Sen, Sigara dumanı ile karışmış kolonya kokusuydun
Sanat müziğinin nağmeleriydin,
Yan odadaki radyodan bizi uyandıran
Soğuk suya konulmuş bir salkım üzümdün
İçtiğimiz acı bir kahvenin tadıydın damağımızda
Babamın bize bıraktığı gül bahçesinin dikeniydin
Şehrin cafcaflı ışıkları…
Başka dünyalara açılan kapımızdın
Bir akşam üstü idi.
Durduk durasıya cam bardakları kırıldı.
Güvercinler uçtu, pervazları baykuşlar aldı
Frekansları karıştı radyonun
Kulağımıza beli belirsiz sesler çarptı
Bülbüller ayrıldı.
Bahçemizde güller dikensiz açtı.
İçtiğimiz baldan şerbetler,
Damağımızda zehir acısı tatlar bıraktı.
Durduk durasıya ipi koptu tesbihimin.
Etrafa kehribar taneleri saçıldı
Terk etti kovanı arılar
Meşeliği örümcek ağları sardı
Sigara dumanı ile karışmış kolonya kokusu,
Bir akşamüstü,
Burnumuzun direğini sızlattı.
Bir akşam üstü,
“Boş ver!” dercesine bir tebessüm belirdi.
Ardından ağırdan kalkan bir el sallandı.
Film bitti.
Başka dünyalara açılan kapılarımız kapandı.
Aklım, soğuk suya konulmuş bir salkım üzümde kaldı.
fahrettinsahin022@gmail.com
























