Adıyaman Haber
HV
27 TEMMUZ Pazartesi 17:26

Kıskanmak mı, Kıskaca almak mı?

Hüseyin Ali Tamer
Hüseyin Ali Tamer
Giriş Tarihi : 27-07-2026 15:37

 

Hayatınızda hiç kimseyi kıskandınız mı? Kendinizi kıskanç olarak tarifler misiniz?

Bu sorulara nasıl cevap verirsiniz bilemiyorum kıymetli okuyucularım. Ancak 447 evli bireyle yapılan bir araştırmada eşler %62,9 oranında kendilerini kıskanç olarak tariflemiş. Demek ki üç eşten ikisi kendisini kıskanç olarak tarifliyor. Sanıldığının aksine %70-%30 oranında erkeklerin kadınlardan daha kıskanç oldukları da ayrıca tespit edilmiş. Ancak insanlar kıskanmak, kıskanç olmak deyince ne anlayıp neyi tarif ediyorlar bunu biraz derinlemesine irdelemek gerektiği kanaatindeyim.

Kıskanmak mı, Kıskaca almak mı? Temel soru bu bence. O sebeple vakit kaybetmeksizin kıskanmayı, beraberinde hasedi tarifleyelim. Kavramları doğru bir zeminde tarifleyemezsek kavramlardan istifade de edemeyiz.

Kıskanmak

Arapça’da kıskançlık anlamında kullanılan gayret kelimesi “kişinin kendi mahremini koruması yönünde gösterdiği aşırı duyarlılık, izzet-i nefsine, şeref ve namusuna zarar verecek durumlardan sakınıp korunmasını sağlayan duygusal tepki”, hususen de “erkek veya kadının başkasının cinsel ilgisine karşı kendi eşini koruma ve savunma duygusu” mânasına gelir. [İbnü’l-Esîr, III, 401; Lisânü’l-ʿArab, “ġyr” md.; Râgıb el-İsfahânî, s. 347]

Hased

Hem masdar hem de isim olan hased, başkasına ait dünyevi ve uhrevi imkânların hem muhatapta olmamasını hem de sadece kendisinde bulunmasını arzu etmek ve bu yönde çabalamaktır. Râgıb el-İsfahânî, bu tanımı desteklerken [el-Müfredât, “ḥsd” md.; eẕ-Ẕerîʿa, s. 348]; başta ilk ahlâk âlimlerinden Hâris el-Muhâsibî ve İmam Gazzâlî olmak üzere İslâm ahlâk felsefecilerinin ekserisi hasedi sadece bir arzu ve hissiyat olarak değerlendirmişlerdir. [er-Riʿâye, s. 499-501; İḥyâʾ, III, 248-249]

Hülasa;

Kıskanmak, elde olanı sakınmaktır, hased ise başkasında olanı kendine sakınmaktır.

Kıskanmak, sahip olduğunu başkasıyla paylaşmama tavrıdır, hased ise başkasında olanın onda olmaması için mücadele etmektir.

Kıskanma, sahip olmakla, hased ise sahip ol(a)mamakla alakalıdır.

Kıskanmak, sevginin bir tezahürüdür, hased ise adavetin bir tezahürüdür.

Demek ki hasedin aksine makul ölçülerde bir kıskanma duygusu yani gayreti kişinin sahip olduğu erdemleri muhafazasında elzem olan bir azıktır. Onun için klasik manada gayret, hamiyet ve enefet (izzet-i nefis) ölçüsünde değerlendirilir. [Lisânü’l-ʿArab, “ġyr” md.; Tâcü’l-ʿarûs, “ġyr” md.]

Elmalı merhum da fert ve toplum bazında izzet, şeref, namus, iffet gibi erdemlerin muhafazası noktasında kıskanma duygusunun gerekli bir tavır olduğunu beyan eder. [Elmalılı, IX, 6405-6406]

İmam Gazzâlî, hamiyet ve izzetin muhafazası konusunda serdedilen kıskanma ameliyesinin fıtri bir durum olduğunu üstelik bu fıtratın devam ettirilmesi gerektiğini ifade eder. Aksi halde insan olmanın en temel erdemlerinden uzaklaşıldıkça ve özellikle gayret olarak ifade edilecek olan hamiyetin yokluğu kıskanmanın da ortadan kalkmasına ve bunun da toplum da farklı sıkıntılara yol açacağına hükmeder. [İḥyâʾ, III, 167-169]

İbn Hazm, modernistlerin kıskançlığı sığ, bağnaz bir kültürel alana dayadıkları hengamede mahlûkatın hayatının devamı ve ahlakın ihdası için elzem gördüğünü ifade eder. [Tavku’l-hamâme, s. 238, 246].

