Adıyaman Haber
HV
14 MAYIS Perşembe 15:11

Ben Neyi Savunuyorum?

Celil Kocataş
Celil Kocataş
Giriş Tarihi : 26-04-2026 15:15

 

Ben susmamayı savunuyorum. Bazıları yazmayı bir meslek sanır. Oysa bazıları için yazmak, susmamaktır. Çünkü bu ülkede susan çoktur, konuşan az; konuşan vardır ama gerçeği söyleyen neredeyse yoktur. İşte ben tam da o boşlukta duruyorum. Ne alkış için yazıyorum ne de bir yerlere yaranmak için. Ben, gördüğümü yazıyorum. Rahatsız olan varsa, mesele yazdıklarım gerçeklerdir.
Ben adaleti savunuyorum.
Ama mahkeme salonlarında dağıtılan, dosyalara sıkışmış bir adaleti değil… Sokakta eksilen, pazarda kaybolan, sofrada küçülen adaleti. Çünkü bu ülkede adalet artık sadece bir kelime; içi boşaltılmış, anlamı törpülenmiş bir kavram haline getirildi. Büyükler büyürken küçüklerin ezilmesine “düzen” diyenlere karşıyım ben. Çünkü biliyorum: Bir yerde denge bozulduysa, orada adalet yoktur.
Ben küçük insanı savunuyorum.
Adı manşetlere çıkmayanı, sesi ekranlara yansımayanı… Esnafı, işçiyi, dar gelirliyi. Sabah kepenk açarken borcunu düşüneni, akşam eve dönerken çocuğuna ne götüreceğini hesaplayanı. Çünkü bu ülkede herkes büyük laflar ediyor ama kimse küçük insanların hayatına bakmıyor. Oysa gerçek orada. Hayat orada. Çöküş de, direniş de orada.
Ben gerçeği savunuyorum.
Algıların, manşetlerin, cilalanmış cümlelerin değil… Çıplak, rahatsız edici, bazen sert ama gerçek olanın yanındayım. Çünkü artık yalan, süslenerek doğru gibi anlatılıyor. Medya dediğimiz şey, çoğu zaman gerçeği anlatmıyor; gerçeğin nasıl algılanması gerektiğini öğretiyor. Çünkü doğru bilgi, sadece bilgi değildir; bir sorumluluktur.
Ben vicdanı savunuyorum.
Rakamlarla büyüyen ama insanla küçülen bir ekonomiye karşıyım. Kağıt üzerinde her şey yolundayken, sokakta hiçbir şeyin yolunda olmamasına itiraz ediyorum. Çünkü ekonomi grafiklerden ibaret değildir. Ekonomi, bir annenin pazardan eli boş dönmesidir bazen. Bir babanın çocuğunun gözünün içine bakamamasıdır. İşte o yüzden diyorum ki: Ekonomi insan içindir, istatistik için değil.
Ben sorumlu medyayı savunuyorum.
Çünkü medya sadece haber vermez, yön verir. Ama bugün baktığımızda, yön vermek yerine yönlendiren, bilgilendirmek yerine kışkırtan bir anlayışla karşı karşıyayız. Suçu anlatırken öğreten, felaketi verirken büyüten bir dil… Buna karşıyım. Çünkü her yazılan, her gösterilen bir iz bırakır. Ve o iz bazen bir başka hatanın başlangıcı olur.
Ve en önemlisi…
Ben susmamayı savunuyorum.
Çünkü bu ülkede en tehlikeli şey yanlışlar değil, o yanlışlara alışmaktır. İnsan her şeye alışır derler ya… İşte ben o alışkanlığa karşı yazıyorum. Haksızlığa alışmayalım diye, yoksulluğu normal sanmayalım diye, gerçeğin üzeri örtülmesin diye…
Benim derdim büyük laflar etmek değil.
Benim derdim, küçük insanların büyük derdini anlatmak.
Eğer bir gün bu yazılar birilerini rahatsız ediyorsa, bilin ki doğru yere dokunmuştur. Çünkü gerçek, her zaman biraz rahatsız eder.

