Adıyaman Haber
HV
16 HAZİRAN Salı 05:56

Tek Kelime, Irmak Öğretmen Öldü!

Celil Kocataş
Celil Kocataş
Giriş Tarihi : 15-06-2026 10:17

 

Haber bültenleri o bildik, ruhsuz ve mekanik dille son dakikayı geçti: “Öğretmene mobbing uyguladığı iddia edilen müdür görevden alındı.”
​Ve bitti. Perde kapandı. The end.
​Siz öyle sanın. Bir kalemi kırıp, bir koltuğu boşaltıp, bir ismi tabeladan kazıyınca o dosyanın kapandığını sanan o kibirli bürokrasiye, o liyakatsiz çarkın dişlilerine avazım çıktığı kadar bağırmak istiyorum: Olay bitmedi, asıl trajedi şimdi başlıyor!
​Çünkü gencecik, 25 yaşında idealist bir fidan, Irmak Ayşe Koparan, artık yok. Sizin o kağıt üzerindeki süslü "idari tasarruflarınız", o "soruşturmanın selameti" adı altındaki hantallığınız, gencecik bir kadının nefesini geri getirmeyecek.​
​Okul dediğin yer vicdanın, adaletin, merhametin kalesidir. Ama Ağrı’dan yükselen o feryat, okulların nasıl birer ego zindanına, nasıl birer liyakatsizlik cehennemine dönüştürüldüğünü yüzümüze bir tokat gibi çarptı.
​Suçu neydi Irmak öğretmenin? Farklı düşünmek mi? Hayır, suçundan daha ağır bir erdemi vardı: Çocukları korumak.
​Bir okul müdiresinin küçücük çocuklara uyguladığı şiddete karşı durdu, "Burada bir zulüm var!" dedi, sesini yükseltti. Peki, o çok övündüğünüz sistem ne yaptı? O idealist kadının arkasında durup o zorbalığı defetmek yerine, o koca koca idareciler, o makam sevdalıları bir araya gelip zorba müdireye kalkan oldu!
​Dilekçeler yazdı Irmak, feryat etti, "Beni eziyorlar" dedi. Duymadınız. Görmediniz. Kulaklarınızın üzerine yattınız, körü oynadınız. Çünkü sizin sisteminizde makam sahibinin haksızlığı, sözleşmeli bir öğretmenin haklılığından her zaman daha kutsal sayıldı!
​Hak aramanın, çocukları korumanın bedeli ne oldu biliyor musunuz? Tam 80 kilometrelik bir sürgün! Kulaklarımda yankılanıyor ablasının o kahreden isyanı: "Göz göre göre eziyet çektirdiler."
​Kısıtlı maaşıyla her gün yollara düşen, günde 3 bin lira taksi parası ödemek zorunda bırakılan, hem maddi hem manevi olarak duvarlara çarptırılan bir öğretmen... Son günlerinde odasına kapanıp sürekli ağlayan, yalnızlığa, çaresizliğe mahkum edilen bir can.
​Ve arkada kalan o 9 dakikalık dehşet ses kaydı... Bir insanın haysiyetiyle nasıl oynandığının, odalardan nasıl kovulduğunun, "Çingene, geri zekalı, sende aşağılık psikolojisi var" denilerek nasıl aşağılandığının kan donduran kanıtı. Mobbing dedikleri şey, işte bu kadar vahşi, bu kadar organize bir cinayettir! Yüksek sesle bağırıp çağırmak değil; insanı yavaş yavaş, nefesini keserek, yalnızlaştırarak, değersizleştirerek hayattan koparma sanatıdır.
​Bazı Kayıpların Ardından Gelen En Ağır Cümle: "Keşke..."
​Şimdi soruyorum o koltuklarında rahat oturanlara: Bir insan sesini duyurmak için daha ne kadar ölmek zorunda? Kurumlarınızın başarısı, çalışanlarınızı susturmanızla, onları ezmenizle mi ölçülüyor? Farklı düşünenin, yanlışa "dur" diyenin kafasını kopardığınız bu düzen, çocuklara hangi adaleti öğretecek?
​Bugün Türkiye bu skandalla çalkalanıyor olabilir. Yarın gündem değişecek, o müdürün yerine bir başkası atanacak, koltuklar yine dolacak. Ama sessizce tükenenlerin, göz göre göre ölüme itilen Irmakların hesabı bu dünyada da, öteki dünyada da kapanmayacak.

