Adıyaman özelinde dışarıda özlemle beklediğimiz, anlaşılan o ki onun da bizi hasretle beklediği kardan beyazlık, hasretin vuslata çalmasını taklit edercesine sağanak halinde caddeye, hanelere ötesinde yüreklerimize yağarken benim zihin dünyama ve gönül ufkuma da “Bir sabah gelecek kardan aydınlık” şiiri birdenbire oturup dilime pelesenk oluverdi.
Evet, dışarıda bütün bir eşyayı kaplayan, örten ve var olan tüm olumsuzluklara kardan beyazlık elbisesini giydiren beyazın kârı, hücrelerime bu şiiri terennüm ettirmişti.
Bir sabah uyandığımızda şikâyet ediverdiğimiz hatta bizatihi kendi ellerimizle yapıverdiğimiz tüm siyahlıkları örten kardan beyazlık elbisesini varlığın giydiğini görseydik diye düşlerken herhalde insana dair varsa bir emel, rüya bu olmalı diye düşünmüştüm.
Kardan beyazı heyecanla, umutla bekleyen bir çocuğun telaşlı ama masum yürek atışlarında hissettiğine denk bir helecanla istikbale ve insanlığa dair umutları toprağa ekip filizlenmesine nezaret etmek, onun boy verdiğini görmek şu yıkılası viranede elbette en büyük bahtiyarlığımız olacaktı.
Allah rahmetiyle çepeçevre kuşatsın Abdurrahim Karakoç üstadımızın yüreğindeki fırtınalar onu “Bir sabah gelecek kardan aydınlık” mısralarına demir atmaya sevk ettiği gibi bizler de yüreğimizdeki fırtınalara karşı bizleri muhafaza edecek kardan beyazlıkları düşlemeye başlayarak demir atmamız gereken alanlarda işe koyulmalıyız.
İş alanları çok ama işi alan yok ızdırabımızı da kamburlaşan sırtlarımıza yükleyip yola revan olmalıyız. Kardan beyazlığı düşlerken o beyazlığın tek bir karesine dahi hizmet etme sancısı ve emeli ile deryaları aşmalı, fırtınaları göğüslemeliyiz.
Bunun için insanlığa, dertli bir yürek sahibi olmak azık olarak yeter zannımca. Öyle ya bunca dertlerin arasında dertlenmeyen yüreklerin sahipleri olarak hangi deryanın ve o deryada kopan fırtınaların karşısına çıkacaktık ki!
Sahâbe’nin (r.anhum) sevdasını yedi kat yerin dibine gömerek yüreklerimize taşıdığımız sahte sevdaları, Aile devletinin yıkılmaya yüz tutmuş sınır ve esasları, gençliğin asrın idrakine söyletemediği yalnızlığı ve çaresizlikleri, insanlığın kendini tüketen hırs ve arzuları bir çırpıda akla gelen iş alanlarımız olmalı.
Olmalı ama olması içinde önce kendimiz olmalıyız. Kadim medeniyetimizin kök salmış ulu İslam çınarına yaslanıp gölgesinde gölgelenmeliyiz. Ancak o zaman Üstad Mehmet Akif’in “Doğrudan doğruya Kur’an’dan alıp ilhâmı, Asrın idrâkine söyletmeliyiz İslam’ı” dizelerindeki o şuurla hareket ederek kardan aydınlıklara ulaşabiliriz.
Ulu İslam çınarının gölgesinde yetişmiş ilk nesil olan Sahâbe’nin (r.anhum) sevdasını kuşanarak dertli birer mümin olarak asrın idrakine sevda türkülerimizi çığırtmalıyız.
Çığırtmalıyız ki, her yer kardan aydınlık mesafesinde Asr-ı Saadet iklimi ile dolup taşsın.
Çığırtmalıyız ki, toplumun olmazsa olmazı olan Aile devletlerimiz yeniden Hücre-i Saadet iklimi ile dolup taşsın.
Çığırtmalıyız ki, gençlerimiz Ümmetin gençliği olarak istikbale dair umutlarımızı besleyen tükenmez bir havuz gibi dolup taşsın.
Çığırtmalıyız ki, insanlığın felaketi şu asırda neşvünema baharların ufuklarda belirmesiyle insanlığın nazarları hakikat deryaları ile dolup taşsın.
Evet, sizlere beklediğimiz kardan aydınlıkların gelmesi için bekleşmeyi değil çığırtmacılık yapmayı salık veriyorum.
Sizlere, evinizin önünden başlayarak sokağı, caddeyi, mahalleyi, şehri, memleketi hatta Dünya’yı saracak beyazlıkların habercileri, muştuları olmanızı salık veriyorum.
Sizlere, Aile devletlerinizi bembeyaz şahlandırarak başka Aile devletlerin şaha kalkmasına vesile olmanızı salık veriyorum.
Sizlere, helecanını, ümitlerini yitirmiş gençliğe soluk olacak, onları küheylanlar gibi koşturacak birer atlı olmalarını temin edecek işlere kendinizi salmanızı salık veriyorum.
Sizlere, insanlığın beklediği çıkış yollarında bekleyen rehberler, isâr ruhlu yiğitler olmayı, oldurmayı salık veriyorum.
Sizlere salık verdiğim tüm hususları ve daha fazlasını bedbaht nefsime emrederek, haydi hep birlikte vira bismillah deyip akıbetlerimizi cennet gibi, cemalullah gibi muazzam nimetlerle kardan aydınlıklara devşirmenin yollarına sizleri davet ediyorum.
Davet bizden, iştirak sizden, tevfik Allah’u Azimüşşan’dandır.
Ailecek sağlıcakla, ruhumuzu saran kardan aydınlıklarla kalın…
huseyinalitamer@gmail.com
























