Adıyaman Haber
HV
04 EKİM Pazar 01:05

Artık Acılara da Alışıyoruz: Toplum Sessizce Çürüyor

Celil Kocataş
Celil Kocataş
Giriş Tarihi : 03-10-2026 07:42

 

Artık bazı acılar karşısında ne yazık ki şaşırmıyoruz.
Bir intihar haberi geliyor, “acı olay” denilip geçiliyor. Bir cinayet haberi düşüyor ekranlara, birkaç saat konuşuluyor, sonra başka bir haberin gölgesinde unutuluyor. Şiddet, uyuşturucu, trafik kazaları, okul çevresindeki olaylar derken toplum olarak sanki bütün bunları hayatın sıradan bir parçasıymış gibi görmeye başladık.
Oysa sıradanlaşan şey, tehlikenin kendisidir.
Malatya’da son altı ay içerisinde ölümle sonuçlanan intihar vakalarının sayısının 50 civarında olduğuna dair çeşitli söylemler duyuyoruz. Bu rakamın resmi verilerle mutlaka ortaya konulması gerekiyor. Ancak deprem bölgesinin tamamına baktığımızda ortaya çıkan tablonun çok daha ağır olabileceği endişesi var.
Burada artık kimse “Bana ne?” deme lüksüne sahip değil.
Buradan yetkililere açıkça sesleniyorum: Gelin, bu meseleye hep birlikte çözüm arayalım.
İntiharları, uyuşturucuyu, şiddeti, aile içindeki sorunları, gençlerin geleceksizlik duygusunu ve giderek artan toplumsal huzursuzluğu bir bütün olarak ele almak zorundayız.
Çünkü bugün bir gencimizi kaybediyoruz, yarın başka bir gencimizi…
Söylüyoruz, konuşuyoruz, toplantılar yapıyoruz ama çoğu zaman söylediklerimiz havada kalıyor. Oysa memleketin gençleri gözümüzün önünde kayboluyor.
Allah aşkına, artık harekete geçelim.
Günde bir gökdelen dikseniz, yüzlerce bina yapsanız, yolları yenileseniz, şehirleri yeniden kursanız ne olur?
Eğer toplumun ruhu yara alıyorsa, gençler uyuşturucunun pençesine düşüyorsa, şiddet günlük hayatın bir parçası haline geliyorsa yapılan binaların anlamı da eksiliyor.
Çünkü şehirleri sadece betonla değil, insanla yaşatabilirsiniz.
Bugün ülkenin farklı yerlerinden neredeyse her gün cinayet haberleri geliyor. İnsanların birbirine karşı neden bu kadar öfkeli ve şiddete meyilli hale geldiğini ciddi biçimde sorgulamak zorundayız.
Sokakta yürürken bile insan kendini eskisi kadar güvende hissetmiyor.
“Acaba nereden bir kurşun gelir?” diye düşünerek dolaşmak, bir toplum için son derece ağır bir tablodur.
Bunlar yetmezmiş gibi trafik kazaları da can almaya devam ediyor.
Bir yanda şiddet, bir yanda uyuşturucu, bir yanda intiharlar, diğer yanda trafik…