​Bazı kayıpların ardından geriye sadece tek bir kahredici cümle kalır: “Keşke daha önce görülseydi.”
​Siz görmediniz. Siz sustunuz. Siz korudunuz. Şimdi o görevden alma kağıtlarınızı alın ve o liyakatsiz düzeninizin üzerine örtün. Çünkü çocukları korumaya çalışanların kendini koruyamadığı, doğrunu söyleyenin sürgün edildiği bu düzende, kaybeden sadece gencecik bir öğretmen değil; bu ülkenin geleceğidir, vicdanıdır! Size gore The End

kocatascelil@gmail.com

YORUMLAR
DİĞER YAZILARI Taksitli Memleket: Satılan Taşınmazlar, Ertelenen Borçlar ve Kâğıt Üzerindeki Refah Geleceği Baltalamak: Bedava Oksijenden Milyon Dolarlık Yıkıma Köy Yine Karışık; Herkes Bir Üstünlük Kurma Yarışında Sofradaki Truva Atı: Beyaz Ekmek ve Genetiği Değiştirilmiş Geleceğimiz Şimdi ne olacak, haydeee… Sandıktaki İrade, Tezgâhtaki Siyaset: Satılık Halk mı Var? Celladın Alkışçıları: Cambaz Bitti, Sıra Bizde Bir Günlük Bayram, 364 Günlük Sessizlik Ben Neyi Savunuyorum? O Ney La! Büyüklerin Fırtınası, Küçüklerin Tsunamisi Yeni İsimler Er Meydanında Sokağın Sahibi Kim: Korkunun Gölgesinde Yaşamak "Yol Benim" Yanılgısı ve Trafikte Can Pazarı “Geçim Değil, Direnme Mücadelesi: Ay Sonunu Değil, Yarını Düşünemiyoruz” Kazananı Olmayan Bir Sınav Nükleer Terazi Neden Hep Aynı Tarafa Eğiliyor? Beton Duvarlar Arasında Nefes Almak Suç mu? Bir Neslin Bitmeyen Hesabı: 1960–70 Kuşağı Köyde Kazan Kaynıyor Kürsü Sizin, Sokak Bizim! Sıradaki Kim? Kutuplaşmanın Dili Ortadoğu’da Bir Cümlenin Bedeli Mutluluk Bir İlçe Adı Değilse Eğer... Körler Sağırlar Birbirini Ağırlar Ramazan Gelince Hatırlanan Vicdan Bir “Şok” Diğerini Sökerken Köyde Büyük Telaş: Seçim Yaklaşıyor Tesadüf Değil, Operasyon! Küçük Enişte Bayramda, Köy Seçimde 6 Şubat: Bu Ülkenin Aynaya Bakmak İstemediği Gün Makamda Oturanlar ve Sahada Olanlar Adlî Emanet mi, Organize Yağma Düzeni mi? Bir Şehir Dolusu Mağduriyet Yarım Kalan Beton, Tamamlanmayan Sorumluluk 37 Proje, Bir Şehir Dolusu Mağduriyet Bu Ülke Depremden Çok Deprem Şarlatanlarından Çekiyor Adıyaman’da Siyasetin Çamura Saplandığı Yer Yeter Artık, Bi Kalkın 10 Ocak'ta Hatırlananlar Taziye Sofrası: Gelenek mi, Yük mü? Bir Sabah Yürüyüşünden Toplumsal Vicdan Muhasebesine 28 Bin TL ile Hayat mı, Hayatta Kalma Mücadelesi mi? Bir Felaketin Uzayan Gölgesi: Depremin 1000. Günü Kaysı, Sağlık ve Çimento: Bir Bölgenin Vicdan Sınavı Tekstilde Sessiz Göç: Türkiye’den Mısır’a Akan Yatırımlar Alarm Veriyor Pandemi Sonrası Kalp Krizleri: Bilim Konuşmalı, Kurumlar Susmamalı Köyün Bitmeyen Hikayesi: Küçük Eniştenin Sonsuz Fırıldakları Görünenin Ardındaki Gerçekler Siyaset, Sosyal Medyada Değil Sahada Yapılır! Yıkılan Evler Değil, Umutlarımızdı Vatandaş Soruyor Depremler İntiharları Tetikledi Mi? Düğün Magandaları Yine İş Başında! Bir Silah, Bir Mermi, Bir Can…. Balık Çiftlikleri “Barajları Kirletiyor” Diyenler Haksız Mı? Z Kuşağının Evliliğe Bakışı ve Artan Boşanma Oranları Neden Kurban Kesimi Yurt Dışında Daha Ucuz? “Adı Festival” Festival Demeye Bin Şahit Lazım Bir Zamanlar Turan Ülküsü Vardı Yıkılan Tarihi Yeniden İnşa Etmek 6 Şubat Depremlerinin Malatya’da Görünmeyen Yüzü Deprem Felaketinin Malatya’da Yaşam Üzerine Etkileri
Marka Flower Çiçekçi