1930 yılında başlayan ve günümüze kadar uzanan Dünya Kupası turnuvasının ilk başlardaki temel amacı; dünya genelindeki insanları ve ulusları futbol aracılığıyla barışçıl bir rekabet çatısı altında bir araya getirmek, kıtalararası futbol heyecanını tüm dünyaya yaşatmaktı. Şimdilerde ise futbol turnuvaları, tamamen kapitalist bir zihniyete bürünmeye başladı. Bunun en somut örneğini, bu yıl düzenlenen Dünya Kupası turnuvasındaki üçer dakikalık su molalarında görebiliyoruz.
İlk bakışta bu molaların, Amerika’nın bunaltıcı sıcağında futbolcuların sağlığını korumak amacıyla verilmiş insani bir karar olduğu düşünülebilir. Oysaki bu üç dakikalık aralar, aslında yayıncı kuruluşların reklam aralarıyla kasalarını doldurmaları için tasarlanmış stratejik bir plandan ibarettir. Bu durum, turnuvanın o eski birleştirici ruhunun terk edilerek, artık kapitalist zihniyetlerin ticari bir arenasına dönüştürüldüğünün en net göstergesidir.
Futbol müsabakalarını yakından takip eden her futbolsever bilir ki, oyun esnasında yapılan bir faul duraklamasında veya sakatlık anında futbolcular zaten kendi teknik ekipleri aracılığıyla su ihtiyaçlarını kolayca giderebiliyorlardı. Maçın herhangi bir zaman diliminde susayan bir oyuncu, oyun durduğunda kenardan bir şekilde suyunu alıp içebiliyordu. Dolayısıyla oyunun doğal akışını baltalayan bu yapay molalar, kapitalistlerin reklam gelirlerini artırmaktan başka hiçbir işe yaramamaktadır. Üstelik bu durum sadece masa başındakileri zengin etmekle kalmıyor; ekran başındaki ve tribündeki gerçek futbolseverlerin heyecanını bölerek, futbolun o kendine has seyir zevkini de ciddi şekilde baltalıyor.
fahrettinsahin022@gmail.com