Peki biz daha neyi bekliyoruz?
Bütün bunları birbirinden bağımsız olaylar gibi görmek yerine, toplumsal bir alarm olarak değerlendirmemiz gerekiyor.
Üstelik bu mücadele siyaset üstü olmak zorunda.
Kimse kimsenin partisine, diline, dinine, mezhebine, memleketine bakmadan aynı masanın etrafında oturmalı. İktidarıyla, muhalefetiyle, yerel yönetimleriyle, güvenlik güçleriyle, eğitimcileriyle, aileleriyle, sivil toplum kuruluşlarıyla ortak bir mücadele başlatılmalı.
Gerekiyorsa cezalar ağırlaştırılmalı.
Gerekiyorsa denetimler sıklaştırılmalı.
Ama sadece cezayla da bu sorunun çözülemeyeceğini unutmamalıyız. Gençleri uyuşturucudan uzak tutacak sosyal alanlar, psikolojik destek mekanizmaları, ailelere yönelik çalışmalar ve okul çevrelerinde daha güçlü önlemler de hayata geçirilmeli.
Ve bütün bunlar yarın değil, bugün başlamalı.
Geçtiğimiz günlerde okullarda yaşanan bazı olaylar da hepimizi düşündürmeli.
Detaylarını burada yeniden yazmak istemiyorum. Çünkü bazen bir olayı sürekli anlatmak, görüntülerini tekrar tekrar göstermek, nasıl gerçekleştiğini ayrıntılarıyla aktarmak istemeden de olsa yanlış kişilere örnek oluşturabiliyor.
Özellikle çocuklar ve gençler açısından medyanın burada çok büyük bir sorumluluğu var.
Bir olay haber yapılacaksa elbette yapılmalı. Ancak haber vermek ile olayı teşhir etmek arasında çok ince bir çizgi var.
Şiddeti anlatırken şiddeti özendirmemek, intiharı haberleştirirken yöntemi ve ayrıntıları vermemek, çocukların karıştığı olaylarda onların geleceğini düşünmek zorundayız.
Çünkü bazen bir haber, farkında olmadan başka bir olaya kapı aralayabilir.
Biz artık sadece yaşananları haber veren değil, yaşanabileceklerin önüne geçmeye çalışan bir anlayışa ihtiyaç duyuyoruz.
Bu ülkenin gençleri bizim çocuklarımız.
Onları kaybettikten sonra “Neden oldu?” diye sormanın hiçbir anlamı yok.
Önce tedbir, sonra acı haber değil; önce insan, sonra her şey…
Bugün hâlâ zamanımız var.
Ama bu zamanın sonsuza kadar devam edeceğini sanıyorsak yanılıyoruz.
Toplumun alarm zilleri çalıyor.
Duyalım artık.
Çünkü mesele sadece bir kişinin, bir ailenin, bir mahallenin meselesi değil.
Mesele hepimizin meselesi.
Ve bu gidişata hep birlikte dur demezsek, yarın “Nerede yanlış yaptık?” diye soracağımız çok daha ağır bir tabloyla karşı karşıya kalabiliriz.