kocatascelil@gmail.com

YORUMLAR
DİĞER YAZILARI Şimdi ne olacak, haydeee… Sandıktaki İrade, Tezgâhtaki Siyaset: Satılık Halk mı Var? Celladın Alkışçıları: Cambaz Bitti, Sıra Bizde Bir Günlük Bayram, 364 Günlük Sessizlik O Ney La! Büyüklerin Fırtınası, Küçüklerin Tsunamisi Yeni İsimler Er Meydanında Sokağın Sahibi Kim: Korkunun Gölgesinde Yaşamak "Yol Benim" Yanılgısı ve Trafikte Can Pazarı “Geçim Değil, Direnme Mücadelesi: Ay Sonunu Değil, Yarını Düşünemiyoruz” Kazananı Olmayan Bir Sınav Nükleer Terazi Neden Hep Aynı Tarafa Eğiliyor? Beton Duvarlar Arasında Nefes Almak Suç mu? Bir Neslin Bitmeyen Hesabı: 1960–70 Kuşağı Köyde Kazan Kaynıyor Kürsü Sizin, Sokak Bizim! Sıradaki Kim? Kutuplaşmanın Dili Ortadoğu’da Bir Cümlenin Bedeli Mutluluk Bir İlçe Adı Değilse Eğer... Körler Sağırlar Birbirini Ağırlar Ramazan Gelince Hatırlanan Vicdan Bir “Şok” Diğerini Sökerken Köyde Büyük Telaş: Seçim Yaklaşıyor Tesadüf Değil, Operasyon! Küçük Enişte Bayramda, Köy Seçimde 6 Şubat: Bu Ülkenin Aynaya Bakmak İstemediği Gün Makamda Oturanlar ve Sahada Olanlar Adlî Emanet mi, Organize Yağma Düzeni mi? Bir Şehir Dolusu Mağduriyet Yarım Kalan Beton, Tamamlanmayan Sorumluluk 37 Proje, Bir Şehir Dolusu Mağduriyet Bu Ülke Depremden Çok Deprem Şarlatanlarından Çekiyor Adıyaman’da Siyasetin Çamura Saplandığı Yer Yeter Artık, Bi Kalkın 10 Ocak'ta Hatırlananlar Taziye Sofrası: Gelenek mi, Yük mü? Bir Sabah Yürüyüşünden Toplumsal Vicdan Muhasebesine 28 Bin TL ile Hayat mı, Hayatta Kalma Mücadelesi mi? Bir Felaketin Uzayan Gölgesi: Depremin 1000. Günü Kaysı, Sağlık ve Çimento: Bir Bölgenin Vicdan Sınavı Tekstilde Sessiz Göç: Türkiye’den Mısır’a Akan Yatırımlar Alarm Veriyor Pandemi Sonrası Kalp Krizleri: Bilim Konuşmalı, Kurumlar Susmamalı Köyün Bitmeyen Hikayesi: Küçük Eniştenin Sonsuz Fırıldakları Görünenin Ardındaki Gerçekler Siyaset, Sosyal Medyada Değil Sahada Yapılır! Yıkılan Evler Değil, Umutlarımızdı Vatandaş Soruyor Depremler İntiharları Tetikledi Mi? Düğün Magandaları Yine İş Başında! Bir Silah, Bir Mermi, Bir Can…. Balık Çiftlikleri “Barajları Kirletiyor” Diyenler Haksız Mı? Z Kuşağının Evliliğe Bakışı ve Artan Boşanma Oranları Neden Kurban Kesimi Yurt Dışında Daha Ucuz? “Adı Festival” Festival Demeye Bin Şahit Lazım Bir Zamanlar Turan Ülküsü Vardı Yıkılan Tarihi Yeniden İnşa Etmek 6 Şubat Depremlerinin Malatya’da Görünmeyen Yüzü Deprem Felaketinin Malatya’da Yaşam Üzerine Etkileri
Marka Flower Çiçekçi