Adıyaman Haber
HV
06 TEMMUZ Pazartesi 21:19

Emekliler: İstatistiklerde "Var", Hayatta "Kayıt Dışı"

Celil Kocataş
Celil Kocataş
Giriş Tarihi : 05-07-2026 20:08

 

Yıllarca bu ülkenin çarklarını döndürdüler, alın teri döktüler, sigorta primlerini kuruşu kuruşuna yatırdılar. Bugün ise "sosyal devlet" şemsiyesi altında huzurlu bir bahar beklerken, kendilerini büyük bir "kayıt dışı" hayatın içinde buldular.
Evet, yanlış okumadınız. Emeklilerimiz artık sadece maaşlarıyla değil, hayatın kendisinden koparılarak kayıt dışına itiliyor.
Açlık sınırı 35.759 TL iken 23.500 TL’ye mahkûm edilen bir emekli için mesele sadece "ay sonunu getirmek" değildir. Mesele, toplumsal yaşamın dışına itilmektir. Etiketlerden korktuğu için pazara gidemeyen, sosyal aktiviteyi "lüks" gördüğü için evine kapanan, torununa harçlık veremediği için bayramları unutan bir nesil, sistemin görünmez duvarları arkasına hapsediliyor.
İşte bu, sessiz bir "sosyal kayıt dışılık"tır. İstatistiklerde varlar, oy pusulalarında varlar, ancak yaşam kalitesi söz konusu olduğunda sistemin "yok" saydığı bir topluluğa dönüşüyorlar.
Bir emeklinin artık tiyatroya, sinemaya, hatta bir çay bahçesinde dostlarıyla sohbet etmeye bütçe ayıramaması;
Sağlık harcamalarıyla maaşını eczanelere bırakıp, kendi ihtiyaçlarından vazgeçmesi;
"Gelecek ay ne yapacağım?" kaygısının, insanın ruhuna çöken bir ağırlığa dönüşmesi;
Bunların hiçbiri birer "tercih" değildir. Bu, sistemin dayattığı, emekliyi "ev hapsine" mahkûm eden bir ekonomik izolasyondur. Emekli, evinde sessizce beklerken aslında yavaş yavaş toplumsal yaşamdan silinmektedir.
Oysa bir ülkenin büyüklüğü, gökdelenleriyle ya da yapılan yollarla değil; ömrünü çalışarak geçirmiş insanlarına gösterdiği vefayla ölçülür. Emekliyi açlık sınırının altında yaşamaya, yani "kayıt dışı bir hayatı" yaşamaya mecbur eden bir düzen, sosyal devlet anlayışıyla bağdaşmaz. Emekli, sadaka değil; yıllarca ödediği primlerin karşılığını, yani onurlu bir yaşam hakkını istiyor.
Bugün emekliye reva görülen bu "kayıt dışı yaşam", yarın herkesin kapısını çalacak. Çünkü emeklilik bir ayrıcalık değil, çalışan herkesin er ya da geç ulaşacağı ortak gelecektir.
Emekliyi kayıt altına, yani "insanca yaşanabilir bir hayatın" içine dahil etmek; bir lütuf değil, toplumsal bir zorunluluktur.
Sonuç olarak "İnsan karnı doyduğunda düşünmeye, sorgulamaya başlar. Dolayısıyla, mevcut ekonomik düzenin emekliyi ve çalışanı açlığa terk etmesi, aslında toplumun idrak yetisini baskı altında tutma çabasından başka bir şey değildir."

