Adıyaman Haber
HV
16 AĞUSTOS Pazar 01:20

Milyon Euroluk Transferler, Milyarlarca Liralık Borçlar

Celil Kocataş
Celil Kocataş
Giriş Tarihi : 15-08-2026 14:26

 

Tribünde alkışlanan transferlerin hesabını kim ödeyecek?
Futbolu takip edenler bilir. Transfer dönemi geldi mi, artık rakamların sonunu getirmekte zorlanıyoruz.
Bir gün Salah, bir gün Lukaku, başka bir gün Vlahovic…
Milyon eurolar havada uçuşuyor. Bonservisler, maaşlar, imza paraları, primler, menajer ücretleri…
Bir futbolcu geliyor, havaalanında yüzlerce taraftar karşılıyor. Forma giydiriliyor, birkaç fotoğraf çekiliyor. Sosyal medya ayağa kalkıyor.
“Bomba transfer…”
“Yılın transferi…”
“Şampiyonluğun habercisi…”
Herkes mutlu.
Ben de o görüntülere bakıyorum ve ister istemez başka bir şey düşünüyorum:
Peki bu paralar nasıl ödenecek?
İşte kimsenin pek konuşmak istemediği yer burası.
Çünkü transferin kendisi heyecan veriyor, faturası ise pek kimsenin umurunda olmuyor.
Oysa futbol artık yalnızca futbol değil.
Milyarlarca liranın döndüğü büyük bir ekonomi.
Dört büyük kulübün borçlarını düşünün. Üç kulübün toplam borcunun dahi 85 milyar lirayı aşan rakamlara ulaşmasından söz ediyoruz.
Böyle bir ortamda milyonlarca euroluk transferler yapılırken insan sormadan edemiyor:
Bu hesabı kim yapıyor?
Bir futbolcunun bonservisini açıklamak yetiyor mu?
Hayır.
O futbolcunun yıllık maaşı var.
Primleri var.
İmza parası var.
Menajeri var.
Vergisi var.
Bonusları var.
Ödeme takvimi var.
Bunların hepsini üst üste koyduğunuzda, transferin gerçek maliyeti açıklanan bonservis bedelinin çok üzerine çıkabiliyor.
Peki kulübün bu yükü taşıyacak geliri var mı?
Yoksa bugün taraftarı sevindiren transferin faturası yarın kulübün önüne mi konulacak?
Bir de vergi meselesi var
Futbolda nedense transfer konuşulurken vergi kısmı hep arka planda kalıyor.
Oysa devlet açısından bakıldığında işin önemli bir tarafı da burası.
Temmuz ayında gündeme gelen mali denetimlerde Galatasaray, Fenerbahçe ve Beşiktaş'ın vergi borçları ile denetimler sonucunda ortaya çıkan ceza ve yükümlülüklerinin toplamının 1 milyar lirayı aştığı bildirildi.
Şimdi sormak gerekiyor:
Milyon euroluk transfer yapılırken bunun vergi boyutu nedir?
Futbolcunun maaşından ne kadar vergi ödeniyor?
Menajere yapılan ödemelerin vergisi ne kadar?
İmza parası, prim, bonus ve diğer sözleşme kalemlerinin kamuya karşılığı nedir?
Bunlar neden açık ve anlaşılır biçimde kamuoyuna anlatılmasın?
Sonuçta bu kulüpler toplumun yakından takip ettiği, milyonlarca insanın gönül verdiği kurumlar.
Şeffaflık istemek kimseye haksızlık yapmak değildir.
Tam tersine, kulübü korumaktır.
Harcama limitini açıklamak yetmez
Türkiye Futbol Federasyonu'nun kulüplere harcama limitleri koyması elbette önemli.
2026-2027 sezonunun takım harcama limitleri de açıklandı.
