İnsanoğlu! Doğar, büyür ve gelişir. Daha sonrası mı?
Varın, siz düşünün…
Emeklemeden yürümeyi öğrenemeyeceğimize göre, yürüyerek de çok yol kat edeceğimizi bilmeliyiz.
Yürüyen insanoğlu! Yürürken karşılaştığı zorlukların farkına vardı.
Bu farkına varmalar, onda çok soru işaretleri oluşturdu. Oluşan soru işaretleri, oluştukça da çok yoruldu. Yorulunca mı? İnsan olduğunu anladı.
Yaklaşık en az üç yıldır. Uyuyamıyordum Çünkü; Çalışmıyordum…
Çalışan toplumlar hep ileriye gitti. Tembeller, hep çalışanların arkasında kaldı.
Geride kalanlar, hedeflerine hep uzak kaldılar. Açlık çoğalınca, işler hep ters gitmeye başladı ve ölüm başladı. Ölümü? İnsanoğlunun en sevmediğidir.
Düşünen varlık olduğunu bilen insan,! Ölümün de hak olduğunu bilmeliydi. Bilmeyenler mi?
Çook yoruldular.
Yoruldukça, yorulan İnsanoğlunda sahiplenme başlar. Bu sahiplenme ile birlikte başka düşünceler başlar ki; Bu düşünceler iyi de, kötü de.
Var olan dünya paylaşmak içindir. Paylaşınca, birliktelik olur. Birliktelik dünyayı tozpembe gösterirse, yanlışlar oluşur, oluşan bu renklerin içinde siyahta vardır. Siyah karanlıktır. Karanlık mı? Yaşanmamışlıktır.
Dünyamız aç insanlarla dolu olduğu gibi, dünyayı karanlık görenler de vardır. Karanlığı aydınlatan ışıktır.
Işığı yükseklerde tutmak! Aydınlığı sağlar. Güneşin doğmadığı gün, karanlık hep olacaktır.
İnsanoğlu! Aydınlığı düşünmediğinde karanlık hesaplar peşinde koşmaya başladı. Bu başlangıç çok kötü sonuçlar oluşturdu.
Oluşan ne miydi? Savaş.
Savaş, her ne kadar olumsuz bir kelime de olsa, rekabettir.
Rekabeti hep bana dersek, savaş oluşur. Savaş ölüm demektir. Ölüm mü? Hepimizin sevmediğidir. Fakat; Dünyanın ilk savaşını Kabil, küçük kardeşi Habil’le başlattı.
Savaşı başlatan nefisti? Nefis mi?
Ölüm ve savaş demekti.
Günün Sözü
Sürücü, önce işaretini ver. Sonra, Telefonla! Konuş.
1 Nisan 20 Saat 04.10 Adıyaman
