Cicero’ya yaşlılığında sormuşlar:
“Üstad, yeniden gençliğe dönmek ister miydiniz?”
Cicero, gülümseyerek şu cevabı vermiş:
“Yarışı birinci bitiren bir at, neden bir daha başlangıç çizgisine dönmek istesin ki…”
Bu söz, yılların ötesinden bugüne uzanan bir bilgelik taşır. Çünkü aslında mesele, gençlikte ya da yaşlılıkta değil; insanın içinde taşıdığı ruh enerjisindedir.
Ben her zaman yaşına rağmen genç düşünebilen yaşlılara,
ve yaşına rağmen olgun davranabilen gençlere hayran olmuşumdur.
Zira neşeli olan insanlar hiçbir zaman yaşlanmazlar.
“Yaş almak” ve “yaşlanmak” arasındaki farkı çoğu zaman karıştırırız.
Gençlik, bir zaman dilimi değil, bir akıl ve yürek halidir.
Yıllar belki cildi buruşturur, ama ruhu buruşturan şey, heyecanların bitişidir.
İnsan;
kendine olan güveni kadar genç,
kuşkusu kadar yaşlı,
cesareti kadar genç,
korkuları kadar yaşlı,
umudu kadar genç,
bezginliği kadar yaşlıdır.
Kimse sadece “uzun yaşadığı” için yaşlanmaz.
İdealleri bittiği an yaşlanır.
Kalbimiz sevdikçe,
gözlerimiz güzellikleri fark ettikçe,
zihnimiz yeni şeyler öğrendikçe,
biz hâlâ genciz.
Unutmamak gerekir ki; insanlar yaşadıkça yaşlandıklarını sanırlar,
oysa yaşamadıkça yaşlanırlar.
İnsan,
“Artık yaşlandım” demeye karar verdiği gün,
işte o gün gerçekten yaşlanır…
Saygılarımla,
atnmedyanet@gmail.com