Ama benim burada bir itirazım var.
Harcama limitini bilmek yetmez, o paranın nereden geldiğini de bilmek gerekir.
Kulüp bu parayı nereden buluyor?
Sponsor mu karşılıyor?
Yayın gelirinden mi geliyor?
Borç mu alınıyor?
Başkan veya yöneticiler mi kaynak sağlıyor?
Gelecekte kazanılması beklenen para bugünden mi harcanıyor?
Bunların cevabını bilmek taraftarın da hakkı.
Çünkü bugün yapılan yanlış bir hesabın bedelini yarın başka bir yönetim, başka bir başkan ve en sonunda yine kulüp ödeyebilir.
Başkan gider, borç kalır
Bence Türk futbolunun en büyük problemlerinden biri de burada.
Başkanlar geliyor, yönetimler değişiyor.
Bir yönetim transfer yapıyor.
Bir sonraki yönetim o transferlerin taksitlerini ödüyor.
Sonra yeni yönetim geliyor, yeni borçlar yapılıyor.
Bir bakıyorsunuz kulübün borcu dağ gibi büyümüş.
Peki sorumlusu kim?
Kötü transfer yapan mı?
Yanlış sözleşmeye imza atan mı?
Kulübün gelirinden fazla harcayan mı?
Yoksa bütün bunlar “Futbol böyle bir şey” denilerek geçiştirilecek mi?
FIFA'nın Türk kulüplerine transfer yasakları getirdiği örnekleri de ortada.
Ağustos ayının başında Gençlerbirliği, Antalyaspor ve Pendikspor için üçer dönem, Hatayspor için ise kaldırılıncaya kadar transfer yasağı bildirildi.
Demek ki transfer yapmak kadar, o transferin parasını zamanında ödemek de önemli.
Hatta belki daha önemli.
Ben yıldız futbolcuya karşı değilim
Bunu özellikle söylemek isterim.
Salah'ın, Lukaku'nun, Vlahovic'in Türkiye'de futbol oynamasını kim istemez?
Dünya yıldızlarının Türkiye'ye gelmesi Türk futbolunun marka değerini yükseltir.
Taraftar heyecanlanır.
Tribünler dolar.
Lig daha çok izlenir.
Bunların hepsi güzel.
Ama bir futbolcunun ismi ne kadar büyük olursa olsun, kulübün geleceğinden daha büyük değildir.
Bir transfer uğruna kulübün geleceği riske atılmamalıdır.
Çünkü kulüp başkanının parası değildir o para.
Yöneticinin şahsi malı değildir.
O para taraftarın parasıdır.
Kulübün tarihidir.
Kulübün geleceğidir.
Artık sormamız gereken soru değişmeli
Transfer döneminde artık sadece “Kim geldi?” diye bakmayalım.
Biraz da “Bu transferin faturası ne?” diye soralım.
Bonservis ne kadar?
Toplam maaş ne kadar?
Menajere ne ödenecek?
İmza parası ne kadar?
Prim ve bonuslar ne kadar?
Ödeme kaç yılda yapılacak?
Kulübün bunu karşılayacak geliri var mı?
Bence artık asıl mesele budur.
Çünkü bugün sosyal medyada milyonlarca kez paylaşılan transfer videosu birkaç gün sonra unutulur.
Ama imzalanan sözleşme yıllarca kulübün kasasında durur.
Ve bazen bir transferin alkışı birkaç gün sürer…
Borcu yıllarca devam eder.
Futbolun heyecanı elbette güzel.
Golü, galibiyeti, kupası, yıldız futbolcusu…
Bunların hepsi futbolun tadı.
Ama bir de madalyonun öteki yüzü var.
Futbolun hesabı.
İşte o hesabı artık daha fazla konuşmanın zamanı geldi.
Çünkü yarın çok geç olabilir.

