Adıyaman Haber
HV
14 MAYIS Perşembe 15:11

O Ney La!

Celil Kocataş
Celil Kocataş
Giriş Tarihi : 24-04-2026 10:26

 

Bizim köylerde seçim zamanı geldi mi; öyle sandık kurulup oy at sıradan bir iş olmaz, resmen ortalık toz duman olur. Herkesin gözü döner, aklı karışır, dost düşmanların arasına girer. Dün selamı sabahı kesmiş adamlar, bugün kola gezmeye başlar; işte yine öyle bir dönemden geçiyoruz. Hatta öyle ki insana bakın, "Bu bir muhtarlık seçimi mi yoksa memleketin kaderi mi atanacak?" diye sormaktan sorumludurlar.

Daha dünyaya kadar uzanan kan kusturan, aynı kahvede oturmayan, selamı bile esirgeyen dört muhtar adayı; işler sarpa sarıp öğrencileri sahaya inince anidenbire “Birlik kapsamı, beraber hareket edelim” demeye başlıyor. Bak sen şu meseleyi cilvesine… Demek ki koltuk sallanınca düşmanlık da unutuluyormuş, eski defterler de kapanıyormuş. Ama köylü de saf değil; herkes görüyor ki bu birlik dedikleri dostluktan değil, korkudan doğuyor. Başka köyden gelen hesapçı, “Bende varım!” deyip gezmelerine hız verdi. Sabah akşam gezip duruyormuş. Bu köyde bunun farklı bir tabiri var da...

Bu sefer pabuç gerçekten pahalı. Çünkü genç adaylar, öyle eskiler gibi sadece kahvede kayıtlarda ahkam kesmiyor; kapı kapı geziyor, el sıkıyor, dert dinliyor, bir de üstünde samimi duruyorlar. İşte bu samimiyet var ya, eski kurtların bütün oyunlarını bozuyor. O yüzden esbabçı, kim nerede hata yapıyor diye delik arıyormuş. Yani hizmet yarışı değil; Bilindiği açık yakalama yarışı.

Köylü de ayrı bir alem… Ortalık bu kadar karışınca bir kısmı hemen eski muhtar olmuş görünüyor: “Ah o olsaydı da düzen bozulmasaydı…” diye. Ama eski muhtarın hedefini büyütmüş, “Ben artık ilçeye oynuyorum” diyormuş. Yani ortada bir düzenli var ve o düzenli öyle sıradan bir düzenli değil; içine girilebilen, çıkabilen de kendini lider zanneder.

Hal böyle olduğunda köyde yaşayanlar gelmiş, yıllar boyu süren da… Bayramdan bayrama görünenler, yurt dışından gelenler, hatta yolu bir kere düşmüş olanlar bile “Ben de adayım” demeye başlamıştı. Sayı böyle değişir ki insan saymayı bırakıyor bir yerden sonra. Herkesin içinde bir gülümsüyor ama gülüyor öyle içten falan değil; bildiğin “seçimlik” gülüşüyor… Sorsan köy için yanıp sönüyorlar ama Kahtalı Mıçı'nın ünlü sözüyle: “O ney la!”

Bir de genç günde var ki, şeyin rengi değişmiş durumda. Boş görüşme yerine çalışmaya başladı, aşiret olarak değiştirebilecekti, mahallesini toparlamış; yani laf değil, güç biriktiriyor. İşte bu durum karşı köyü de karıştırılmış. Orada da işler iyice çığırından çıkmış; aday sayısı elliyi geçmiş, kim kiminle, kim kime karşı belli değil. Tam bir kesmeş… Hani derler ya “Lastikler karıştı” diye, aynen öyle.

Ankara'dan gelen genç aday da nabzı yok etmiş, köylünün değişim isteğini görmüş, memnun mesut geri dönmüş. Ama eski kurtlar şu anda sahada... Sanki hiçbir şey değişmemiş gibi, eski numaralarla bu işi yapılacaklarını sanıyorlar. Oysa köylü artık eskisi gibi değil; kimin ne olduğunu, kimin ne zaman ortaya çıktığını çok iyi biliyor.

Ortada öyle bir tablo var ki; Yıldırım gibi çalışan var, ağırdan alıp nabza göre konuşan var, herkesin eli sıkıp gönülden kazanmaya çalışan var, sessiz sessiz ilerleyen var… Emlakçısından avukatına, esnafından bürokratına kadar herkes bu işin içinde. Hatta gurbetçiler bile “Bir muhtarlık da ben alayım” derdine düştü.

Ama işin en kirli tarafı da şu: Ortada dolaşan o seçim alımları… “Ben şunu tanırım, bunu bağlarım,” diye adayların çevresinde dolanıp kendi cebini doldurmaya çalışanlar… Bunlar her seçimin değişmeyen yüzü. Emek vermezler ama en çok onlar kazanmak ister.