Peki, biz de kıskançlık ne durumda?

Genel olarak toplumda bu manada bir çözülme görüyoruz. İbn Kayyim el-Cevziyye’nin dediği gibi kıskanç olan erkek olmasına rağmen bugün çarşı, pazar, sanal dünyada bıraktığımız izler lazım gelen kıskanmayı sergilemediğimizi gösteriyor. .

Neden peki durum böyle?

İki sebep var. Birincisi, inandığımız gibi yaşamayınca yaşadığımız gibi inanmaya başlıyoruz. İkincisi ise yediklerimizin bir mahsulü olarak bunlar ortaya çıkıyor.

Aile’de Kıskanma-Hased Meselesi…

Tüm bu bilgiler ışığında eşler arasında kıskanma-hased ve elbetteki gıpta ekseninde meseleye yaklaşırsak nasıl bir tablo ile karşılaşırız gelin biraz bu noktaya yoğunlaşalım.

Aile’de eşler arasında kıskanma gerekli mi yoksa zararlı mı? Eşler birbirlerini kıskanmalı mı? Bu temel soruları açmaz ötesinde cevaplarını veremezsek ailede yaşanan bir çok sorunun kaynağını teşkil eden kıskanma ya da kıskaca alma başlıklarını sağlık bir zeminde birbirinden temelli ayıramayız.

Bakın bu konuda Kur’an, eşler birbirlerine hamiyet ekseninde örtü olmalı ve bu manada eşini kıskanarak eşini Allah’ın kendisinden istediği çizgide tutması gerektiğine vurgu yapıyor. [Bakara 2.187- Nur 24.30/31]

Yani hanım ölçülü bir kıskanma ile beyini, bey de ölçülü bir kıskanma ile hanımını muhafaza edecektir. Aksi halde kendi haline bırakılan eş şeytana yarenlik edecektir. Efendimizin (sas), evlenmek dinin yarısını tamamlamaktır mesajını da böyle anlamak gerekir.

Allah kıskançtır…

"Allah kıskançtır, mü'min de kıskançtır. Allah'ın kıskanması, mü'minin Allah'ın haram ettiği şeyi yapmasıdır."[Buhârî, Nikâh107, Müslim, Tevbe 36, (2761); Tirmizî, Radâ 14, (1168)]

O sebepledir ki eşlere hitaben Hz. Ali (ra) şöyle buyuracaktı; "İşittiğime göre kadınlarınız çarşı ve pazarlarda erkekler arasında gezip dolaşıyorlar. Sizde kıskançlık duygusu yok mu? Şunu bilin ki kıskanmayan kimsede hayır yoktur. Kıskançlığın iki çeşidi vardır: Birincisi güzel olanıdır ki insan onunla aile efradını ıslah ederek onların kötü yollara düşmelerine engel olur. İkincisi de kötü olanıdır ki bu, sahibini cehenneme götürür." [Kenz, II/161; M. Yusuf Kandehlevi, Hayatü's-Sahabe, .3/276]

Kıskanmak kıskaca almak mıdır?

Elbette dengede bir kıskanmadan bahsediyor Hz. Ali (ra). Kıskanma yemeğe atılan tuz gibidir. Kararında tokluğu, fazlasında ise açlığı arttırır. Eşinin her hareketini kontrol etme, hesap sorma, takip etme kıskanan kadar hatta fazlasıyla kıskanılan eşi zora koşar. Casusluk edasıyla sevdiklerinin gizli hallerini araştırmaya yani tecessüs etmeye çalışmak da Kur’an’da yasaklanmıştır. [Hucurat 49.12]