kocatascelil@gmail.com

YORUMLAR
DİĞER YAZILARI “Biz Onlara Yardım Ediyorduk, Yardıma Muhtaç Olduk” Öğrencim mi, Vekilim mi Kıymetli? Otomobile Binmek de Artık Lüks Oldu Enflasyon Değil, Pahalılık Sarmalında Bir Türkiye Depremden Sonra Değil, Türkiye’de Kira Gerçeği: İnsanlar Ev Değil, Geçinebilecekleri Bir Hayat Arıyor Evimiz Yanarken Camdan Bakmak: Deprem Gerçeği ve Bitmeyen Umursamazlık Milyon Euroluk Transferler, Milyarlarca Liralık Borçlar Bu Ülkede Bir Haftada Neler Yaşandı? Toplum Nereye Gidiyor? Sessiz Bir Çöküşün İçinde miyiz? Yiğit Muhtaç Olmuş Kuru Soğana Soğan 75 Lira: Bu Milleti Ağlatan Kim? Kuru Soğanın Acı Gerçeği: Bu Soğanı Kim Saklıyor? Bir Haftaya Sığan Türkiye, Bir Ömre Yayılan Sorunlar Mehterle Karşılayıp, İzmir Marşı'yla Uğurlayamadık Emekliler: İstatistiklerde "Var", Hayatta "Kayıt Dışı" Ekran Karşısında Bir Soru: Reyting Uğruna Toplumsal Denge Zedeleniyor Mu? Evin Kapısı Var, Ama Eşiği Çok Yüksek: Depremzede Anahtara Nasıl Uzansın? Tek Kelime, Irmak Öğretmen Öldü! Taksitli Memleket: Satılan Taşınmazlar, Ertelenen Borçlar ve Kâğıt Üzerindeki Refah Geleceği Baltalamak: Bedava Oksijenden Milyon Dolarlık Yıkıma Köy Yine Karışık; Herkes Bir Üstünlük Kurma Yarışında Sofradaki Truva Atı: Beyaz Ekmek ve Genetiği Değiştirilmiş Geleceğimiz Şimdi ne olacak, haydeee… Sandıktaki İrade, Tezgâhtaki Siyaset: Satılık Halk mı Var? Celladın Alkışçıları: Cambaz Bitti, Sıra Bizde Bir Günlük Bayram, 364 Günlük Sessizlik Ben Neyi Savunuyorum? O Ney La! Büyüklerin Fırtınası, Küçüklerin Tsunamisi Yeni İsimler Er Meydanında Sokağın Sahibi Kim: Korkunun Gölgesinde Yaşamak "Yol Benim" Yanılgısı ve Trafikte Can Pazarı “Geçim Değil, Direnme Mücadelesi: Ay Sonunu Değil, Yarını Düşünemiyoruz” Kazananı Olmayan Bir Sınav Nükleer Terazi Neden Hep Aynı Tarafa Eğiliyor? Beton Duvarlar Arasında Nefes Almak Suç mu? Bir Neslin Bitmeyen Hesabı: 1960–70 Kuşağı Köyde Kazan Kaynıyor Kürsü Sizin, Sokak Bizim! Sıradaki Kim? Kutuplaşmanın Dili Ortadoğu’da Bir Cümlenin Bedeli Mutluluk Bir İlçe Adı Değilse Eğer... Körler Sağırlar Birbirini Ağırlar Ramazan Gelince Hatırlanan Vicdan Bir “Şok” Diğerini Sökerken Köyde Büyük Telaş: Seçim Yaklaşıyor Tesadüf Değil, Operasyon! Küçük Enişte Bayramda, Köy Seçimde 6 Şubat: Bu Ülkenin Aynaya Bakmak İstemediği Gün Makamda Oturanlar ve Sahada Olanlar Adlî Emanet mi, Organize Yağma Düzeni mi? Bir Şehir Dolusu Mağduriyet Yarım Kalan Beton, Tamamlanmayan Sorumluluk 37 Proje, Bir Şehir Dolusu Mağduriyet Bu Ülke Depremden Çok Deprem Şarlatanlarından Çekiyor Adıyaman’da Siyasetin Çamura Saplandığı Yer Yeter Artık, Bi Kalkın 10 Ocak'ta Hatırlananlar Taziye Sofrası: Gelenek mi, Yük mü? Bir Sabah Yürüyüşünden Toplumsal Vicdan Muhasebesine 28 Bin TL ile Hayat mı, Hayatta Kalma Mücadelesi mi? Bir Felaketin Uzayan Gölgesi: Depremin 1000. Günü Kaysı, Sağlık ve Çimento: Bir Bölgenin Vicdan Sınavı Tekstilde Sessiz Göç: Türkiye’den Mısır’a Akan Yatırımlar Alarm Veriyor Pandemi Sonrası Kalp Krizleri: Bilim Konuşmalı, Kurumlar Susmamalı Köyün Bitmeyen Hikayesi: Küçük Eniştenin Sonsuz Fırıldakları Görünenin Ardındaki Gerçekler Siyaset, Sosyal Medyada Değil Sahada Yapılır! Yıkılan Evler Değil, Umutlarımızdı Vatandaş Soruyor Depremler İntiharları Tetikledi Mi? Düğün Magandaları Yine İş Başında! Bir Silah, Bir Mermi, Bir Can…. Balık Çiftlikleri “Barajları Kirletiyor” Diyenler Haksız Mı? Z Kuşağının Evliliğe Bakışı ve Artan Boşanma Oranları Neden Kurban Kesimi Yurt Dışında Daha Ucuz? “Adı Festival” Festival Demeye Bin Şahit Lazım Bir Zamanlar Turan Ülküsü Vardı Yıkılan Tarihi Yeniden İnşa Etmek 6 Şubat Depremlerinin Malatya’da Görünmeyen Yüzü Deprem Felaketinin Malatya’da Yaşam Üzerine Etkileri
Marka Flower Çiçekçi