Hz. Muhammed (sav), hicretin sekizinci yılında, Rebiülevvel ayında, içlerinde Ka'b b. Umeyr el-Gıfârî’nin de bulunduğu on beş kişilik bir heyeti, Belkâ’ya bir gecelik mesafede yer alan Zâtü Atlah bölgesine halkı İslâm’a davet etmek amacıyla göndermişti.
Ancak tebliğ faaliyeti için giden sahabiler saldırıya uğramış, ok yağmuruna tutularak şehit edilmişlerdir. Yalnızca yaralı olarak kurtulan Ka'b b. Umeyr Medine’ye dönebilmiştir. Bu olay Hz. Muhammed’i derinden üzmüş; bunun üzerine bölge halkına karşı bir ordu göndermeyi düşünmüştür.
Şehit edilen Hâris b. Umeyr ile Zâtü Atlah’ta öldürülen Müslümanların maruz kaldığı bu hukuk ihlâline karşılık vermek üzere Hz. Muhammed üç bin kişilik bir ordu hazırlamış ve komutanlığa Zeyd b. Hârise’yi tayin etmiştir.
Hz. Peygamber’in, İslâm ordusunu Mûte’ye gönderirken Seniyyetü’l-Vedâ’ya kadar uğurladı. Müslümanlara, bölge halkını İslâm’a davet etmelerini; kabul ettikleri takdirde onlarla savaşmamalarını, aksi hâlde ise Allah’a sığınıp savaşmalarını emretti.
Ayrıca, sözlerinde durmalarını ve aşırıya gitmemelerini öğütledi. Çocukları, kadınları, yaşlıları ve manastırlara çekilmiş kimseleri öldürmemelerini; hurmalıklara zarar vermemelerini, ağaçları kesmemelerini ve binaları yakmamalarını özellikle tembih etti.
çocukların (ve genel olarak sivillerin) korunmasına dair verdiği talimat son derece önemlidir. Bu talimat, her şeyden önce çocukların öldürüldüğü bir cahiliye ortamının ardından, çocuk haklarının en başında yer alan can güvenliğini teminat altına almaktadır.
Bunun yanı sıra, ordunun ehl-i kitabın yaşadığı bölgelere gönderilmesi sırasında bu uyarının yapılması da ayrıca dikkat çekicidir. Bu durum açıkça göstermektedir ki, onun nazarında ırk ve din farkı gözetilmeksizin tüm çocukların can güvenliği korunmalıdır.
Oysa 2000 yılından bu yana dünyamızda yaşanan savaşlar nedeniyle milyonlarca çocuk hayatını kaybetmiş, milyonlarca çocuk ise yaralanmış ya da ciddi şekilde sakatlanmıştır.
Kahramanmaraştaki okul saldırısında hayatını kaybeden bir çocuğa, babasının kimliği üzerinden yapılan muamele de Hz. Muhammed aleyhisselamın evrensel mesajının anlaşılmadığını, yaşanmadığını; aksine ideolojik kafatasçılığın da çok yaygın olduğunu göstermketedir. Oysa o bir çocuktu, çocuk....
Not: Bilgiler Prof. Dr. İbrahim Sarıçam'ın Hz. Muhammed'in Evrensel Mesajı adlı kitabından alınmıştır.
