Yiğit Alp Poyraz Kimdir?
Yiğit Alp Poyraz, Dr. Oğuz-Asiye Poyraz çiftinin ilk çocukları olarak 26 Aralık 1994’te İstanbul'da dünyaya geldi. İlk ve orta öğrenimini Sakarya ve Bodrum’da, lise eğitimini ise İstanbul Robert Kolej’de yatılı olarak tamamlayan Yiğit Alp Poyraz, lise eğitiminin ardından 2015 yılında Boğaziçi Üniversitesi İşletme Fakültesi'ne kaydoldu.
Poyraz, üniversitenin 3. sınıfını exchange programıyla kabul aldığı Avustralya’daki Sydney Üniversitesi'nde tamamladı. Poyraz, üniversite eğitiminin ardından halalarına ait tekstil mümessilliği firmasında yurt dışı pazar geliştirme uzmanı olarak çalıştı. Çocukluğundan itibaren sporla iç içe bir yaşamı olan Yiğit Alp Poyraz, 8 yaşından itibaren basketbol oynuyor; okumayı, seyahat etmeyi, yeni yerler ve kültürleri keşfetmeyi tutku derecesinde seviyor.
Şanlıurfa’da bir köy ve gelen misafirimiz. Yoksulluğun ve sarı sıcağın yoğun yaşandığı bir coğrafya. Bazen insan çığlık çığlığa bir köy türküsünde kaybolmak ister ya, kim bilir belki de (24.09.2021) Cuma günü Survivor finalisti Yiğit Alp Poyraz, Şanlıurfa’ya 63 km uzaklıktaki Karacaören köyüne, yol arkadaşı Alp’la minik hayranlarıyla bunun için buluştu.
Kendi özel aracıyla çok da iyi olmayan, hatta yer yer Survivor’u aratmayan çukurlaşmış yolu kat etmesine rağmen, onu avlu kapısında karşılayan çocuklar “deli Poyraz oley oleyy” diye tezahürat yaptıklarında onlara bakan Poyraz, “Gülüşlerinizi yarına taşımak bize düşer. Bulutlar kadar özgür olun çocuklar.” der gibiydi. Hatta sorsalardı o an en güzel iş nedir diye, “Dünyayı çocuklarla paylaşarak yaşamak” diyeceğine o kadar eminim ki.
Aylarca büyük bir heyecanla izlediğim, her düşüşünde yüreğimi ağzıma getiren Poyraz’la göz göze geldiğimde, bakışında gökyüzünün tüm renklerinin saklı olduğunu gördüm. Hele o saf, tertemiz, sıcacık gülüşü yok mu, insanın içini nasıl da ısıtıyordu. İki güzide insanı bir arada görmek ne güzel oldu. Her şeyin, hatta tüm dostlukların paraya dayalı olduğu bu kirlenmiş çağda, bu nadide, naif yürekli iki genci görmek, paylaşmanın samimi bir kelime olduğunu bize bir kez daha hatırlattı.
Zira hasret kalmışız iyi insanlara. Kirlenen renkleri temizleyecek olan bu yeni nesil bana umut veriyor. Poyraz’ın toplumsal duyarlılık sahibi olması, yüreğiyle, vicdanıyla hiç tereddüt etmeden çocuklarla buluşmak için Şanlıurfa’ya gelmesi ve onlara çeşitli hediyeler vererek sevindirmesi, hiç kuşkusuz mükemmel bir davranış örneğidir.
Yol arkadaşı Alp ile köydeki çocuklara beraberlerinde getirdikleri pastayı da kesip çocuklara ikram etmesi ayrı bir güzellikti. Toplumsal sevgiye ve barışa ihtiyaç duyduğumuz bir ortamda ve zamanda, bu denli duyarlılık sahibi bir insanın yüreğinde taşıdığı sevgiyi paylaşması ve yüzü gülen çocuklarla katran koyusu dostça sohbet etmesinden daha güzel ne olabilir ki? Poyraz için “çiçek her yerde çiçekti” işte. Bu çiçekler ha Mezopotamya’da yetişmiş ha başka yerde.
Onun için bir çocuğa ihtiyacı olan yakınlığı göstermek kadar önemli, gurur verici hiçbir şey yok bu hayatta. Onlarla oyun oynaması, kucağına alıp öpmesi, koklaması benim için dünyanın en güzel şeyi. Çocuklara gelecekte nasıl olunması gerektiğine örnek teşkil etmesi, eğitim ve vicdan sahibi olmanın en güzel örneğiydi. Sevgili Poyraz’a ne kadar övgü düzsek de bunu anlatmaya kelimelerin yetmediğini biliyorum. Bu iki gence ve taşıdıkları güzel yüreklere köyüm adına çok teşekkür ediyor, onları yürekten selamlıyorum. Poyraz ve ailesine bundan sonraki yaşamında başarı ve mutluluk dolu bir yaşam diliyorum. Seni hiç unutmayacağız güzel insan. Yüreğine selam olsun.
ayselozdemir063@gmail.com