Şimdi iki köyde hava gergin. Gruplaşmalar başlamış, dedikodular yürümüş, herkes bir noktada yamanma derdinde. Ama unutulan bir şey var: Bu köylü sandık başına geldi mi öyle kolay kandırılmaz. O çok güvendikleri eski kurtlukları da o yeni yetme hevesleri de bir anda boşalabilir.

Velhasıl; bu seçim öyle sıradan bir seçim değil; kimin gerçekten hizmet için geldiği, kimin sadece koltuğun peşinde koştuğunu bir imtihan. Ve görünen o ki bu seferi kazanan sadece oy alan değil, köylünün güvenini gerçekten kazanabilen ola

kocatascelil@gmail.com

YORUMLAR
DİĞER YAZILARI Şimdi ne olacak, haydeee… Sandıktaki İrade, Tezgâhtaki Siyaset: Satılık Halk mı Var? Celladın Alkışçıları: Cambaz Bitti, Sıra Bizde Bir Günlük Bayram, 364 Günlük Sessizlik Ben Neyi Savunuyorum? Büyüklerin Fırtınası, Küçüklerin Tsunamisi Yeni İsimler Er Meydanında Sokağın Sahibi Kim: Korkunun Gölgesinde Yaşamak "Yol Benim" Yanılgısı ve Trafikte Can Pazarı “Geçim Değil, Direnme Mücadelesi: Ay Sonunu Değil, Yarını Düşünemiyoruz” Kazananı Olmayan Bir Sınav Nükleer Terazi Neden Hep Aynı Tarafa Eğiliyor? Beton Duvarlar Arasında Nefes Almak Suç mu? Bir Neslin Bitmeyen Hesabı: 1960–70 Kuşağı Köyde Kazan Kaynıyor Kürsü Sizin, Sokak Bizim! Sıradaki Kim? Kutuplaşmanın Dili Ortadoğu’da Bir Cümlenin Bedeli Mutluluk Bir İlçe Adı Değilse Eğer... Körler Sağırlar Birbirini Ağırlar Ramazan Gelince Hatırlanan Vicdan Bir “Şok” Diğerini Sökerken Köyde Büyük Telaş: Seçim Yaklaşıyor Tesadüf Değil, Operasyon! Küçük Enişte Bayramda, Köy Seçimde 6 Şubat: Bu Ülkenin Aynaya Bakmak İstemediği Gün Makamda Oturanlar ve Sahada Olanlar Adlî Emanet mi, Organize Yağma Düzeni mi? Bir Şehir Dolusu Mağduriyet Yarım Kalan Beton, Tamamlanmayan Sorumluluk 37 Proje, Bir Şehir Dolusu Mağduriyet Bu Ülke Depremden Çok Deprem Şarlatanlarından Çekiyor Adıyaman’da Siyasetin Çamura Saplandığı Yer Yeter Artık, Bi Kalkın 10 Ocak'ta Hatırlananlar Taziye Sofrası: Gelenek mi, Yük mü? Bir Sabah Yürüyüşünden Toplumsal Vicdan Muhasebesine 28 Bin TL ile Hayat mı, Hayatta Kalma Mücadelesi mi? Bir Felaketin Uzayan Gölgesi: Depremin 1000. Günü Kaysı, Sağlık ve Çimento: Bir Bölgenin Vicdan Sınavı Tekstilde Sessiz Göç: Türkiye’den Mısır’a Akan Yatırımlar Alarm Veriyor Pandemi Sonrası Kalp Krizleri: Bilim Konuşmalı, Kurumlar Susmamalı Köyün Bitmeyen Hikayesi: Küçük Eniştenin Sonsuz Fırıldakları Görünenin Ardındaki Gerçekler Siyaset, Sosyal Medyada Değil Sahada Yapılır! Yıkılan Evler Değil, Umutlarımızdı Vatandaş Soruyor Depremler İntiharları Tetikledi Mi? Düğün Magandaları Yine İş Başında! Bir Silah, Bir Mermi, Bir Can…. Balık Çiftlikleri “Barajları Kirletiyor” Diyenler Haksız Mı? Z Kuşağının Evliliğe Bakışı ve Artan Boşanma Oranları Neden Kurban Kesimi Yurt Dışında Daha Ucuz? “Adı Festival” Festival Demeye Bin Şahit Lazım Bir Zamanlar Turan Ülküsü Vardı Yıkılan Tarihi Yeniden İnşa Etmek 6 Şubat Depremlerinin Malatya’da Görünmeyen Yüzü Deprem Felaketinin Malatya’da Yaşam Üzerine Etkileri
Marka Flower Çiçekçi