Adıyaman Haber
HV
13 ŞUBAT Cuma 23:22

Küçük Eller, Büyük Kalp

Aysel Kelekçi Özdemir
Aysel Kelekçi Özdemir
Giriş Tarihi : 13-01-2026 11:44

 

Bazı hikayeler vardır; duyanı susturur, anlatanı büyütür. Bugün Helin’in hikayesini dinledim. Ve uzun zamandır ilk kez bu kadar derin sarsıldım. Henüz on altısındayken, ailesi tarafından kuzeniyle evlendirilen Helin, çocuk yaşta, oyuncaklara doymadan anne olmuştu. Kocası genetik hastalıklarla boğuşuyordu. Ne yazık ki bu hastalık, doğan kızına da geçmişti. Hayat, Helin’in omuzlarına hem anneliği, hem de eş bakımını yığdı. O ise kendi çocukluğunu daha yaşayamadan başkalarının yüküyle büyüdü. Hiç kimse onun yaşını, içindeki çocukluğu, hayallerini sormadı. Dört duvar arasında kaldı. İçindeki sesi susturdu, nefesini tutarak yaşadı.

Yıllar sonra eşi hayata veda etti. Helin, hasta kızıyla baş başa kaldı. Hayat onu ya gömecekti ya da o toprağı yarıp çıkacaktı. O mücadeleyi seçti. Sabırla, azimle, inançla yoğrulmuş yüreğini alıp bir güzellik merkezinde çalışmaya başladı. Göz dolduran performansıyla zamanla kendi işyerini açtı. Hayatın ona bir kez bile gülümsemediği bu düzende, kendi alın teriyle gülümsemeyi öğrendi. Kızını da bir an olsun yanından ayırmadı. Annelik onun ikinci adıydı.

Zamanla hayatına biri daha girdi. İkinci kez evlendi. Daha en başta kızının durumunu anlatmıştı; saklamadı. Ama adam zamanla şikâyet etmeye başladı. Helin için her şey olabilir ama kızına laf edene hayatında yer yoktu. Hiç düşünmeden boşadı. Kalbi yaralı, ama dimdik yürümeye devam etti.

Güzellik merkezinde başarıdan başarıya koşarken, gün be gün kızının durumu ağırlaştı. Onu özel bir hastaneye yatırdı. Ama nafile… Doktorlar saatleri saymaya başlamıştı. Kızının ellerini sımsıkı tutuğu bir sırada ansızın yanına ürkek adımlarla yaklaşan küçük bir kız “Kızın ölecek mi?” diye sordu. Ardından:

“Benim de kalbim delik. Eğer uygun kalp bulunmazsa ben de öleceğim, doktorlar konuşurken duydum” dedi. Helin’in içinden bir şey koptu. Bir değil, bin kere öldü o anda. Çok düşündü. Zor olsa da kararını verdi. Kızının kalbini o minik kıza bağışlayacaktı. Ve bağışladı. Bugün o küçük kız yaşıyor. Sağlıklı, gülümseyerek büyüyor. Helin’e göre bir çocuğun ölümüne, bir annenin verdiği mücadeleye ancak bir anne dokunabilirdi. Helin, kızının kalbiyle bir çocuğa hayat verirken, kendi kalbinde derin bir boşluk açılmıştı. O dar hastane odasında sığınacak ne bir liman, ne güvenli bir el kalmıştı. Annesi "sabır" diyordu telefonda, babası susuyordu. Kardeşi, gözünü arabasına dikmiş neredeyse onun sırtından geçiniyordu. Annesi, Helin’in kalbine değil, kardeşinin çıkarlarına odaklıydı. “Kardeşindir ver.” Bu “ver” kelimesi yıllardır hayatını kemirmişti. Kendini vermişti, gençliğini vermişti, hayallerini vermişti. Şimdi arabasını, emeğini, hatta suskunluğunu vermesi bekleniyordu. Ama Helin artık başka bir yerdeydi. Biricik evladını toprağa veren, bir canı kurtaran cesur bir kadındı o. Helin, hastane odalarının sessizliğinden çıkıp eve döndüğünde, orada beklediği sıcaklık yoktu. Ne bir sarılma, ne bir “yanındayım” sözü. Sadece ilgisiz bakışlar ve kırıcı cümleler. Acının ve yalnızlığın en koyusuydu bu. Kızının ölümünden sonra yıllarca başkası için yaşayan Helin, artık kendisi için yaşamaya karar verdi. Bu da onun asıl zaferiydi.

Bazen yalnızlık, en kalabalık yerlerde başlar ve bazı güçlü kadınlar, ihaneti en yakınlarından öğrenir. Helin hala gülümsüyor. Ama o gülüşün altında bir ömürlük fırtına gizli. Onu dinledikçe, insanın yüreğine bir şey oturuyor ve sadece içimden bir cümle geçiyor: “Böylesi bir annenin kalbi öpülmeye layıktır.”

ayselozdemir063@gmail.com

YORUMLAR