Toplumların kendilerini mutlu hissettikleri, sevinçlerini birlikte paylaşıp dayanışmayı güçlendirdikleri özel zaman dilimlerine bayram diyoruz.
Bayramlar; huzurun, sevincin ve kardeşliğin paylaşıldığı anlamlı günlerdir. Dini bayramların yanı sıra milli ve mevsimsel bayramlar da insanların ortak mutluluğunu ifade eden önemli zamanlardır.
Bu günlerde insanlar en güzel kıyafetlerini giyer, evlerini temizler, aile büyüklerini ziyaret eder ve eş, dost, akraba buluşmaları gerçekleştirir. Birlik, beraberlik ve dayanışma içinde geçirilen bu özel günler, toplumların kaynaşmasına önemli katkılar sağlar.
Dini bayramlarda küçükler büyüklerini ziyaret eder, onlara saygı ve hürmet gösterir. Özellikle Kurban Bayramı’nda et tüketme imkânı bulamayanlar gözetilir, kesilen kurbanların eti ihtiyaç sahipleriyle paylaşılır.
Milli bayramlar ise toplumların tarih boyunca elde ettikleri zaferleri ve kazanımları kutladıkları günlerdir. Bu günlerde yapılan törenler ve etkinlikler, geçmişte kazanılan başarıların simgesi niteliğindedir.
Mevsimsel bayramlarda ise eğlenceler düzenlenir, oyunlar oynanır ve insanlar doğanın sunduğu güzellikleri birlikte kutlar.
Bütün bayramların ortak amacı; insanların mutlu olması, huzur bulması ve sevinçlerini paylaşmasıdır. Aynı zamanda bu günlerde dayanışma duygusu güçlenir, küslüklerin ve kırgınlıkların sona erdirilmesi için önemli adımlar atılır.
Bayramları gerçek anlamıyla yaşayabilmek için birbirimize daha fazla hoşgörü göstermeli, affedici olmalı ve gönülleri birleştirmeliyiz. Siz de bayram vesilesiyle dargınları barıştırmaya gayret edin.
Çünkü barış, toplumun mutluluğunu ve huzurunu artıran en büyük değerlerden biridir. Dünya barışı ise bütün insanların daha güvenli, daha huzurlu ve daha mutlu yaşamasının temelidir.
Acı
Acı,
biber acısı gibi
kıvrandırıyor.
Başım uğulduyor,
kafam zonkluyor.
Gözlerim
sabit bir noktada.
Elim
boş durmuyor;
dilimin
tekrarını yazıyor.
Aşk,
divanece
bir o tarafa,
bir bu tarafa
ayaklarıma,
bedenime
yön veriyor.
Doğu ve batı,
kuzey ile güney
yetersiz bana.
Dağlar ve ırmaklar
çare değil.
Acı,
kor ateş misali
değdiği yeri yakıyor.
Aşk ateşi ise
beni benden
alıp götürüyor.
Hangi çağda,
hangi asırda,
asrın hangi yılındayım?
İçinde miyim,
semalarda mıyım?
Ruhum
bedenimi istemiyor;
zıtlaşmışlar
artı ile eksi
kutuplar misali.
Durulmak;
su misali,
havanın mavisi,
yeşilin hakisi
sensin.
Acı da,
gözyaşı da,
ilaç da sensin;
zehir de sen.
Bir parmak bal çal,
hayat ver.
Ruh bedene dönsün,
ben de sana.
Yaşar Hamurcu
5 Ekim 2006 – Adıyaman
Not: Ramazan Bayramınızı en içten duygularımla kutlar, sağlık, huzur ve mutluluk içinde geçmesini, hayırlara vesile olmasını dilerim.
yasarhamurcu@hotmail.com

























