır. Burada kimseye, “Kara çarşafa gir, tüm bedenini kapat” demiyoruz ve diyemeyiz. Ancak aynı şekilde; edepsizliği ve teşhirciliği de alkışlamayız. Edebin talebi budur: Ölçü, denge ve saygı.
Kendini Bilen Kadının Tavrı
Kendini bilen, vakar sahibi hiçbir kadın; plaj, deniz ve özel alanlar dışında, pijama veya iç çamaşırı görünümlü kıyafetlerle kendini teşhir etmez. Çünkü haysiyet, sadece örtüyle değil; duruşla, tavırla ve niyetle ortaya konur.
Eskiden Haya Vardı
Eskiden utanmak ayıp değil erdemdi. Haya vardı, ölçü vardı, nezaket vardı. Toplum ancak bu değerler ayakta tutar. Haya giderse; bereket gider, huzur gider, ahlak gider.
Bir Yanlış Örnek ve Sözün Kıymeti
Bu konu üzerine bir beyefendi çıkıp, “Umarım karıma, kızıma denk gelmez; seni parçalarım” gibi bir ifade kullanmış. Böylesi söylemler de çare değildir. Çünkü sorun, kaba kuvvetle değil; anlayış, eğitim ve değer bilinciyle çözülür. Kısacası mesele, kıyafetin kendisinden önce; niyet, edep ve toplumsal sorumluluk meselesidir. Değerlerimizi kaybedersek, toplum olarak çözülürüz. Saygılarımla.
atnmedyanet@gmail.com