kocatascelil@gmail.com

YORUMLAR
DİĞER YAZILARI Bu Ülkede Bir Haftada Neler Yaşandı? Toplum Nereye Gidiyor? Sessiz Bir Çöküşün İçinde miyiz? Yiğit Muhtaç Olmuş Kuru Soğana Soğan 75 Lira: Bu Milleti Ağlatan Kim? Kuru Soğanın Acı Gerçeği: Bu Soğanı Kim Saklıyor? Bir Haftaya Sığan Türkiye, Bir Ömre Yayılan Sorunlar Mehterle Karşılayıp, İzmir Marşı'yla Uğurlayamadık Emekliler: İstatistiklerde "Var", Hayatta "Kayıt Dışı" Ekran Karşısında Bir Soru: Reyting Uğruna Toplumsal Denge Zedeleniyor Mu? Evin Kapısı Var, Ama Eşiği Çok Yüksek: Depremzede Anahtara Nasıl Uzansın? Tek Kelime, Irmak Öğretmen Öldü! Taksitli Memleket: Satılan Taşınmazlar, Ertelenen Borçlar ve Kâğıt Üzerindeki Refah Geleceği Baltalamak: Bedava Oksijenden Milyon Dolarlık Yıkıma Köy Yine Karışık; Herkes Bir Üstünlük Kurma Yarışında Sofradaki Truva Atı: Beyaz Ekmek ve Genetiği Değiştirilmiş Geleceğimiz Şimdi ne olacak, haydeee… Sandıktaki İrade, Tezgâhtaki Siyaset: Satılık Halk mı Var? Celladın Alkışçıları: Cambaz Bitti, Sıra Bizde Bir Günlük Bayram, 364 Günlük Sessizlik Ben Neyi Savunuyorum? O Ney La! Büyüklerin Fırtınası, Küçüklerin Tsunamisi Yeni İsimler Er Meydanında Sokağın Sahibi Kim: Korkunun Gölgesinde Yaşamak "Yol Benim" Yanılgısı ve Trafikte Can Pazarı “Geçim Değil, Direnme Mücadelesi: Ay Sonunu Değil, Yarını Düşünemiyoruz” Kazananı Olmayan Bir Sınav Nükleer Terazi Neden Hep Aynı Tarafa Eğiliyor? Beton Duvarlar Arasında Nefes Almak Suç mu? Bir Neslin Bitmeyen Hesabı: 1960–70 Kuşağı Köyde Kazan Kaynıyor Kürsü Sizin, Sokak Bizim! Sıradaki Kim? Kutuplaşmanın Dili Ortadoğu’da Bir Cümlenin Bedeli Mutluluk Bir İlçe Adı Değilse Eğer... Körler Sağırlar Birbirini Ağırlar Ramazan Gelince Hatırlanan Vicdan Bir “Şok” Diğerini Sökerken Köyde Büyük Telaş: Seçim Yaklaşıyor Tesadüf Değil, Operasyon! Küçük Enişte Bayramda, Köy Seçimde 6 Şubat: Bu Ülkenin Aynaya Bakmak İstemediği Gün Makamda Oturanlar ve Sahada Olanlar Adlî Emanet mi, Organize Yağma Düzeni mi? Bir Şehir Dolusu Mağduriyet Yarım Kalan Beton, Tamamlanmayan Sorumluluk 37 Proje, Bir Şehir Dolusu Mağduriyet Bu Ülke Depremden Çok Deprem Şarlatanlarından Çekiyor Adıyaman’da Siyasetin Çamura Saplandığı Yer Yeter Artık, Bi Kalkın 10 Ocak'ta Hatırlananlar Taziye Sofrası: Gelenek mi, Yük mü? Bir Sabah Yürüyüşünden Toplumsal Vicdan Muhasebesine 28 Bin TL ile Hayat mı, Hayatta Kalma Mücadelesi mi? Bir Felaketin Uzayan Gölgesi: Depremin 1000. Günü Kaysı, Sağlık ve Çimento: Bir Bölgenin Vicdan Sınavı Tekstilde Sessiz Göç: Türkiye’den Mısır’a Akan Yatırımlar Alarm Veriyor Pandemi Sonrası Kalp Krizleri: Bilim Konuşmalı, Kurumlar Susmamalı Köyün Bitmeyen Hikayesi: Küçük Eniştenin Sonsuz Fırıldakları Görünenin Ardındaki Gerçekler Siyaset, Sosyal Medyada Değil Sahada Yapılır! Yıkılan Evler Değil, Umutlarımızdı Vatandaş Soruyor Depremler İntiharları Tetikledi Mi? Düğün Magandaları Yine İş Başında! Bir Silah, Bir Mermi, Bir Can…. Balık Çiftlikleri “Barajları Kirletiyor” Diyenler Haksız Mı? Z Kuşağının Evliliğe Bakışı ve Artan Boşanma Oranları Neden Kurban Kesimi Yurt Dışında Daha Ucuz? “Adı Festival” Festival Demeye Bin Şahit Lazım Bir Zamanlar Turan Ülküsü Vardı Yıkılan Tarihi Yeniden İnşa Etmek 6 Şubat Depremlerinin Malatya’da Görünmeyen Yüzü Deprem Felaketinin Malatya’da Yaşam Üzerine Etkileri
Marka Flower Çiçekçi