Muhyiddin İbnü’l-Arabî’ ve İmam Şa‘rânî gibi âlimler hanımların mescide gitmesine bile engel olacak düzeyde bir hak ihlaline sebebiyet veren ve haklı bir mesnedi yokken şüphe ile eşlerine insanların yaklaşmasını tenkit etmişlerdir. Kaldı ki İbn. Ömer (ra) oğlu Bilal’i kıskanma yollu kıskaca alma adına hanımını mescitlerden men etmesinin Resulullah’ın (sas) buyruklarına taban taban zıt olduğunu söylemiş üstelik bu düşünceyi yarım ağızla tenkit etmeye kalkan oğlu Bilal’i paylamıştır. Anlaşılan o ki, kıskanma olarak tariflenen birçok hususun aslında eşlerin birbirlerini kıskaca alma olgusuna evrildiğini görmekteyiz.

Neden kıskaca almak?

  1. Özgüven sorunu: Kişi kendi anne babasından gördüğü kıskaca alma durumunu kendi evliliğine taşıyabilir. Kendini yeterli gör(e)meyen bir eş, eşini kaybetmemek histerisiyle sevdiğini kıskaca almaya başlayabilir.
  2. Özge olana güven sorunu: Kendi yaptığı yanlışları eşim de yapıyordur düşüncesiyle kıskaca almak söz konusu olabilir. Haliyle ben yaptıysam o da yapar duygusu yerleşmiş olabilir.
  3. Özgürlük sorunu: Kaybetme korkusu ile eşinin sınırlarını daraltmak söz konusu olabilir. Halbuki kazanmak korku ile değil gönlü kazanmakla olur. Sadakatsizliğin panzehiri sevgidir, polisiye tedbirler almak değil. Aşırı kıskanmanın özgürlüğü nasıl kısıtladığını Hakkı Bulut’un söylediği şu şarkı da çok net özetliyor aslında. “…Henüz 3 yaşında bir kardeşim var seni ondan bile kıskanıyorum…” İşte bu kıskanmanın kıskaca nasıl evrildiğini çok net ortaya koymaktadır.

Sonuçta erkek korumayı, sahip olmayı; Kadın ise korunmayı, sahiplenmeyi önceller. İşte itidalli bir kıskanma duygusu erkeğe de kadına da istediğini verir ve böylelikle huzurlu, sağlıklı bir eşler arası diyalog yeşerir.

Aile’de Hased

Ailede maalesef sadece kıskaca almayı görmüyoruz aynı zamanda hasedin izlerine de rastlıyoruz. Birbirini örtmesi gereken eşler birbirlerinin ne sırlarını ifşa ediyorlar. Bir zatın hanımdan şikâyetçi olduğu duyulunca şikâyetin konusu soruldu kendisine. Hanımımın sırrını ifşa edemem dedi. Nice sonra boşandı o mesele üzerine vardılar bu sefer eşiniz değil artık merakımızı giderseniz dediler. Buyurdular ki; “Yabancı bir hanım hakkında konuşmam doğru olmaz.”

Eşler arasındaki statü farkı hasedi körüklüyor. Birbirleriyle iftihar etmeleri gereken eşler birbirlerinde olanı çekememeye ve bu manada birbirlerine zarar vermeye başlayabiliyor.

Kıskaca almanın sonuçları

1. Yalana başvuru: Eşler birbirlerine gerçekleri söylemeyerek bu kıskaçtan kurtulmaya çalışabilir. Maalesef bu durum çok daha sıkıntılı bir durum olan güvensizliği doğuracaktır.

2. Yanından uzaklaştırma: Kıskaca alınan eş eşinden uzaklaşacaktır. Yanında tutmaya çalıştığı eşinin yanında tutmak için gösterdiği tavırlar yüzünden yanından uzaklaştığına şahit olacaktır.

3. Yarını yok etme: Memleket özelinde Ümmet perspektifinde yarınlarımız ailelerimizin ayakta durmasına bağlıdır. Eşler arasındaki bu kıskaca alma anaforunun yarınlarımızı kıskaca alacağını hatırdan çıkarmamak gerekir.

Kıskan ama kıskaca alma…

Kıskan ama kısıtlama…

Ve sakın kıskanmaktan vazgeçme…

Ailecek sağlıcakla kalın…

huseyinalitamer@gmail.com

YORUMLAR
Marka Flower Çiçekçi