kocatascelil@gmail.com

YORUMLAR
DİĞER YAZILARI Emekliler: İstatistiklerde "Var", Hayatta "Kayıt Dışı" Ekran Karşısında Bir Soru: Reyting Uğruna Toplumsal Denge Zedeleniyor Mu? Evin Kapısı Var, Ama Eşiği Çok Yüksek: Depremzede Anahtara Nasıl Uzansın? Tek Kelime, Irmak Öğretmen Öldü! Taksitli Memleket: Satılan Taşınmazlar, Ertelenen Borçlar ve Kâğıt Üzerindeki Refah Geleceği Baltalamak: Bedava Oksijenden Milyon Dolarlık Yıkıma Köy Yine Karışık; Herkes Bir Üstünlük Kurma Yarışında Sofradaki Truva Atı: Beyaz Ekmek ve Genetiği Değiştirilmiş Geleceğimiz Şimdi ne olacak, haydeee… Sandıktaki İrade, Tezgâhtaki Siyaset: Satılık Halk mı Var? Celladın Alkışçıları: Cambaz Bitti, Sıra Bizde Bir Günlük Bayram, 364 Günlük Sessizlik Ben Neyi Savunuyorum? O Ney La! Büyüklerin Fırtınası, Küçüklerin Tsunamisi Yeni İsimler Er Meydanında Sokağın Sahibi Kim: Korkunun Gölgesinde Yaşamak "Yol Benim" Yanılgısı ve Trafikte Can Pazarı “Geçim Değil, Direnme Mücadelesi: Ay Sonunu Değil, Yarını Düşünemiyoruz” Kazananı Olmayan Bir Sınav Nükleer Terazi Neden Hep Aynı Tarafa Eğiliyor? Beton Duvarlar Arasında Nefes Almak Suç mu? Bir Neslin Bitmeyen Hesabı: 1960–70 Kuşağı Köyde Kazan Kaynıyor Kürsü Sizin, Sokak Bizim! Sıradaki Kim? Kutuplaşmanın Dili Ortadoğu’da Bir Cümlenin Bedeli Mutluluk Bir İlçe Adı Değilse Eğer... Körler Sağırlar Birbirini Ağırlar Ramazan Gelince Hatırlanan Vicdan Bir “Şok” Diğerini Sökerken Köyde Büyük Telaş: Seçim Yaklaşıyor Tesadüf Değil, Operasyon! Küçük Enişte Bayramda, Köy Seçimde 6 Şubat: Bu Ülkenin Aynaya Bakmak İstemediği Gün Makamda Oturanlar ve Sahada Olanlar Adlî Emanet mi, Organize Yağma Düzeni mi? Bir Şehir Dolusu Mağduriyet Yarım Kalan Beton, Tamamlanmayan Sorumluluk 37 Proje, Bir Şehir Dolusu Mağduriyet Bu Ülke Depremden Çok Deprem Şarlatanlarından Çekiyor Adıyaman’da Siyasetin Çamura Saplandığı Yer Yeter Artık, Bi Kalkın 10 Ocak'ta Hatırlananlar Taziye Sofrası: Gelenek mi, Yük mü? Bir Sabah Yürüyüşünden Toplumsal Vicdan Muhasebesine 28 Bin TL ile Hayat mı, Hayatta Kalma Mücadelesi mi? Bir Felaketin Uzayan Gölgesi: Depremin 1000. Günü Kaysı, Sağlık ve Çimento: Bir Bölgenin Vicdan Sınavı Tekstilde Sessiz Göç: Türkiye’den Mısır’a Akan Yatırımlar Alarm Veriyor Pandemi Sonrası Kalp Krizleri: Bilim Konuşmalı, Kurumlar Susmamalı Köyün Bitmeyen Hikayesi: Küçük Eniştenin Sonsuz Fırıldakları Görünenin Ardındaki Gerçekler Siyaset, Sosyal Medyada Değil Sahada Yapılır! Yıkılan Evler Değil, Umutlarımızdı Vatandaş Soruyor Depremler İntiharları Tetikledi Mi? Düğün Magandaları Yine İş Başında! Bir Silah, Bir Mermi, Bir Can…. Balık Çiftlikleri “Barajları Kirletiyor” Diyenler Haksız Mı? Z Kuşağının Evliliğe Bakışı ve Artan Boşanma Oranları Neden Kurban Kesimi Yurt Dışında Daha Ucuz? “Adı Festival” Festival Demeye Bin Şahit Lazım Bir Zamanlar Turan Ülküsü Vardı Yıkılan Tarihi Yeniden İnşa Etmek 6 Şubat Depremlerinin Malatya’da Görünmeyen Yüzü Deprem Felaketinin Malatya’da Yaşam Üzerine Etkileri
Marka Flower Çiçekçi