ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırılarının temelinde yatan asıl sebep Hürmüz Boğazı'dır. Dünyada tüketilen petrolün beşte biri ve sıvılaştırılmış doğal gazın büyük bir bölümü bu boğazdan geçmektedir. Hal böyle olunca, bu boğazın kontrolünü elinde tutan güç, dünya ekonomilerinin musluğunu da elinde tutuyor demektir. ABD ve İsrail, böyle büyük bir gücün İran'ın elinde olmasından rahatsız oldukları için bu gücün kendi ellerine geçmesi amacıyla İran'ın rejimini ve nükleer programını bahane ederek bu ülkeye yönelik operasyonlar ve baskılar yürütmektedirler.
ABD için bu hamleler sadece müttefiki olan İsrail'i koruma amaçlı olmayıp, küresel kapitalizmin ağı olan serbest ticareti kendi kurallarıyla kontrol etme isteğidir. Örneğin; ABD'nin kendisine rakip olabilecek Çin gibi güçlü bir ekonominin petrol ihtiyacının büyük bir kısmını bu boğazdan temin etmesi, kuşkusuz Washington'ın işine gelmemektedir. Öte yandan, bu stratejik gücü elinde tutan İran'ın Rusya gibi bir devletle olan yakın ilişkileri de aynı ölçüde ABD'nin çıkarlarıyla ters düşmektedir; bu ve buna benzer jeopolitik örnekleri çoğaltmaktır mümkündür.
Ancak ABD ve İsrail'in ortaklaşa yürüttüğü bu gerilim stratejisi ve olası saldırılar, çok büyük riskleri de beraberinde getirmektedir. Hürmüz Boğazı'nda çatışmaların patlak vermesi durumunda, boğazdan geçen ticari gemilerin ve tankerlerin güvenliği tamamen ortadan kalkar. Bu durum ise ani ve devasa bir küresel enerji krizini tetikler. Tamamen küreselleşmiş, yani ticari ve ekonomik olarak birbirine göbekten bağlanmış olan günümüz dünyasında, bu kriz istisnasız her ülkeyi ve herkesi derinden etkileyecektir.
fahrettinsahin022@gmail.com























